Köşe Yazarları

Başbakan’ın açıklamasından







CTP’nin 48. Kuruluş yıldönümünde, Parti’nin Başkanı ve Başbakan Tufan Erhürman’ın yayınladığı açıklama dikkate değer.

En başta, partinin iki hedefinden söz etmesi bence önemli.

Zaman zaman parti üst yönetimlerinin, çokça da tabandan dillendirilen bir slogana pek de uygun değil bu söylem.

Başbakan iki hedefleri olduğunu söylüyor.

Biri “federasyona ulaşmak”…

Diğeri “Kıbrıs Türk halkının sosyal ve ekonomik kalkınması, Kıbrıslı Türklerin demokratik, adil, eşitlikçi ve özgürlükçü bir düzene kavuşması”… 

Ha, şimdi partide zaman zaman dillendirilen ve benim Başbakan’ın sözlerine ters olduğunu düşündüğüm slogan neydi; “Tek çare çözüm”…

Yani…

“Kendi ayaklarımız üstünde duramayız”…

“Evimizi temizleyelim meselesi bir hikayedir”…

“Çözüm olmadığı sürece bir hiçiz” falan…

Tam bu cümlelerle olmasa da, böylesi yaygın bir kanaat vardı.

CTP’nin hükümetlerde yer almaya başlamasından sonra bu görüş azalmış olsa da, hala belli odaklarda yaşadığını biliyoruz.

Sanırım onun için de Başbakan, iki hedefi birbirine eş değer tuttuğunu vurgulamış.

Barış, çözüm ama, aynı zamanda “adalet, demokrasi, sosyal ve ekonomik kalkınma, halkımıza yaraşır bir düzene ulaşmak”…

Hele de Kıbrıs konusunda son dönemde uzlaşmaz niyetlerin bizzat Rum lider tarafından açık açık dile getirilmesine ve etrafımızda dönen dolaplara bakarak, kendi içimizde adam gibi bir düzen, bence daha öncelikli hedef hale geliyor.

Bakmayın orasından burasından statükodan beslenenlere, insanların çoğunluğu artık seçtikleri hükümetlerden öncelikle refah bekliyor, düzen bekliyor, adalet bekliyor, çözüm değil. Canlarını da yeseler, gerçekleştirmenin kendi ellerinde olmadığını biliyorlar.

Devletinin kendine yeter hale gelmesini, gelirini artırmasını, ekonomik akla ve adalete aykırı bir şekilde sürdürülen korumacılığa son verilmesini, hukuka dayalı adil bir düzen  bekliyor.

İşte böyle bir düzen için belki eskisinden daha fazla yol yürümek gerekeceğini de söylüyor Başbakan…

Doğrudur, her geçen yıl, adalet, kalkınma, düzen konusunda daha iyiye gideceğimize, geriledik.

20 yıl önceki şikayetler aynen devam etse de, buna baş edilmesi çok daha zor yenileri eklendi.

Üstelik bana göre, 2000’li yılların ortalarından itibaren, diğer sorunlar yanında demokrasimiz de epeyce yaralar aldı…

Bu konunda CTP’yi de ayrı tutamayız. Bunu da kimse inkar etmesin.

Eden olursa, ÖRP meselesini hatırlatırım…

Partizanlıklar, yolsuzluklar, plansızlıklar, kararsızlıklar, “ben yaparım olur”lar, hepsi birleşti, bütün bunlar bizi geriletti, sorunları büyüttü…

Aslında söylemler hep güzeldir.

Önemli olan uygulama.

Ben Başbakan’ın temizliğine, dürüstlüğüne hep inandım.

CTP için bir şans olduğuna da.

Bakıyorum, kararlılığı aynen devam ediyor.

O kararlılık da, hem partide, hem de hükümet icraatlarında epeyce cesaret gerektiriyor.

Çünkü yaşadığımız bu ülkede öyle çok çelişkilerimiz var ki.

Ve her bir kurum, her bir birey şu sıralar bir sınav veriyor…


YERİN KULAĞI VAR

BAŞKA BAHARA: 2018’i de gerçekleşmeyen çözüm hayalleriyle geride bırakıyoruz. 1968 yılından beridir iki toplum adada kalıcı bir çözüm için görüşüyor. Bu süre zarfında o masalardan kimler geldi, kimler geçti, birçoğu bugün aramızda değil. Dile kolay tam 50 yıl. Kaç kez “bu kez tamam” deyip hayal kırıklığı yaşadık hatırlamıyorum. Ve bu yılı da, çözümden vaz geçtim, müzakeresiz geçirdik…

GETİRSE NE OLACAK: BM Genel Sekreteri’nin danışmanı Lute’dan belge bekleyenlere şaşıyorum. Ne getirebilir ki? Taraflardan biri ‘ben eşit ortaklık kurmam’ derken, neyin belgesi? Hem zorlansa, eskilere benzer bir şeyler çıkartsa ne olacak? Adam açık açık söylediğine göre, aylar yıllar sürecek sonuçsuz yeni bir sürecin başlamasından başka? Aslında bu konuyu öne çıkaran Rum tarafı, şimdiden tedbirlerini alıyorlar. Ne olur, ne olmaz…

HEMEN GÖREVDEN ALINSINLAR: Havadis gazetesinin gündeme getirdiği “Vakıflar konusu”nda her gün yeni bir iddia var. Cevap bekleyen birçok soru karşılık bulmazken, iddialar yenilir yutulur cinsten değil. Bu saatten sonra yapılacak en doğru hareket, bir soruşturma başlatmak ve yönetimin geçici olarak görevden alınmasıdır. Başbakan Erhürman’ın ilk işi bu olmalı…

ÖYLE DEĞİL Mİ?:   Temel atma töreni için adaya gelen Türkiye Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin konuşmasında, birkaç kez “Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti” demesine tepki gösterildi. Bu ilk kez de olmuyor. İyi de niye kızıyoruz ki, doğrusunu söyledi. Çıkın sokağa ve etrafınıza bir bakın, burasının “Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti” olduğunu göreceksiniz…

SADECE 6 BELEDİYE Mİ?: AB Mali Yardım Programı çerçevesinde, Avrupa Birliği’ne proje sunan belediyelerle toplantı gerçekleştiğini söylüyor haber. Baktım, 28 belediyeden sadece  6 tanesi var. Lefkoşa, Güzelyurt, Lefke, Değirmenlik, Lapta ve Beyarmudu Belediyeleri. Bu kadar mı? Hem parasızlık içinde perişandırlar, hem de böyle bir fırsatı gereği gibi değerlendirmezler mi? Bu mudur?…

BOŞUNA HEVESLENMEYİN: Dünyanın her yerinde yeni yıl öncesi kampanyalar yapılarak ürün fiyatlarında indirime gidilir. Ama biz dünya ülkesi olmadığımız için bizde tam tersi oluyor. Fiyatlar ucuzlayacağına zamlanıyor. Döviz yükseldi bahaneleri de yok, aksine düşüyor. Onun için ucuzluk hayalleri kuranlar boşuna heveslenmesinler. Bazı kendini açıkgöz zannedenler, yeni yıl arifesini fırsat sayıyor…


ZİRVEDEKİLER: Tayfun Çağra: “Her şeyi özgürlük adı altında toplama, inanç özgürlüğü olarak algılama ve insanların seçimlerine saygı gösterme olarak kabullenme yakın coğrafyadan bizim topraklarımıza da uzayan ‘tehlike’yi hep yaptığımız gibi halı altına süpürme gibi geliyor bana…Ben o kadar rahatça ‘inanç özgürlüğü, saygı duymak lazım’ taraftarı değilim. Gerçekten inanarak yaşayanlarla bunu başka gerekçelerle yapanlar veya gerçekten bunun doğru olduğu sanısında olanların, başkalarını da o yaşam biçimine çekme uğraşılarını keşke kolayca fark edebilseydik!..”

DİPTKİLER: Can Sıktı: Son günlerin iki önemli konusuna çözüm üretemeyen hükümet resmen can sıktı. Birisi Dome Otel, diğeri ise eylemdeki CAS çalışanları. Dome otel için ya ihaleye çıkılacak, ya da kira sözleşmesi yenilenip mevcut şirkete verilecek. CAS konusunda ise ya hepsini devlete istihdam edeceksiniz, ya da mahkemenin verdiği karara uyarak, herkes kendi yoluna diyeceksiniz. Öyle ya da böyle bu iki konudaki kararsızlık sadece toplumda değil, ortaklar arasında da sorun yaratıyor…








Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu