Bu ülkede iş yapan ve ziyadesi ile kazanan, kazandıklarını da nakit olarak ait oldukları ülkelere götüren şirketlerin çağ dışı tutumları sanırım bu ülkenin en önemli sorunudur.
Konuya geçmeden önce birkaç rakam paylaşmak istiyorum.
KKTC’nin yurt dışından ithal ettiği malların ve hizmetlerin toplam tutarı 1 milyar 700 milyon dolar civarındadır.
Bu ithalatın yaklaşık 1 milyar 200 milyon doları Türkiye’den, geriye kalan 300 milyon doları da üçüncü ülkelerden yapılacaktadır.
KKTC’de faaliyet gösteren bankalarda toplam 5 milyar dolar mevduat bulunmaktadır.
Bu mevduatın 1 küsur milyarı KKTC merkezli bankalarda geriye kalan 4 milyar dolara yakın para da “şube bankası” olarak tabir edilen Türkiye merkezli bankalardadır.
Aslında maaş ödemekten aciz KKTC bütçesi göz önüne alındığında bu rakamlar ciddi ekonomik aktiviteler gerçekleştiğine dair önemli verilerdir.
Hele 100 milyon doları aşmayan ihracata kıyasla ithalata ve bankacılık hizmetlerinde büyük paraların döndüğü gerçeği net bir şekilde ortaya çıkar.
Daha bu rakamların içine Kıbrıs Türk Hava Yolları battıktan sonra tamamen dış merkezli kuruluşların eline geçen ulaşım piyasası dahil değildir.
***
Avrupa’nın ünlü markaları ve Türkiye’nin neredeyse bilinen tüm markaları KKTC’de ticaret yapmaktadırlar.
Ama bu ticaret doğası gereği katma değerler yaratmamakta sadece ve sadece KKTC’deki nakit parayı götürmekten başka bir ekonomik faaliyet içermemektedir.
Zaten çağ dışı olarak nitelendirilmesinin nedeni de bundandır.
Örneğin Türkiye’de para satmak yani borç vermek için bankalar milyonlarca dolar harcarken, büyük bankaların neredeyse tümü sosyal sorumluluk projelerine büyük paralar ayırırken, kültüre-sanata önemli katkılar yaparken KKTC’de 4 milyar dolarlık mevduatlarına karşın tek bir kuruş bile harcamamaktadırlar.
Her yıl 1 milyar 200 milyon dolarlık ciro yapan ithalat sektörü de öyle.
Aralarından çok azı KKTC’deki bayilerine reklam veya sosyal sorumluluk projeleri için bütçe ayırmaktadırlar.
Büyük çoğunluğu sadece kazanma ve KKTC’den daha çok nakit götürme peşindedirler
***
Tam bu noktada çağrımız Başbakan’a ve Başbakan Yardımcısı’nadır.
Bu çağ dışı ticareti ortadan kaldırma onların görevidir.
Ülkeye büyük zarar veren bu çağ dışı ticaret mantığını çağdaş bir mantıkla değiştirip, ülke medyasının, sanatının, kültürünün ve sporunun önünü açabilirler.
Eğer gündemlerine alırlarsa bunun yasal zemini yaratılabilir.
Yeter ki bir yerden başlamaya niyet etsinler…
































