Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen) Barbaros Şansal’ın sınır dışı edilmesinde bahsi geçen gazetecilerin Basın-Sen üyesi olmadığını bildirdi.
Basın-Sen Yönetim Kurulu’ndan yapılan yazılı açıklamada, “Daha önce de bu ve buna benzer olayların yaşandığını hiç ayrım yapmadan ortaya koyarak eleştirmiş bir sendika olarak, bu konu özelinde bahsi geçen gazetecilerin sendikamızla bir bağı olmadığını ve dolayısıyla etik ihlallerde bulunan gazetecilerle ilgili ayrıca açıklama yapma ihtiyaç duyulmadığını da saygılarımızla bildiririz” denildi.
Barbaros Şansal’ın sınır dışı edilmesi ve sonrasında yaşanan linç girişiminin Basın-Sen tarafından yakından takip edildiği vurgulanan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
“Fikir özgürlüğü, konuşma özgürlüğü gibi olguların en büyük savunucusu olması gereken bizler, bu konuda sınıfta kalmaktayız. Kendi ülkesindeki savaş ortamından kaçarak ülkeye gelen sığınmacı ve veya mülteciler için rengine, ekonomik durumuna ve etnik yapısına göre şekil verip gazetelerimize basmakta “suçlu” muamelesi yapmakta kullandığımız dil ile ötekileştirdiğimizin farkında mıyız?
Öte yandan tüm dünyada LGBT birey ile ilgili haberler artık daha özenli kullanırken hala köşe yazılarımız, yorumlarımız yaptığımız haberler ile ötekileştirme yaptığımızın farkında mıyız? Nefret söylemi ile ülkedeki etnik yapıları kışkırttığımızın, bu kışkırtma sonucunda belli kesimlerin ekmeğine yağ sürdüğümüzün farkında mıyız? Sendika yönetimi olarak bizler bu gelişmeleri endişe içinde izlemekteyiz. Bulunduğumuz coğrafyada yaşanan terör, gericilik, baskı gibi gelişmeler elbette ki bizi de etkileyecektir”
Açıklamada tek gailesi kamuoyuna doğru haberi ulaştırmak olan gazetecilerin içerisinde bulunan bazı kişilerin birilerine yaranmak için, fikir beyan eden birini hedef göstermesi, ötekileştirmesi, linç edilmesine yardımcı olması ve hatta bizzat ortamı yaratmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı.
Gazetecilik meslek ilkelerine bağlı kalarak, çağa uygun bir dil ve yaklaşım ile mesleğin gereklerini yerine getirmek durumunda olunduğu ifade edilen açıklamada, ifade özgürlüğünün sınırının nefret söylemi olduğu kaydedildi.
































