Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

2019’da İsrail’in gazı Türkiye’de

Türkiye ile İsrail geçen hafta 6 yıl aradan sonra anlaştı ve ilişkileri yeniden normalleştirme kararı aldı. Bu anlaşma, bölgeye terörle mücadele ve ekonomi-politiği dinamikleri konusunda çok pozitif katkılar sağlarken, bize de enerji politikaları üzerinden olumlu yansıyacaktır. Bu arada Türkiye, Rusya ile de ilişkileri normalleştirmeye başladı,yakında Mısır var.

Tüm bunlar haliyle önce Türkiye’ye sonra da haliyle bize güç kazandıracak ve çözüme yardımcı olacaktır.Çünkü, Rumlar,Türkiye’nin bu ülkelerle sorunlu ilişkilerine dayanarak başta enerji olmak üzere sair alanlarda da federal çözüme hizmet etmeyen hamleler yapıyordu. Şimdi bunlar bitecek.

İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz,2019 yılında İsrail gazının Türkiye ve üzerinden Avrupa’ya ulaştırılabileceğini söyledi.Tahmini yatırımın 2 milyar USD olduğunu, yatırımı özel şirketlerin yapacağını(kimler olduğu belli zaten) ve yatırım-inşaat süresinin 2-3 yıl süreceğini söyledi.

Ve eğer anlaşma olursa Kıbrıs gazının da bu boru hattından taşınabileceğini söyledi.   Elbette, gaz boru hattının Kıbrıs karasularından geçmesi gerekiyor. Ve gazın 2019 yılında Türkiye’ye ve üzerinden Avrupa’ya akması için acilen (maksımum 1 yıl içinde) boru hattı ile ilgili finansman,yatırım,Türkiye-İsrail-Kıbrıs arasında anlaşma olması lazım.Aksi halde,bu belirsizlikle kimse adım atmaz ve gazın 2019 yılında devreye girmesi zor.

Avrupa’nın da bu gaza ihtiyacı büyük ve Rusya gazına bağımlılığını azaltmak istiyor. Bu şekilde, Kıbrıs gazının da boru hattından ticarileşmesi fırsatı ortaya çıkacak.Türkiye-İsrail-Kıbrıs arasında gaz ile ilgili anlaşma(Kıbrıs gazının da ticarileşmesi dahil) için illa federal çözüm gerekmiyor, elbette taraflar çözüm olmaksızın da anlaşabilir. Buna göre,bir formül bulanabilir ve Kıbrıslı Türkler olarak biz de payımızı bir şekilde alabiliriz.

Türkiye-İsrail anlaşması ile mevcut verilere göre Kıbrıs gazının İsrail veya Mısır ile farklı formüllerde kullanımı zorlaştı, hatta imkansızlaştı.İsrail-Türkiye anlaşması sonrası Rumlar açısından gaz konusunda ortaya şöyle bir durum çıktı ve muhtemelen bunun fayda-maliyetini yapacaklar.

Ama önce şu tespiti yapalım. Güney Kıbrıs’ın içinde bulunduğu büyük ekonomik kriz, yüksek borçluluk ve kamu finansman açığından dolayı gaz parasına ihtiyacı var.Atıl bir servetin deniz dibinde kalması işlerine gelmez ve bu ekonomik açıdan bir piyangodur,bunu kullanmak istiyorlar.

O yüzden TÜRKİYE-İSRAİL-KIBRIS arasında çözüm olsa da olmasa da gaz konusunda ABD ve AB’nin de baskıları ile anlaşma olacak. Bu kesin.Peki,bu durumda Rumların çözüm olmadan gaz konusunda anlaşma yapması mı doğru; yoksa bu süreyi mümkün olanı alma hedefi ile federal çözümü gerçekleştirerek gaz konusunda anlaşma mı yapması mı doğru?

Oyun teorisi bize Rumların bu süreyi federal çözümle kullanmak isteyeceğini söylüyor.2004’teki hataya düşmeyeceklerini tahmin ediyorum.2004’te referanduma hayır diyerek gelecekte AB içinde Kıbrıslı Türkleri ve Türkiye’yi sıkıştırarak kendileri için daha iyi bir anlaşma yapma beklentileri vardı ama gelişmeler öyle olmadı.

Dolayısıyla, Rumlar bu kez ayni hatayı yapmayacaktır.Hele Anastasiadis gibi vizyon sahibi biri bunu asla yapmaz.Çünkü,anlaşma olmadan gaz konusunda yapılacak işbirliği Kıbrıslı Rumlara gelecekte daha kötü bir anlaşmayı dikte edebilir ve hatta Kuzey Kıbrıs’ı da başka yöne iteleyecektir.

Son tahlilde, İsrail-Türkiye anlaşması ile Rumlar üzerinde Kıbrıs sorununun çözüm baskısı artmıştır. Anastasiadis, bunu iyi okuyan bir liderdir ve 2004’te Papadopullos’un yaptığı hatayı yapmayacaktır diye tahmin ediyorum.

Anastasiadis, İsrail-Türkiye anlaşmasından sonra bekleyerek-erteleyerek gelecekte kendileri için daha iyi bir anlaşma yapma fırsatının her geçen gün azaldığını görüyor ve Kıbrıs sorununda seçildikten sonra ortaya koyduğu en makul model olan “secondbestçözüm senaryosuna ” oynamaya devam edecektir.Çünkü,diğer alternatiflerin kendileri için kabus senaryosu olduğunun farkındadır.