İşte size fırsat. Yıllardır yıktığınız, talan ettiğiniz, bozduğunuz herşeyi, hep şikateçi olduğunuz sistemi düzeltek için kolları sıvayın. Kamuda yaşanan sıkıntılar, ihalelerdeki ciddi idddialar ve de işe alımlardaki partizanlık ve adamcılıktan kurtulmak için, yıllardır defalarca verdiğiniz sözleri ilk kez yerine getirmek için, 39 sayısı ile yapamayacağınız hiçbirşey yok…
Önemli olan, bunları yapmak için niyetin olması. Talat’ın çok eleştirilen ve “dikte” olarak nitelenen hükümet programını uygulayıp uygulamayacağınız.
Yeni kabineye şöyle bir baktım. CTP kanadı kendisine ait bakanlıklarda ağırlıklı olarak teknokrat isimleri tercih ederken, UBP kanadında yıllardır bildik tanıdık isimler görev aldı.
Kimileri, hakkında ciddi iddialar olan, geçmiş dönemden karnesi kötü isimler…
Ama geçmişe takılarak hiçbiri hakkında daha şimdiden önyargılı davranmak istemiyorum. Dileğim, geçmişin geçmişte kalması ve ileriye dönük, toplumsal barışı, uzlaşıyı ve refahı getirecek işlere imza atmalarıdır…
İşlerinin çok zor olduğunu bilsem de, bu iki partinin, tabanlarından çok topluma ödeyecek borçları olduğunu da biliyorum. Statükonun kurcusu, talan düzeninin yaratıcısı bir parti ile, ülkeyi değiştirme iddiasında olduğu halde, gün gele o statükonun devamı olan bir diğer parti…
Birisi beslendiği statükoyu daha da kalıcılaştırırken, diğeri de “değişim” diye geldiği iktidarda kendi statükosunu yaratmaktan çekinmedi…
Geçmiş geçmişte kalacaksa, toplumda hakim olan, “geçmişte yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır” düşüncesini yıkmaları, siyasette kaybolan güveni yeniden yaratmaları, “hepsi de aynı” suçlamalarını ters çevirmeleri gerekecek…
Yıllardır hep yazıyor ve söylüyoruz. Kimse ikitdarlardan, barajlar, hava alanları gibi büyük projeler beklemez. Toplumun tüm istediği, hayatını kolaylaştıracak, bu topraklar üzerinde yaşayan her bireye, siyasi görüşü ne olursa olsun yasalar önünde eşit haklar sahip olduğunu hissettirecek ufak dokunuşlardır. Ne işverenin memuru, ne de işçinin kölesi olmalarını istiyoruz. Hakkın ve adaletin herkese eşit şekilde dağıtıldığı, çalışanın emeğinin karşılığını aldığı bir düzendir istenen…
Ben haftalardır, hiç denenmemiş bu iki büyük partinin kuracakları ortaklığın, ülkede bazı şeyleri değiştereceğine inandım. Bugün hala daha da bu inancımı taşıyorum. İnşallah benim gibi düşünen birçoğumuzu yanıltmazlar.
Oturacakları o koltukların, topluma hizmet için bir araç olduğunu, babalarından kalan tapulu malları olmadığını bilerek, atacakları her adımda sadece toplumun çıkarını düşündükleri zaman hiçbir sorun olmayacak…
Sonuç olarak, dünya görüşleri taban tabana zıt bu iki partinin kurduğu bu ortaklık, aslında her ikisinin de kendi geleceklerini şekillendirecekleri bir aşamadayız. O nedenle de başarısız olma lüksleri yok… Hem CTP, hem de UBP çok iyi bilmelidirler ki, olası bir başarısızlığın faturasını, önümüzdeki ilk seçimlerde çok fena ödeyeceklerdir…
YERİN KULAĞI VAR
SİLİNSİN TABİİ:
Yeni dönem için muhalefet edenler, “O bunu silecek, bu ötekini silecek” tartışması yapıyor ya, ben de bu dönemin gerçekten bir şeyleri silmesini bekliyorum. Silinmesini istediğim de, geçmişin adamcı, çıkarcı, köşe dönmeci, popülist, partizan zihniyetinin simgeleridir… İktidarda başka, muhalefette başka, siyaseti ayağa düşürecek kadar bayağı konuşmalar, suçlamalar yapan, düzeysiz çıkışlarıyla dikkat çeker bunlar. Kimdirler diye aramayın, bugünlerde gazete sayfalarında arzı endam etmekteler. İşte bu tipleri siyasetin dışına itecek tek şans, bu yeni ortaklığın başarıya ulaşması olabilir… Öyle ki, bundan sonra gelen iktidarlar geriye dönüş yapamasın…
KRAL ÖLDÜ,YAŞASIN KRAL:
DPUG döneminde müdür ve müsteşarlık görevine getirilenler, pertilerinin hükümetten gideceğini öğrendikleri anda, aylardır birlikte çalıştıkları bakanlarını terk etmek için bir gün bile beklemediler. Orada olmalarını sağlayanları bir anda unutup, sırf koltuklarını korumak adına, ellerinde dosyalarla soluğu UBP merkezinde alanları gördükçe, inanın insanın içi sızlıyor. Yapılan bir yanlış varsa, siyasiler kadar, kendilerinin de ortak olduğunu unutuyorlar.
BAŞARILI OLAMADI:
Bir üniversite sahibinin kendisine yakın bir ismi, CTP kanadından yeni kabineye sokmak için yoğun bir çaba harcadığı ve parti yönetimine son ana kadar yoğun bir baskı uyguladığı iddia edildi. Ancak açıklanan kabineye baktığımızda söz konusu üniversite sahibinin baskısının sonuç vermediğini gördük…
GOMMALAR: Bazı iş çevrelerinin, alıştıkları düzenin sürmesi adına, asıl mesleği gazetecilik olmayan, ancak medyada at koşturan birileriyle el ele vererek, yeni hükümeti daha kurulmadan yıpratmaya çalıştıkları haberleri geliyor. İddialara göre, bu gommaların içinde eski-yeni siyasiler ve onların da yakınları varmış. Atıp tuttuklarına bakmayın, düzenlerini bu dönemde de sürdürmeyi deneyecekler kuşkusuz. Bu da yeni hükümet için bir test olacak…
ACEMİLİK:
Yeni Bakan Faiz Sucuoğlu, “Danışma diye bir şey yoktur. Türkiye Cumhuriyeti KKTC’de böyle bir kritik dönemde iki büyük partinin bir koalisyonda olmasını arzu etmiştir, ama baskı uygulamamıştır” sözleriyle, “Türkiye istedi” yönündeki iddiaları yalanlamaya çalışmış. Ama acemilik işte. Sanki iddiaları onaylar gibi konuşmuş… Bundan sonra konuştuklarına daha çok dikkat etmesi gerekecek.
“FİT” OLMAK:
DPUG Genel Başkanı Serdar Denktaş, CTP ile ortaklık kuran UBP’yi eleştirerek, "5 makam aracına fit oldular" suçlamasında bulunmuş. İyi de eski ortağı CTP, UBP ile değil de kendileriyle bir koalisyona gitseydi, o zaman da çıkıp, “ 3 makam aracına fit olduk” diyecek miydi acaba..?
ZİRVEDEKİLER
Hüseyin Ekmekçi: “Sağlıkta reform (doktorları ikna edemedik). Tarımda reform (köylüyü ikna edemedik). Milli eğitimde reform (öğretmeni ikna edemedik). Derken, sendikaları ikna edemedik. Toplumu ikna edemedik. Duyar gibiyim. Malumun ilanını görür gibiyim. Enteresan bir süreç başlıyor. Özetle ya bu statüko çökecek ve CTP-UBP altında kalacak. Ya da CTP ve UBP statükoyu ortadan kaldıracak…”.
DİPTEKİLER
Üretim Eksikliği: Yine Türkiye’den bir haber. Harup ağaçları korumaya alınıyor. Dünyada kakao üretimin hızla düşmesi ve fiyatların artması nedeniyle, çikolata üretiminde en büyük alternatif harup… Avrupa üretiminin yarısını İspanya elinde tutuyor. Türkiye de şimdi pazar payını arttırmak amacıyla, yabani harup ağaçlarını aşılıyor, üreticiyi eğitiyor. Ya biz? Bakımı narenciyeden çok daha kolay ve dayanıklı olan harubu daha ne kadar görmezden geleceğiz? Bu yine bizim üretim ve planlamadaki eksikliğimiz değil midir?
































