Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Başka bir dünyadan anılar – 37 Dört renk, dört takım

İngiliz Okulu’na kayıt yaptıran her öğrenci otomatik olarak bir takımın üyesi de olurdu. Okulda dört takım vardı: Kırmızı renklere sahip olan Wolseley, açık mavi renkli Newham, sarı renkli Beaconsfield ve lâcivert renkli Kitchener. Hangi ölçülere göre öğrenciler bu takımlara bölüştürülüyordu bilmiyorum. Ben Wolseley takımına ayrılmıştım. Takım rengimiz kırmızı olduğu için hoşuma da gitmişti.
Yıl boyunca bu takımlar arasında maçlar yapılırdı. Herkes yeteneğine göre bir veya birkaç spor dalında yarışırdı. Önemli yarışlar olduğu zaman biz küçükler seyirci olarak oyuncuları veya yarışmacıları alkışlar teşcî ederdik.
Bizim zamanımızda büyükler arasında başarılı olan sporculardan birkaç tanesinin adı hala aklımdadır. Meselâ, yüksek atlamada Gürsel çoğunlukla birinci gelirdi. Türk olduğu için ellerimizi patlatırcasına kendini alkışlardık. Futbolda Caner ve Mustafa aklımda kalan isimlerdir.
Futbol maçları çok eğlenceli olurdu. Sahanın her tarafını görmek için tribünlerin en üst basamaklarında oturmayı tercih ederdik. En alt birkaç basamak çoğunlukla boş kalırdı. En alt basamak sınıf arkadaşlarımdan biri tarafından işgal edilirdi. Bu arkadaş maça kendisini öylesine kaptırırdı ki saha boyunca bir aşağı bir yukarı koşardı. Oyuncularla birlikte kaleye şut atar veya kafaya çıkardı. Bizler de maçtan çok bu arkadaşın hareketlerini izlerdik. Elbette maç seyrederken hepimiz de heyecanlanırız. Ama maça kendisini öylesine kaptıran iki kişiye şahit oldum: Sözünü ettiğim sınıf arkadaşımız  Abdurrahim Albayrak.
Üçüncü yıl sonunda okuldan ayrıldığım güne kadar takımlara verilen bu isimlerin ne anlama geldiği hakkında hiçbir fikrim yoktu. Çok sonraları bu isimleri tanıma fırsatını buldum. Meğer bu isimler, şöyle ya da böyle, Kıbrıs’la ilgisi olan İngiliz ileri gelenleriymiş.
Bizim takıma adını veren Mareşal Garnet Joseph Wolseley (1833-1913), İngiliz Yüksek Komiseri olarak 12 Temmuz 1878 günü Kıbrıs’a gelen ve yönetimi Osmanlılardan devralan kişiydi. Kırım Savaşı’nda gösterdiği başarılar nedeniyle Mecidiye nişanıyla, Mısır ve Sudan’daki başarıları nedeniyle Mısır Hidivi tarafından Osmaniye nişanıyla taltif edilmişti. 1901 yılında tahta geçen Kral Edward tarafından İstanbul’a gönderilmiş yeni kralın politikaları hakkında Sultan Abdulhamit’e bilgi vermişti. Bu kabulde Abdulhamit, onu pırlanta taşlarıyla bezenmiş bir Osmaniye nişanıyla taltif etmişti.
Wolseley Lefkoşa’ya geldiğinde askerleri için bir kamp kurmuştu. Bu mevki uzun yıllar Wolseley Baracks olarak anılmıştı. Son zamanlarda bu adı duymaz oldum. Belli ki Türkler de Rumlar da Wolseley’i artık unutmuşlardır. (Bir “Wolseley Baracks” da Kanada’da varmış. Kanadalılar onu yad etmeyi sürdürüyorlar.)
Açık mavi renkli takıma adını veren Canon Newham (1864-1946) bir Anglikan papazı ve eğitimciydi. 1900 yılında İngiliz Okulu’nu kurdu. İddiaya göre, Kıbrıs’a futbolu, çim hokeyini ve kriketi tanıtan kişiydi. 30 yıl süreyle (1900-1930) Maarif Müdürlüğü yapmış ve müdürlüğü sırasında hem adada okul sayısını artırmış hem de eğitim kalitesini yükseltmişti. Emekliye ayrıldıktan sonra Girne’ye yerleşmiş ve orada ölmüştür.
Sarı renkli takıma adını veren Lord Beaconsfield (1804-1881), İngiltere Başbakanı Benjamin Disraeli idi. İngiltere’de başbakanlık yapmış Yahudi orijinli tek adamdır. Başbakanlığı sırasında (1874-1880) bizi ilgilendiren iki önemli işe imza atmıştı.
Birincisi, Süveyş Kanalı’na ortak olmak. 1875 yılında Mısır Hidivi İsmail Paşa’nın Süveyş Kanalı hisse senetlerini Fransızlara satmaya çalıştığı haberini aldı. Hemen olaya müdahale etti ve arkadaşı Rothschild’den 100 Milyon Frank ödünç para alarak İsmail Paşa’nın hesabına yatırdı. Parlamentodan daha sonra karar geçirerek parayı komisyonuyla birlikte dostuna iade etti. Bu sayede İngiltere, Hindistan yolu üzerinde önemli bir geçit olan Süveyş Kanalı’nda söz sahibi oldu.
Ne var ki, kâğıt üzerinde de olsa Mısır, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçasıydı. Süveyş Kanalı’nı koruyup kollamak için askeri bir üsse ihtiyacı vardı. 1878 yılında Disraeli, bu fırsatı ele geçirdi. O yıl Rus ordusu İstanbul’un kapılarına dayanmış ve Ruslar Osmanlılarla Ayastefanos (Yeşilköy) anlaşmasını  yapmışlardı. Bu anlaşmayı kabul etmeyen İngiltere, tarafları yeni bir anlaşma yapmak üzere Berlin’e davet etti.
Berlin’de Disraeli bir yandan Ruslarla öte yandan da Osmanlılarla gizli görüşmeler yürüttü. Ruslar kazandıkları toprakların çoğundan çekilmeyi kabul etmişler ama Besarabya, Batum ve Kars’ın kendilerinde kalmasını istiyorlardı. Disraeli Osmanlılardan Kıbrıs’ı koparınca Rusların isteklerini kabul etti. Osmanlılarla yaptığı anlaşmada da Rusların Doğu illerinden çekilmesiyle birlikte Kıbrıs’ı iade edecekleri maddesini koydurdu. (Ruslar bir daha Batum’dan çıkmadılar.) İngilizler daha sonra Mısır’ı da ele geçirecekler ve Kanal’ı kontrol edeceklerdi. Abdul Nasır, Kanal’ı millileştirinceye kadar. 
Lâcivert renkli takıma adına veren Mareşal Horatio Herbert Kitchener (1850-1916) henüz genç bir subayken Kıbrıs’ta harita çalışmalarına katıldı. Bir yıl sonra Mısır ordusunda subaylık yaptı. Önce “Binbaşı” sonra da “Serdar” unvanlarını kazandı. Daha sonra Güney Afrika ve Hindistan’da savaşlara katıldı. Birinci Dünya Savaşı’nda Savaş Bakanı oldu. 1916 yılında Ruslarla görüşme yapmaya giderken içinde bulunduğu gemi, bir Alman mayınına çarparak battı. Gemide bulunan 600 kişi ile birlikte Lord Kitchener de boğularak öldü. Cesedi bulunamadı. İngiliz ordusunda gulampareliği ile nam salmıştı.
Biz öğrenciler neyin kim olduğunu bilmeden takımlarımız için mücadele eder, ter dökerdik.