Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BAŞKA SEÇENEĞİMİZ YOK

 “Yıllar önce bu odaya geldiğimde büyük bir Karl Marks heykeli vardı. O heykeli göremedim” dedim.

Karşıdaki kütüphanede kitaplar arasında adeta kaybolmuş küçük bir Karl Marks heykelini işaret etti.
 “Yani komünist düşünceden vazgeçmediniz” diye üsteledim.
“Hayır, hayır” dedi gülerek.
Büyük Karl Marks heykelinin Hristofyas’ın olduğunu ve giderken götürdüğünü belirtti.
 “Yine son geldiğimde çalışma masasının arkasında büyük bir Girne fotoğrafı vardı. Şimdi Picasso’yu andıran bir resim var. Yoksa Girne’den vazmı geçtiniz” dedim.
Bu soruma ciddi yanıt verdi;
 “Girne resmi de Hristofyas’ın idi. Giderken onu da götürdü. Gördüğünüz resim meşhur bir Kıbrıslı ressamındır.”
Ressamın adını da söyledi. Tanımadığımızı anlayınca annesinin adını söyledi.
Belli ki annesi Rum tarafında tanınmış birisidir.
Onu da tanımadık ve kendimizi bir garip hissettik.
Resmin sol tarafında Picasso’nun figürlerini andıran yüzlerinde acı ifadesiyle kadınlar var. Ortada ve sağda bir kaos. O kaosun içinde çeşitli dillerde yazılmış “savaşa hayır” yazıları.
AKEL Genel Sekreteri Andros Kipriyanu ile görüştük dün.
O, genel sekreterliğe seçildiğinde biz Havadis’i yeni kurmanın telaşındaydık.
O telaşlı günlerde yine bir araya gelmiştik ama makam odasında değil. Şimdi yerini hatırlayamadığım bir restoranda buluşmuştuk.
Dimitris Hristofyas Cumhurbaşkanı seçilmiş, onun yerine Andros Kipriyanu AKEL Genel Sekreteri olmuş ve Hristofyas ile Talat “Kıbrıslı çözüm için” görüşmelere başlamışlardı.
“Bu kez Kıbrıslılar kendi başlarına bir çözüm bulacaklar” heyecanı doruktaydı.
Çünkü her iki tarafta çözüm isteyen komünistler ve solcular vardı.
Malum “Kıbrıslı çözüm” süreci çöktü.
Önce Talat, sonra Hristofyas seçimleri kaybetti.
Şimdi masada iki sağcı Anastasiadis ve Eroğlu var.
Ve dünyanın bütün büyük güçleri devrededirler.
AKEL Genel Sekreteri Andros Kipriyanu “Çözüm için eşsiz bir fırsat var” diyor.
Cumhurbaşkanı Anastasiadis’i desteklemesini sürpriz saymamıza da hayret ediyor.
“Biz Anastasiadis’e değil çözüme destek veriyoruz” cümlesini tekrarlıyor ısrarla.
Çözümün detaylarına geçiyoruz ve neşeli hava yerini gerginliğe bırakıyor.

***

AKEL Genel Sekreteri Andros Kipriyanu’ya göre 1974’te Kuzey’den Güney’e göç etmek zorunda kalan 170 bin Rum’un geri dönme hakkı olmalı.
Zaten 100 bini Kıbrıslı Türklerin bırakacağı Rum oluşturucu devleti kontrolüne girecek topraklara geri dönecekler.
Geri kalan 70 bininin de Türk kurucu devleti kontrolünde kalacak topraklara dönme hakkı olmalı. Mülkleri üzerindeki söz hakkı onlara verilmeli.
“Peki Kıbrıslı Türkler nereye gidecek” diyoruz, ortamın elektriği yükseliyor.
“Bunlar görüşme masasının konularıdır, şimdiden konuşmanın faydası yoktur” diyerek başka konuya geçiyor.
Dikkatimi çeken en önemli sözlerinden birisi de “her konunun bütünlüklü bir şekilde ele alınması gerektiği” sözleri oluyor.
Yani bu bir nevi pazarlığa açık kapı bırakma anlamına geliyor.

***

AKEL Genel Sekreteri Andros Kipriyanu ile yapılan mülakatın tümü bugün Havadis’te yayınlanıyor.
Havadis bir süredir Güney’in ve Güney’deki elçilerin nabzını tutmaya çalışıyor.
Öyle ya çözüm müzakereleri başlıyor ve tarafların pozisyonlarının ne olduğunu Kıbrıs Türkünün bilme hakkı vardır.
Bilerek, tartışarak ve birbirimizi ikna ederek bir sonuca ulaşmalıyız.
Başka seçeneğimiz yok…