AKP iktidarı birçok konuyu ele alışıyla sonrasında geldiği nokta arasında ciddi farklılıklar oluşturmayı başarmış bir iktidardır.
Bunu alışkanlık haline getirmiştir, çünkü ele aldığı konunun özüne değil genelde başka bir hesabın peşinde olmuştur.
Kıbrıs sorununda da öyle olmadı mı?
“Bir adım önde olacağız” dendi.
Kökü “milli görüşe” dayananların amacı Kıbrıs sorununu çözmek değildi.
Başka bir hesap “milli görüşe” ağır bastı.
Ordu ile hesaplaşmayı başlatmaktı esas hesap.
Kıbrıs sorununun çözümünde “milli görüşçüleri” ilk önce “Kıbrıs Türk solu” ve sonrada her ikisini “emperyalist batı” ile bir araya getiren ortak payda da bu hesaplaşmaydı. Bu üçlü koalisyon Kıbrıs’ta yalnızca çözüm içgüdüsü ile bir araya gelmedi.
“Batı” için Kıbrıs sorununu çözmeyi bir kenara bırakın Ortadoğu’da bugün gelinen noktaya gelmek için bulunmaz fırsattı TSK’nin yıpratma sürecinin başlaması. Bu süreç Kıbrıs’ta “AB tutkusunun” etkisinde Annan planıyla başladı.
Bu hesaplaşmanın Batı için Kıbrıs’ın ötesinde oluşturduğu “stratejik derinliği”, uzmanlığı stratejik derinlik olan “sığ su dalgıçları” anlayamadı. Anlayamadı çünkü akılları başka taraftaydı.
Kıbrıs’ta çözüm derken akıllarda TSK ile hesaplaşma vardı. Aynen “AB’ye uyum kriterleri” ve “Kürt açılımı” dediklerinde olduğu gibi.
Üç koalisyon işe Kıbrıs’ta Denktaş’ı ekarte etmekle başladı.
İçte ve dışta “hem hükümet hem de iktidar olduğumu ispatlayacağım” demeye çalışılıyordu “milli görüşçüler.”
Sırasıyla öyle de oldu.
Annan Planı’ndaki fay hattı kırılmasından sonra, Türkiye’de askere art arda operasyon yapıldı. İş işten geçtikten, atı alan Üsküdar’ı değil Bağdat’ı geçip Yemen’e vardıktan sonra geçen yıl “kandırıldık” dendi.
Kürt açılımı, demokratikleşme dendi. Önceleri saklansa da PKK ve Öcalan ile müzakere bile edilmeye başlandı. Ok yaydan çıktıktan sonra geçtiğimiz ay “MHP haklıymış müzakere etmemeliydik, kandırıldık” dendi.
Bir süre sonra Kıbrıs sorununda da Rahmetli Denktaş haklıymış denirse şaşar mısınız?
Ben şaşırmam.
AKP’nin bahar havalarını üfürmekteki geçmişi, başlangıçları umut dolu ses getirse de, pek parlak noktalara gelmediğini hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda var. AKP’nin “baharları” böyle aniden kışa da dönebiliyor. Bu süre içerisinde verilen ödünler de dert üstüne dert oluyor. Kürt açılımı ve komşularla sıfır problem söylemlerinde gelinen nokta ortadadır.
Türkiye nezdinde bizim Kıbrıs’ta tüm bunlara müdahil olmamız Kıbrıs’ın Kemalist düşüncenin arka bahçesi, yetiştirme ve olgunlaştırma alanı olmasından dolayı oldu.
Kıbrıs sorunu ve çözüm arayışı geçmişte soğuk savaşın, bugün de Türkiye’nin güneydoğusu başta olmak üzere bölgesindeki mezhep mücadelesinin parçası haline gelmiştir. Geçmişte yaşadıklarımız ve bugün geldiğimiz nokta, Kemalist düşüncenin temsil ettiği kurumun önce komünizm, sonra laiklik ve şimdi de din eksenindeki konumlandırılmasından dolayıdır.
Türkiye’deki iktidar adadaki garantörlüğünün sulandırılmasının, bireysel mülkiyet hakkının tanınmasının pratikteki yansımasına göz yumup onay verecekse anlaşma istemesinden dolayı olmayacak. Annan Planı’nı kullanarak Kıbrıs’ta başlattıkları Kemalist düşünce ile hesaplaşmanın sonucu zayıflayan devlet omurgasının etrafında ve içeride daralan çemberinin baskısından dolayı olacak.
Çözümde yer alan unsurlardan dolayı anlaşmaya onay vermeyecek AKP iktidarı. Batı ve dış sermaye ile ilişkisini düzeltebilmesi, Kürt sorununda ve bölgede nefes alabilmesi için önündeki sınırlı alternatiflerden biri Kıbrıs’ta çözümden geçtiğinin hesabını yaparak hareket edecek.
Bunun için artık kendimize gelelim. Hala daha kendi yönetim beceriksizliğimizi ve düzensizliğimizi devleti ortadan kaldırmakla çözebileceğimizi düşünenler var.
Arkamızda Kıbrıs konusunda geçmişe göre farklı düşünen bir siyasi irade ile onun etkisinde olan bürokrasi ve özel sektör var.
Buna rağmen bir macera uğruna “bu sefer ya tutarsa” diyerek kurduğumuz devleti ortadan kaldırmak çok büyük bir hata olur.
Dünün Türkiye’sini varsayarak yarının Kıbrıs’ına çözüm aradığımızın bilincinde olalım. Bunu doğru okuyalım. Yoksa yarın çok aranır dururuz, O beğenmediğimiz hem kendi hem de TC Devleti’ni.
Bunun için uyanmaya gerek yok, bundan sonra uyumasak yeridir.
































