Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Başbakan Özgürgün… Alışın…

Yakın tarihin kısa bir özeti…

Bakanlar Kurulu, çok gitmez, Özgürgün başkanlığında, DP'li bir başbakan yardımcısı yardımıyla toplanır…
"Kablo" da dahil, 2016- 2018 protokolü de imzalanır…
Su evlere, bahçelere akar…
Halk umursamaz, Mehmet Ali Talat ve Ömer Kalyoncu da köy köy gezerek, anlatır halka…
“Neden karşı olduklarını…”
Çözüm süreci falan da hikaye olur…
Meydan UBP ve DP’ye bırakılır…
Dün de yazdım…
UBP bu karmaşanın içerisinde ne arıyor ki?
İcraat yok…
İlerleme yok…
Hükümetin koordineli çalışması yok.
Yok da yok.
Çöktü işte…
“İki büyük partinin iktidar olması” fikri, Türkiye’den gelen suda boğuldu.
CTP, Türkiye’nin “dayatma olarak ortaya koyduğu” fikirlere uymadı…
Orta yol bulamadı…
Kendi içerisinde organize olamadı…
İşdeolojik olarak doğru bulmadı…
Adına ne derseniz deyin…
UBP ile ipler koptu…

Bu nasıl saçmalıktır?
UBP iki bakanını, CTP’li iki bakan ile Türkiye’ye yolladı.
İki öneri ile bakanlar döndü.
Kabine, birini onayladı.
CTP Genel Merkezi bir şey demeden, “imza ile PM toplandı” ve “daha tartışın” dedi.
Üstelik Başbakan’ın “Türkiye gene tartışmaz, hükümetten çekilelim” demesine rağmen.
Bu nasıl bir saçmalıktır ki, “Bakanlar Kurulu’nda görüşülen ve onaylanan bir şey” için, “gene müzakere” isteniyor.
UBP de bu noktada, “biz onayladık, onaylananı uygulayalım” derse haksız mı?”

***

Süreç yönetilemedi
CTP, bu süreci yönetemedi.
Bir taraftan hükümetteki sorumluluklarını yerine getirebilmek için görüşmelere devam etti, diğer taraftan iş son noktaya gelinde, “PM” kartı öne çıktı.
Bu süreci yönetemediği gibi, kendi bakanlarıı ve bürokratlarını da küçük düşürdü…

***

Müsteşar yardımcısının yetkisi var, bakanının yok
Başbakan kürsüye çıkar ve der ki, "Bizimle bürokratlar görüştü…"
Kendi başına mı gitti o bakanlar?
Kendi bakanlarını küçük düşüren, aşağılayan bu açıklama neden?
Buradan bir güç elde edilir mi?
Neden halen Erkut Şahali ve Birikim Özgür bakan kalmaya/olmaya devam ediyor ki?
Bu hükümet bitmiştir. En azından Başbakan ve iki bakanın artık orada durmasının anlamı da kalmamıştır…
Çarşambaya kalmaz…
Ruhen biten bu hükümet, çöker. Çözüm süreci, su, kablo… Kalarak halkı için doğru icraatı yapması gerekenler de, meclis önünde eylemlerle engel olmaya çalışır, "teslimiyet" diyerek… Yanlarında da birini bulursalar…
Çünkü…
Başbakan Kalyoncu diyor ya: “Bizimle müsteşar yardımcıları görüştü…”
Hah Ömer bey…
İşte müsteşar yardımcılarının masaya oturup, başka bir ülke ile anlaşmaya varma ve bunu da Başbakanlarına onaylatma yetkisi var…
Senin bakanlarının yok…
Sen başbakansın, senin de yok…
Bunu da bir düşün istersen…
Üstelik, meclis kürsüsüne çıkarak, kendi bakanlarını sahiplenmek yerine, ateşe atan

***

CTP halka gidecek
CTP kendi içerisinde tartışmalı bir süreç başladı.
“Ben kabul etmem” hakkı var…
Evet, bu aşamaya gelene dek, süreç iyi yönetilemedi ve hükümet krizine dönüştü…
CTP, “ben bu uygulamada yokum” deme hakkına sahiptir ve daha önce karşı olduğu noktalarda, halka giderek halkla birlikte mücadelesini verdi.
Şimdi de görünen o ki, süreç o noktaya geldi.
UBP, “hükümetten çekilirim” diyor.
CTP- DP mi kuracak hükümeti?
Sanmam…
UBP- DP için çoktan düğmeye basıldı bile…
Ya Türkiye “belediyelerin hukuki durumu” noktasında geri adım atacak, ya da hükümet bozulacak.
Başka da izahı yoktur.
UBP- DP hükümetinin atacağı adımları da az çok kestirebiliyoruz.
“İçinde kalarak düzeltme” de bir tercihtir, dışarıda engellemek için mücadele etme de…
Hareketli günler bizi bekliyor…