Bir Enosis tartışmasıdır gidiyor memlekette… Bir kaşık suda fırtınalar koptu. Müzakereler kazıya kazıya son noktaya getirilmişken şimdi müzakereler kopma noktasına geldi. “Bir deli kuyuya taş attı 40 akıllı çıkaramadı” misali, Güney Kıbrıs’ta %3 oyu olan faşist ELAM’ın meclisteki önerisi kabul edilince ortalık karıştı. Güney Kıbrıs’ta mecliste alınan bu karar ile bugüne kadar yapılan benzeri etkinlikler yanına 1950 Enosis Plebisiti yıldönümü de eklendi ve birkaç dakikalık düşünce alışverişi yapılacakmış. Belki siyaseten önemli bir karar gibi görünse de, bana sorarsanız eğitim açısından bakıldığında çok da üzerinde durulacak bir olay değil. Çünkü zaten bugüne kadar bu kararın beş beteri Güney Kıbrıs’taki okullarda çocuklara anlatıldığı, Türk düşmanlığının körüklendiği, milliyetçiliğin kışkırtıldı bilinmektedir. Bundan dolayı da gerek Avrupa Birliği gerekse diğer uluslararası kurumlar tarafından defalarca uyarıldıkları da biliniyor. Güney Kıbrıs’taki öğretim programlarının, kitapların ırkçılıktan, şovenizmden, düşmanlıktan arındırılması gerektiği konusunda sayısız uyarı aldılar. Bu konuda gerekenin bugüne kadar da yapılmadığını da biliyoruz.
Doğruya doğru bu konuda Kuzey Kıbrıs’ta özellikle 2005’de hem öğretim programlarında hem de kitaplarda ciddi değişiklikler yapılmış, barış eğitimine, çokkültürlülüğe, çağdaş tarih yazımına uygun eserler ortaya çıkarılmıştır. O dönemde yazılan kitaplar UNESCO raporlarında örnek kitap olarak yer almıştı. Her ne kadar da 2009 yılında UBP’nin iktidara gelmesi ile bu kitapların birçoğu rafa kaldırılmış, birçoğu da değiştirilmiş olmasına rağmen 2005’teki anlayışın etkileri devam etmektedir. Ayrıca Kuzey Kıbrıs’ta son yapılan beşinci Milli Eğitim Şurası’nda iki toplum arasında diyaloğu geliştirecek, çözüme katkı sağlayacak kararlar alınmıştır.
Bu anlamda Güney ile Kuzey arasındaki en önemli farklılıklardan biri de öğretmenlerin bakış açısıdır. Kuzey Kıbrıs’taki öğretmen sendikaları, çözümün, barışın, kardeşliğin öncülüğünü yaparken, Güney Kıbrıs’taki öğretmen sendikaları bunun tam tersidir. Güney Kıbrıs’taki barış ve çözüm yanlısı öğretmen gruplarının azlığı okullarda “birlikte yaşam”, “barış”, “çözüm” gibi konuların yeşermesini zorlaştırıyor.
Gerek 2004 referandumu sonuçları, gerekse de sonrasında yaşanan olaylar Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türkler ile adayı birlikte yönetme ve birlikte yaşama konusunda ciddi bir eğitim ihtiyaçları vardır. Bu durum Kuzey Kıbrıs’taki çözüm karşıtları ile birlikte düşünüldüğünde gidilecek daha çok yolumuz olduğunu düşünüyorum.
******
1968’de başlayan toplumlararası görüşmeler yaklaşık 50 yıldır devam etmektedir. Kıbrıs Türk tarafı, son yıllarda görüşmelerde siyasal eşitlik, eşit egemenlik, federasyon, iki bölgelilik, mal mülk meselesi üzerinde durmaktadır. Son günlerde yaşananlar eğitimin de bu meselede önemli bir yer teşkil etmesi gerektiğini anlıyoruz. Her ne kadar iki toplum lideri eğitim komitesi oluştursa da bu komitelerin çok verimli veya yeterince etkili çalıştıklarını söylemek çok güç…
Her iki toplum liderine çağrım şudur; Siyaseten her iki tarafın da istediğini elde edeceği bir çözüm ve barış anlaşması yapılsa da, kurulacak olan yeni yapının sürdürülebilir olması için eğitime büyük görevler düşmektedir. Her iki toplumun birlikte yaşama, birbirlerine hoşgörü ile bakma, birbirlerine saygı duyma gibi konuları içselleştirmesi gerekmektedir. Dolayısı ile yapılması düşünülen anlaşma öncesinde iki toplum arasında güveni sağlayacak, “güven artırıcı önlemler” hayata geçirilmelidir. Buna da eğitimden başlamak gerekiyor. Aksi taktirde sadece siyaseten düşünülen bir anlaşmanın yürümesi mümkün görülmemektedir. İşte eğitime burada büyük görevler düşmektedir. Bu anlamda her iki tarafta da yeni bir eğitim seferberliği başlatılmalı, özellikle Kıbrıs Rum tarafı, bu konuda çok ciddi adımlar atması gerekmektedir.
Yalnız şunu da hatırlatmadan geçemeyeceğim. Kıbrıs Türk tarafı da sırf Kıbrıslı Rumlar yapıyor diye benzer uygulamaları yapmaktan kaçınmalıdır. Bu konuda doğru olanı yapmaya devam etmelidir. Tahriklere kapılmamalıdır.
Tüm bu yaşananlara rağmen, birleşik federal Kıbrıs en önemli seçenek olarak yine karşımızda durmaktadır.
































