Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’nun “İcraatın İçinden” konuşmasının üzerinde düşünülecek, kayda değer, sorunlara çözüm üreten bir yönünü bulamadım.
Söyledikleri devletin günlük işleyişi içinde yapılan rutin işlerdi…
Yalnız bir yerinde, “Hükümetimizin şu anda üzerinde yoğunlaştığı en önemli meselesi, ekonomiyi büyütüp yeni istihdam alanları yaratmak ve sosyal devlet prensibinden hareketle toplumda adalet duygusunu tesis etmektir” dedi.
Tespit tamam. Ama ya uygulama? Bu tespite uygun bir projeksiyon var mı?
Aslına bakarsanız, toplumda “adalet” duygusunu en fazla yıpratan mesele, istihdam meselesi.
İstihdam deyince de hala akla kamu geliyor.
Siyaset temelli, partizanlık temelli istihdamların bu toplumda yarattığı eşitsizlik, yasa dışılık ve mağduriyet, maalesef siyaseti de kişisel beklentiler temelinde şekillendiriyor.
Öyle ki, insanlar sandık başında ülke için değil, kendileri için seçim yapmaktalar.
O noktada da, kişisel beklentileri en çok karşılayabilecek olanlar; geçmişleri başarısızlıkla dolu da olsa, yetersiz de olsalar, siyaset yüzsüzleri de olsalar, yine, yeniden seçilebiliyorlar.
“Madem ki yasalar çiğnenebiliyor, varsın benim için de çiğnensin” zihniyeti, büyük bir kitleyi etkilemiş durumda. Bencillik, fırsatçılık, yıllardır tüm ülkeyi cenderesine almış, sıkıyor, sıkıyor.
Evet, bu dönemde, geçmiş dönem başlatılan, ancak Tüzüğü çıkmadığı için uygulamaya girmeyen Yerel İşgücü İstihdamının Desteklenmesi Projesi’ni ciddiye alıyoruz. Geçen yıl bugünlerde Tüzük çıkmış, Fon’da biriken parayla üç ayın içinde 722 kişi özel sektörde istihdam edilmişti. Elimizde rakamlar yok, ancak herhalde bir yılda bu sayı daha da artmıştır.
Ancak bu, devletin özel sektöre yaptığı katkıyla sağlanan bir istihdam. Yani, sonuçta yine önemli bir kaynak aktarılıyor.
Önemli olan, özel sektörün yatırım olanaklarının ve dolayısıyla istihdam gücünün artmasına yardımcı olmak. Zaten devletin de artık bu devirde yapması gereken, kaynak aktarmak değil, kuralları, şartları belirlemek, koordine etmek, denetlemek olmalı.
Gerek Başbakan’ın dün söylediklerine bakın, gerekse bir yıllık icraatlara, bu konuda bir planlama göremezsiniz…
Ne ekonomiyi büyütecek bir plan proje, ne atılan bir adım var.
Çünkü, ekonomiden sorumlu bir bakanlık var mı, o da belli değil.
Aynen UBP dönemindeki gibi. Sanki ekonomi maliyeymiş gibi, sadece maliye ve bütçe konuşuluyor.
Özel sektör çalışanlarının yarıdan fazlası yabancılar… Böyle bir ortamda kendi gençlerimize nasıl bir gelecek, nasıl bir refah, nasıl bir adalet duygusu verebiliriz ki?
Devlet işte bu şartları tersine çevirecek politikaları üreten ve uygulayan mekanizmadır.
Ama maalesef öyle değil. Piyasanın teşvik edileceği, yabancı yatırımcıyı kaçıran bürokratik engellerin ortadan kaldırılacağı, özel sektör çalışanının örgütlenme hakkı da dahil olmak üzere iş güvencesi altına alınacağı, özel sektörde çalışmanın cazip hale getirileceği bir makro çalışma yok.
Sorsanız, sadece yasa geçirmekten bahsedecekler. Oysa piyasanın beklediği yeni yasalar değil, mevcutların uygulanması…
Ekonominin büyümesini sağlayacak, iyi bir ekonomi yönetimi.
Kısa vadede “oyunu ver, şu işini halledeyim” mantalitesiyle politika yapanlar, bir dönem sonra iktidardan gidiyor…
Onun içindir ki vatandaş bir dönem UBP’yi, bir dönem CTP’yi başa getiriyor.
Oysa, bunun yerine, toplumsal refahı arttıracak çalışmalar yapacak olanlar, siyasi arenadaki yerlerini otomatikman garantiye almış olacaklar. En azından bunu hesap etseler…
YERİN KULAĞI VAR
KAYNAK GÖSTERECEKLER Mİ: Nisan ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri için resmi propaganda süreci henüz başlamasa da adaylar, yollara düştü bile. Önümüzde nereden baksanız 4 aylık bir süre var. Çok merak ediyorum acaba adaylar bu süreçte harcayacakları paraların kaynağını topluma açıklayacaklar mı? Yoksa eskiden olduğu gibi kaynağı belirsiz harcanacak paralar bir kılıfına uydurulup geçiştirilecek mi? Ben bir seçmen olarak adayların söyleyecekleri kadar, harcayacakları paraların kaynağını da merak ediyorum…
CTP TABANI DA RAHATSIZ: Dünkü yazımızda sorduğumuz, “Demokrat CTP nerede” sorusuna gelen olumlu tepkiler, hükümetin DAÜ’nün akademik özerkliğine ve demokratik yapısına müdahalesi ve özellikle, Rektör Vekili’nin atayabilmek için Yasa değiştirmeye kalkmasının, CTP tabanından da büyük bir tepki gördüğünün delili oldu. CTP üst yönetiminin, konuyu partinin yetkili makamlarında tartışmaması halinde, bu tepkiler yeni bir soruna yol açacak. Hani bundan bir kaç ay önce bir öngörüde bulunmuş ve “CTP’de bundan sonra tartışmalar ideolojik içerikli olacak” demiştik ya, aynen öyle…
GEREĞİNİ YAPSAYDINIZ: Eski bakan Hamit Bakırcı katıldığı bir TV programında, “Benim parti içi rahatsızlığım dışında hükümetten olan rahatsızlığım da var. Maliye’ye gidiyorsunuz olmaz, Başbakan’la konuşuyorsunuz olmaz, parti başkanınızla konuşuyorsunuz olmuyor…” değerlendirmesinde bulunmuş. İyi de bu kadar rahatsızsaydınız, niye gereğini yapıp o zaman istifa etmediniz? Görevden alındıktan sonra bunları söylemeniz, kusura bakmayın ama pek inandırıcı olmuyor Sayın Bakırcı…
ŞİMDİLİK İDARE ETSİN: Mustafa Arabacıoğlu’nun bakanlıktan istifasının ardından bakan olacaklar arasında adı geçen ve bakan olamamasının ardından önce istifa edeceğini açıklayan sonra kararından vazgeçen Menteş Gündüz, Meclis İdare Amiri seçildi. Bakan olmadı belki ama İdare Amiri olmayı başardı. Bundan sonra önü açıldı, şimdilik bununla idare edecek…
POPÜLİZM KOKUYOR: “Eğer devlette para kalmadıysa Tel-Sen olarak biz Telefon Dairesi’ne sahip çıkmaya hazırız” diyen Arslan Bıçaklı, gerekirse dilenerek bu kurumu ayağa kaldıracaklarını söyledi. Bıçaklı, halktan yardım toplamak için kaymakamlıklardan izin talep ettiklerini hatırlatmış. İlahi Sayın Bıçaklı, halktan toplanacak 3-5 kuruş yardımla o daire kurtulacaksa hiç durmayın derim. Kusura bakmayın ama söyledikleriniz pek mantıklı değil, aksine popülizm kokuyor…
DENETİM ŞART: Havadis Gazetesi dünkü manşetinde, ormanlarımızın sahipsiz olduğuna vurgu yapılarak, ormanlarımızda yapılan kaçak kesimlere dikkat çekti. Yeşile karşı alerjisi olan bir toplum olduk. Ya kesiyor, ya da yakıyoruz. Ana yollarda bir kaç gün denetleme yapılsa, ağzına kadar yeni kesilmiş ağaç dolu kamyonetleri yetkililer de görecekler. Önümüz yeni yıl, yine bazı uyanıklar yüzlerce çam ağacını katletmeye hazırlanıyor. Denetleyen olmadıktan sonra yasa varmış yokmuş, kimin umurunda…
ZİRVEDEKİLER
Organik Tarım Projesi: Bunlar her zaman duymak istediğimiz heyecan verici projeler. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi üreticilere yönelik bir eğitim programı uygulamış. Organik üretim sebze ile başlayacak, tavukçulukla devam edecekmiş. İşin bilgi birikimiyle ilgili tarafı tamam. Umarız destek ve takip kısmı da tamam olur da, kesme çiçek işi gibi başlamadan bitmez…
DİPTEKİLER
TAK Yönetimi: TAK Ajansı’nın görevi, bildiğim kadarıyla, başta devletle ilgili haberlerin vatandaşa ulaştırılması. Bunun başında da bence bütçe görüşmeleri gelir. Tamam, kurumun Maliye ile ek mesai restleşmesi olabilir. Ancak bu kavga yüzünden görevi yerine getirmemek ne demek? Vardiya diye bir uygulama var. İdari izin karşılığı, her memur vardiya çalıştırılabilir. Ek mesailer kesildiğinde, bu yöntem yıllarca uygulandı. Ben bu kararın, özveriyle görev yapan TAK personelinin de içine sinmediğinden eminim…
































