Başarı konusunda çok şey yazıldı, konuşuldu.
Özellikle de siyasilerin başarısı konusunda…
Bir siyasetçinin başarılı olması için iktidarda uzun süre kalabilmeyi başarmasını yeterli görenler var.
Bunlar, bir siyasetçi ne kadar uzun süre iktidarda kalmayı başarmışsa onu o kadar başarılı sayarlar.
Evet her şeye rağmen iktidarda uzunca bir süre kalabilmek o kişi için bir başarıdır.
Ancak başarı toplumun yaşam kalitesini ne kadar yukarıya taşıyabildiğiniz ve ülkenin geleceğine dönük yaptıklarınızla ölçülmelidir.
Ya da yapamadıklarınızla…
Özellikle de sizden sonra gelecek olanlara ne bıraktığınız başarı değerlendirmesi yapılırken esas olmalıdır.
Ama bizde maalesef değerlendirme yapılırken yarına dair ne yaptığınıza bakılmaz.
Değerlendirme yapılırken dikkate alınan unsurlar çok farklıdır.
Ülkenin durumu da bu nedenle böyledir.
Sorunlu, sıkıntılı, insanlara geleceğe dair güven vermeyen bir durumdadır.
Bu duruma rağmen siyaset sahnesinde yer alanlar bir yere gitmiyorlar.
Gitseler bile bir şekilde geri gelebiliyorlar.
Ülkenin geleceğine dönük hiçbir şey yapılmaması önemli değildir.
Önemli olan başka şeylerdir.
Ve bu başka şeyler her ne ise ülkedeki sorunları ortadan kaldırmaya yetmiyor.
Sorunlar her geçen gün biraz daha büyüyor.
Var olan belirsizliklere yenileri eklenirken kaos artıyor.
Sonuçta işler iyi gitmiyor.
Ama kötü gidişin bedelini kimse ödemiyor.
Hesap veren, ya da soran yok.
Yapanın yanına kar kalıyor.
Günün sonunda hep beraber bir bedel ödeniyor.
Aslında ülkede bir şeylerin değişebilmesi için her alanda başarının ölçüsü değişmeli…
Siyasette, bürokraside ve diğer alanlarda…
Bir de hak ve adalet meselesi sorunu var ülkede…
Yıllarca bal tutanın parmağını yalaması sonucu tüm değerler pas pasedildi.
İnandırıcılık yok edildi.
Toplumsal meseleler için verilen kavgalar kişisel ikballer uğruna yapıldıkça kavgalar anlamını yitirdi.
Sonuçta ülkede dayanışma duygusu ve mücadele ruhu bitirildi.
Durum ortada…
Geride mutsuz ve umutsuz bir toplum kaldı.
Çok fazla ses çıkarıp iş yapamayan.
Üretmeden yaşayabileceği yanılgısı ile sürekli duvara toslayan.
Dünyadan kopuk sanal bir alemde yaşayan…
Tüm umudunu yıllarca Kıbrıs sorununun çözümüne bağlayıp umduğu dağlara sürekli kar yağan bir toplum.
Kısa günün karının peşinde koşulacak diye yarınlarını bitiren…
Toplum olarak bu gidişe dur diyecek adımlar atmalıyız.
Bu şekilde daha fazla devam edemeyiz…
































