İşte pratik önlemler…
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Aziz Gürpınar, iş kazaları ile ilgili önlemler paketi açıkladı.
-Devlet ihale sistemine iş sağlığı ve güvenliğinin dahil edilmesi;
-Okullarda iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri verilmesi;
-İşyerlerinde risk değerlendirmesi yapılarak iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin denetlenmesi;
-Daha çok iş sağlığı ve güvenliği uzmanı yetiştirilmesi;
-2015’ten itibaren iş kazası yaşanan yerlerde daha fazla, kaza olmayan işyerlerinde ise daha az sosyal güvenlik primi ödenmesi;
-İş kazalarında hata, kusur ve ihmali bulunanlara verilen cezaların artırılması” …
Her biri birbirinden önemli.
Anlamadığım, ihale sistemine iş güvenliğinin dahil edilmesi konusu. Yani devletten ihale alan, ya da almayan her şirket, zaten bu ülkenin iş güvenliği ile ilgili yasalarına uymak zorunda değil miydi? Ha, herhalde yeterli denetim olmadığı için, değildi…
Her konuda olduğu gibi, yine iş denetime geliyor. Daha çok denetim elemanı yetiştirilmesi ve cezaların arttırılması bence öncelikli konudur. Şimdi kimse kalkıp da “İstihdam yapmamız gerekiyor” demesin. Devletin elinde, mesleklerine göre istihdam edilmeyen yüzlerce insan var. Herhangi bir kadroda olmayan geçiciler var. Bunların içinden istedikleri niteliklerde, istedikleri sayıda elemanı hemen belirleyip, yetiştirmeye başlamalılar.
Aynı zamanda cezaların arttırılması da yasa konusu olduğuna göre, daha fazla can yanmadan bu yasa değişikliği de ivedilikle Meclis’e gelmeli.
Ancak bunlar yapıldıktan sonra “bravo” diyeceğiz.
Haydi Sayın Gürpınar, elinizi çabuk tutun. Bekleyecek, bekletilecek bir konu değil.
Niyetiniz güzel de, bizdeki siyasetin uygulamada sınıfta kaldığı da, herkesin malumu.
İktidar değil, hükümet oldular…
28 Temmuz seçimlerinin üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçti. Şu ana kadar, elle tutulur ne bir icraat yapıldı, ne de umut veren bir adım atıldı. Yapılan sadece kulağa hoş gelen süslü sözler ve beyanatlar…
Biz bunları yazdığımızda bozguncu oluyoruz. Ya da Tufan Erhüman’ın geçtiğimiz günlerde yazdığı gibi, “Kim daha çok eleştirir diyerek, gagalıyoruz”…
Onlar duymak istemese de, durum ortada…
Ortakların her ikisinden de söz edilebilir ancak, DPUG’yi konuşmak istemiyorum. DPUG hem küçük ortak, iradesi sınırlı. Hem de öyle bir iddiası zaten yoktu…
Hatırlayacaksınız 28 Temmuz seçimlerinde “Bir Parti Var” sloganını kullanan Yorgancıoğlu ve partisi, ülke ekonomisi düzenleyip düzlüğe çıkaracak tek partinin CTP olduğunu savunarak, ekonomiyi düzenli olarak büyütecek programa sahip bir parti olduğunu söylüyordu… Ancak ne yazık ki bu “bir parti” bugün iktidarda ama, bırakın ekonomiyi düzlüğe çıkarmayı, ülkenin hiçbir ciddi sorununa çözüm üretecek bir icraata imza atmayı başaramadı. Demek ki propaganda döneminde söylenen ve ülke sorunlarını çözecek, toplumu refaha çıkaracak diye vaat ettikleri ne bir program, ne de öngörü ve hazırlıkları varmış…
Elektrik Kurumu’nun özelleştirilmesini, ekonomik protokolle ilgili yapılacak olanları, sağlık ve eğitimde mevcut ve acil sorunları iktidar olmaları halinde önlerinde bulacaklarını bizden çok iyi biliyorlardı veya bilmeleri gerekirdi. Bu temel sorunların çözümü için, 2009 seçimlerinde Derviş Eroğlu’nun söylediği gibi, “formülün ceplerinde” olduğunu iddia etmemişler miydi..?
Seçimlerin üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçti. Söyler misiniz, bu saydığım sorunların hangisini çözme yönünde bir program açıklayıp adım attılar..? HİÇ… Askerlik sorununu mu, yoksa Polise Genel Müdür atamayı mı çözdüler..? Geçmişte olduğu gibi hala daha, eğitimdeki öğretmen eksikliğini, sağlıkta yaşanan sorunları tartışmıyor muyuz..?
Mesela ekonomi; her geçen gün hayatı daha da pahalılaştırarak mı düzlüğe çıkaracaklar ekonomiyi?
Sonuç olarak hükümetin ülkenin temel sorunlarını çözecek irade ve hazırlığı olmadığını söylersek, yanlış bir değerlendirme yapmış olmayız sanırım…
Yazımın başında da demiştim bu hükümetin küçük ortağı DPUG’yi yazmayacağım diye. Zaten yaptıkları ortada, ama gerçek olan bir şey varsa o da, CTP hükümet olmanın cefasını çekerken, küçük ortak ise sefasını sürdürmeye devam ediyor…
Hatırlayın 2003 seçimlerinde de ülkedeki tüm sorunların çözümünü Annan Planı’na bağlamışlar, tüm dertlerin çözümle ortadan kalkacağını iddia etmişlerdi. Daha sonra bu yaptıklarının hata olduğunu defalarca bizzat kendileri ifade etmişlerdi. Aradan 11 yıl geçmesine rağmen öyle görünüyor ki, ne yazık ki CTP, geçmişten hiç ders almamış…
YERİN KULAĞI VAR
KİM BU RÜŞVET VERENLER:
Son yıllarda rüşvet iddialarıyla yatar kalkar olduk. Sürekli yazılıp çiziliyor ama, bir türlü sonuçlanmıyor veya sonuçlandırılmak istenmiyor. Tarım eski bakanlarından Kenan Akın da, katıldığı bir TV programında kendisine atacağı bir imza karşılığı 500 bin dolar rüşvet teklif edildiğini açıkladı. Tamam da rüşveti kim teklif etti? Bunu niye söylemekten çekiniyorlar anlamıyorum. Çıkın bu adam, bu şirket bana rüşvet teklif etti deyin. Kusura bakmayın ama, bunu açıklamadığınız zaman, bu iddialarınız diğerleri gibi havada kalır…
ZAROĞLU AYNI FİKİRDE Mİ:
Kudret Özersay’ın Cumhurbaşkanı adaylığını açıklamasının hemen ardından kendisine destek vereceklerini açıklayan Hataylılar Derneği Başkanı Bertan Zaroğlu, o günden beri sessizliğe büründü. Kendisini Derviş beyin, “manevi oğlu” olarak tanımlayan Zaroğlu’nun, Özersay’a destek vereceğini açıklaması hayli ilgi uyandırmıştı. Şimdi Derviş bey aday olacağı yönünde sinyaller veriyor. Bu durumda Hataylıların desteği Derviş Bey’e mi olacak, yoksa Özersay’ı desteklemeye devem mı edecek..?
ALACAKLARINI ZATEN SÖYLEMİŞLERDİ:
Kıb-Tek’e istihdam edilenler yine siyasetin gündemine oturdu. Hükümet kanadı 36 kişi derken, muhalefet sayının 100’ün üzerinde olduğunu iddia ediyor. Öyle veya böyle, CTP Genel Sekreteri Kutlay Erk aylar önce bu istihdamların yapılacağı konusunda partililerine söz verdiklerini zaten söylemişti, onun için kavga etmenin bir anlamı yok… Aynen İrsen Küçük gibi…
BİR DE ONU AÇIKLASANIZ:
Başbakan Yorgancıoğlu çıkarılan af kararı ile 50 milyon liralık bir para tahsil edildiğini açıkladı. Gerçekten iyi ve hesapta olmayan bir para. Buraya kadar her şey güzel de, Maliye’nin kasasına 50 milyon taze para girerken bunun karşılığında kaç para affedildi, kimse bilmiyor. Sayın Başbakan çıkıp bunu da açıklamalı…
TAÇOY’UN İÇSEL MESELELERİ:
Hasan Taçoy dün Meclis’te CAS konusunda bir konuşma yapmak üzere kürsüye geldi. Ancak konuşmasında bir kaç kez, kendinin yoğurttan ağzının yandığını, yine kendi içsel meseleleri nedeniyle bugüne kadar bu konuda konuşmadığını falan söyledi. Doğrusu ne demek istediğini anlayamadık. CAS çalışanlarının dertleriyle Taçoy’un kendi dertlerinin ne gibi bir ilişkisi olabilirdi ki? Olsa olsa, CAS çalışanlarının sorunlarının temelinde, bizzat kendisinin bulunması olurdu. Onu mu demek istedi acaba..?
ESNAFIN BEKLEDİĞİ TONLA YASA VAR:
Esnaf ve Zanaatkarlar Odası’nın yeni Başkanı Mahmut Kanber, oda olarak bu dönemdeki hedeflerini sıraladı. Yalnız bunların içinde, ağırlıklı olarak hükümete düşen görevler var. AB’nin, küçük ve orta ölçekli işyerlerini belirleme kriterlerinin KKTC’de uygulanmaması; odanın yasasının yenilenmesi gerektiği, yurt dışından işçi getirilmesinde Oda’nın da denetimde yer alması; işyerleri standardı oluşturulması; oda üyeliklerinin yenilenmesi konusunda Belediyeler Yasası’nda düzenleme yapılması gibi hususlar, doğrudan hükümeti ilgilendiriyor. Devlet düzgün işlemezse, ekonomi de, çarşı da, piyasa da düzgün çalışamıyor. Bu kadar basit…
ZİRVEDEKİLER
Aziz Gürpınar: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın, iş kazalarını önleme adına ortaya koyduğu önlem paketini bir taahhüt olarak görmek lazım. Bu durumda en kısa sürede uygulanmasını bekleyeceğiz. İstenirse üretilebiliyor, istenirse bir şeyler düzeltilebiliyor…
DİPTEKİLER
Kısır Tartışmalar: Siyasilerin birbirlerine yönelik suçlamalarına anlam veremiyorum. Daha birkaç yıl önce o iktidar koltuklarında oturanlar, dün yaptıklarını unutmuş gibi muhalefet olma içgüdüsüyle aslında kendi yaptıklarını eleştiriyorlar. Sen yaparken iyi, ben yapınca kötü, mantık bu. 40 yıldır da bu kısır döngü böyle devam ediyor. Muhalefette eleştirecek ama iktidara geldiklerinde aynısını yapacaksınız.
































