UBP kurultayı ile igili 4 adayın Özgürgün’e karşı Ersin Tatar’a destek vermeleri sürpriz değil, beklenen bir gelişmeydi. Çünkü ilk turda ortaya çıkan sonuçlar, daha doğrusu ikinci tur şansını kaybeden Üstel, Çavuşoğlu, Saner ve Töre’nin karşısına aday olarak çıktıkları Özgürgün’e destek verecek halleri yoktu. Hele de aldıkları oy oranlarına baktığımızda, gelecek için Tatar’ın yanında olmaları kaçınılmazdı…
Şimdi, söz konusu bu dörtlünün, aldıkları oyları Ersin Tatar’a kanalize edip etmeyeceklerine, daha doğrusu ne kadarını sandığa getireceklerine bakacağız. Dün bir tv kanalına konuk olan Ersin Tatar’ın, “4 adaya oy verenlerin %80’nini sandığa getirmeyi başarırsak kazanırım” sözleri, aslında ikinci turun, öyle sanıldığı kadar kolay geçmeyeceğini gösteriyor…
Peki ama bu dört kişi Ersin Tatar’a neye karşılık destek vermeyi kabul ettiler? Sorulması gereken soru bu aslında. Bu dörtlünün üye bazında yerlerde sürünen desteği ve dolayısıyla ilk seçimde milletvekilliğini de kaybetme korkusu, bu kurultayda Ersin Tatar’ın yanında yer almalarını zorunlu kıldı. Zaten basına verilen fotoğrafa iyice bakarsanız, bazılarının yüzlerindeki ifade, bunu doğrular nitelikteydi…
Aslında iş sadece bunlarla da sınırlı kalmadı tahminimce. Destek verdikleri Tatar’dan başka menfaatler de aldıkları ortada. Bunlar da, Ersin Tatar’ın kazanması halinde, hükümette yapılacak değişikliklerle bakanlık koltuğu olabilir mi acaba..? Tamamen menfaata dayalı bir sistem üzerine kurulmuş olan UBP’de, kimse kimseye kara kaşı kara gözü için destek vermez. Verdiği desteğin mutlaka bir karşılığı olmalıdır…Bu karşılık da, bu şartlarda koltuktur…
Eminim bu iddialarımı inkar edecekler ve yüksek perdeden “inanç, partinin geleceği, birlik beraberlik” gibi bilindik o savlarını ileri sürecekler. Ama nereye kadar…. Dedim ya, zor ama Ersin beyin kazandığını düşünelim. Yarın bu dört arkadaşın hepsi veya çoğunluğu, bakanlık koltuklarına otururlarsa ne cevap verecekler..? Zaten ta başından Tatar ve Töre hariç, diğer üçünün bakan olamadıkları için aday oldukları konuşuluyordu. O zaman UBP’li üye çıkıp da, “bu desteği sırf koltuk uğruna verdiniz, yani siyaseten rüşvet aldınız” derse ne cevap verecekler dersiniz…
Şaşırtıcı değil. Yıllardır bu ülkede işler böyle yürüyor. Herşey, al gülüm, ver gülüm hesabı üzerinden…
Onun için bunları eleştirmek yerine, “afferin adama, işini biliyor” derlerse de yine şaşırmayacağım…
Dün de yazdım, bana göre bu desteğe rağmen Ersin Tatar’ın kazanma şansı, Hüseyin Özgürgün’e göre daha zayıf. Bu birleşmeye karşı, onun da bir hamlesi olacaktır mutlaka. Hele de ilk turda kıl payı kaçırdığı başkanlığı, göz göre göre bırakmaya hiç niyeti yok…
Ancak bir gerçek var ki o da, tarafların parti içinde keskin bir şekilde ayrıldıkları. Siz bakmayın kurultay sonrası elleri havaya kaldırmalarına. Bundan sonra kim kazanırsa kazansın, taraflar arasındaki “kan davası” bitmeyecek. Ve bu hesap da, geçmişte olduğu gibi, önümüzdeki ilk seçimde kesilecektir…
İÇİŞLERİ VE ÇALIŞMA BAKANLIĞI’NDAN AÇIKLAMA…
Sayın Mehmet MOREKET;
4 Kasım 2015 tarihli Havadis Gazetesi’nde yayınlanan; "SIRADIŞI" isimli köşenizde yer alan “Sigortalarda Para Çok " başlıklı değerlendirmeniz hakkında, İçişleri ve Çalışma Bakanlığı bir açıklama yapma gereği duymuştur.
Mevcut yasal duruma göre, ülkemizde çalışma izinli olarak bulunan sigortalıların, işsiz kalması halinde en geç 1 ay içerisinde ülkeyi terk etmeleri gerekmektedir. Dolayısı ile ülkede kalıp; iş arama ve işsizlik ödeneğinden yararlanmaları mümkün değildir. Bu nedenle işsizlik sigortasından faydalanmaları da söz konusu değildir.
Ancak, Daimi İkamet İzni Yasasına göre, beyaz kimlik alma hakkına sahip olacak olan sigortalılar ülkeyi terk etmek zorunda olmayacakları için, işsizlik sigortası ödeneği koşullarını da yerine getirmeleri halinde işsizlik ödeneğinden yararlanabileceklerdir.İşsizlik ödeneği prim yatırım süresine bağlı olarak ödenmektedir.
İşsizlik Sigortası Ödeneği Koşulları:
2-5 yıl arası yatırımı olanlar 120 gün
5-15 yıl arası yatırımı olanlar 156 gün ve
15 yıldan fazla yatırımı olanlar 180 gün süre ile işsizlik ödeneği alabilmektedir.
İçişleri ve Çalışma Bakanlığı
Basın ve Halkla İlişkiler Birimi
YERİN KULAĞI VAR
BEŞİ BİR YERDE:
UBP kurultayının ikinci turunda Ersin Tatar, Oğuz Ceyda hariç muhalif adayların desteğini almayı başarmış. Havadis’in dünkü manşetinde olduğu gibi “beşibiryerde” kurultaya gidiyorlar. Şimdi iş, ikinci tura kalmayı başaramayan 4 adayın destekçilerinin, oylarını Tatar’a yönlendirilmesine kaldı. Bu biraz zor gibi görünse de, imkansız değil…
SUÇLAMALAR MESNETSİZ:
Hüseyin Özgürgün’e karşı aday olanların bu süreçte en çok eleştirdikleri “Özgürgün, kurultayı kazanmak için kendine oy verecek kişileri yazıyor” suçlamalarının ne kadar mesnetsiz olduğunu gördük. Üye yazılan on bine yakın kişinin sadece altı kusur bininin oy kullanması ve bunların da 2700 kusurunun Özgürgün’e oy vermesi, aslında kurultay öncesi Özgürgün’e yönelik iddiaların gerçeği yansıtmadığının göstergesiydi…
ÖRTÜYÜ KALDIRSIN:
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın seçim propaganda döneminde örtülü ödenekle ilgili söyledikleri hala kulaklarımızda. Bugünlerde basında da bu konu gündemde. Önümüzdeki haftalarda Meclis yeni bütçe görüşmelerine başlayacak. Hani bu vesile ile Sayın Akıncı kendi bütçesi görüşülürken, örtüyü kaldırsa fena olmayacak…
VARSIN KRİZ OLSUN MU:
Kemal Deniz Dana, hem yasaların, hem de kendisinin sevk ve idare tecrübelerinin Turizm Müsteşarı olmasına yettiğini savunuyor. Konuşmasında ayrıca, “partim bana başka bir görev de verebilir, turizmde ısrar da edebilir” diyor ve yaşananların kendisini de ailesini de üzdüğünü ekliyor. Şimdi burada Turizm Müsteşarlığı’nın politika ve vizyon ortaya koymak için teknik birikim gerektirdiğini tartışmak beyhude görünüyor. Sadece şunu söylemek isterim ki, bu kadar tartışma üzerine, kendiliğinden çekilmesi gerekirdi. Yani kendi ismi için UBP’nin kriz yaşamasını ister gibi bir hali var ve bu bana ters geliyor…
KIBRIS’TA ANLAŞMA DÜNYANIN ÇIKARINA MI:
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Eide, Economist dergisinin Güney’de düzenlediği toplantıda, çözümün beklenenden çok daha kısa sürede gerçekleşebileceğini, onun için de ekonomik yönünün hazır olması gerektiğini söylemiş. ABD’nin bir dönem Ticari ataşeliğini yapan Miriam Saphiro da, çözümün her iki taraf için de büyük ekonomik fayda getireceğini anlatmış. Hepsi iyi güzel de, kırk yıldır her süreçte bu tür söylemleri duymaya alışkın olduğumuz için fazlaca da inandırıcı gelmiyor. Bölgede çıkarı olan ülkelerin ve özellikle AB ve ABD’nin Kıbrıs’ta taraflar arasında bir uzlaşmayı gerçekten isteyip istemediğinden emin olamadığım için sanırım…
ŞİMDİLİK ERTELENDİ:
Bakan Şahali, çiftçi ve hayvancının devletten alacaklarının bir kısmının yakın bir zamanda ödeneceği sözünü verince, eylemler şimdilik durdu. Bu “yakın zaman” inşallah uzamaz ve Sayın Bakan verdiği sözün arkasında durur. Yoksa çiftçi ve hayvancı Lefkoşa’yı kilitlemeye oldukça kararlı…
ZİRVEDEKİLER
Erdinç Gündüz: “’Her ne pahasına olursa olsun çözüm’ diyenler de var, ‘ne pahasına olursa olsun çözüm mözüm yok’ diyenler de. Ben daha çok ikinci gruptakilere takmış durumdayım. Yani ‘Ne pahasına olursa olsun çözüm yok ve olmamalı’ diyenlere. Çözüm olmazsa ne olur ? Yıllardır ‘çözümsüzlük çözümdür’ diye bağıranlar bayram eder….Türkiye’ye her şeyiyle muhtaç bir şekilde, yaşamlarını sürdürmeye devam ederler…K.K.T.C.’nin tanınması umutlarını sürdürürler… Tanınırsa ne ala… Tanınmazsa, ‘Devletiz’ diye kendi kendilerini kandırmaya devam ederler…”.
DİPTEKİLER
Beşli İttifak: “UBP’de ‘ben değil biz zamanını’ hâkim olmak, UBP’nin kurumsallaşmasını sağlamak ve partimizi yeni döneme hazırlamak için var gücümüzle hep birlikte çalışacağımızı belirtir, tüm UBP’lileri bizimle birlikte bu yolu yürümeye davet ederiz…”. Yoruma gerek var mı…
NOT: Bana biraz müsaade. Biraz dinlenmek için, bir haftalığına sizlerden ayrılıyorum. Yeniden buluşmak dileğiyle…
































