Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Barış Burcu’nun Açıklaması Ve Tepkilerin İki Yüzlülüğü

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Türk tarafının, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın talebiyle, toprak konusunda verdiği haritayı BM Genel Sekreterliğinden geri aldığını açıkladı.

Akıncı’nın bu talebi, Rum liderliğinin Crans Montana sonrasında, tüm önerilerini geri çektiğini açıklamasının ardından gerçekleşmiş ve harita Aralık’ta iade edilmiş…

Son dönemde, UBP ve beraberindeki anlaşma karşıtı unsurların hedefi yine Cumhurbaşkanı Akıncı.

Hatta öyle tipler var ki, burada yazamayacağım çirkinlikte yakıştırmalar yapmaktalar.

Sözcünün açıklamasının ardından  da “haritayı çekti ama, öneriler masada… alınmış kalınmıştır… verildi bir kere” gibi absürd yorumlar gelmeye başladı…

Anlaşılan bunu da malzeme edecekler…

Sırf suçlama yapmış olmak için.

Birincisi, Barış Burcu’nun dediği gibi; müzakereler, “tüm konularda anlaşılmadan hiçbir konuda anlaşılmış sayılmaz” ilkesiyle yürütülmüştür…

Bu ilke ortadayken, Rum tarafının “önerilerimizi geri çekiyoruz” lafının da zaten bir anlamı yoktur. Çünkü o süreçle birlikte tüm öneriler ortadan kalkmıştır. Rum tarafının yaptığı iç politikaya dönük bir şovdur.

Ancak harita öyle değil…

Gün gelip istismar edilebilecek bir unsur harita.

O nedenle, zarf açılmadan iadesini sağlamış olmak önemli.

İkincisi, toprak dışındaki askeri, garantiler ve benzeri öneriler Türkiye ile birlikte hazırlanıp sunulmuş önerilerdi.

Masada Kıbrıs Türk tarafı olsa da, bu konuların karar vericisi Türkiye’ydi…

Eğer o önerilerin geri çekildiği açıklanmamışsa, bu, Türkiye ile birlikte karar verilmiş bir husustur.

Sırf Akıncı’ya saldıracağım diye, Türkiye’nin dış politikasına da dil uzattıklarının farkında mıdırlar acaba..?

[divide color=”#”]

 

 

Arşive Bakmayı Severim…

Geçen yıl tam da bugün yazdığım yazı da UBP’nin Akıncı’ya saldırısıyla ilgiliydi.

Bunu sürekli bir politika haline getirdiler.

Cumhurbaşkanı’nın itibarını aleni bir şekilde düşürmeye çalışırken, kendi ülkelerinin saygınlığına da gölge düşürmüş olmak umurlarında değil.

Bakın geçen yılki olayı hatırlatayım…

Hüseyin Özgürgün, Başbakan sıfatıyla, Türkiye’de bir radyo kanalına konuk olmuş ve sözde ELAM’ı ihbar edeceğim derken, kendi ülkesinin halkı tarafından yüzde 60 oyla seçilmiş olan Cumhurbaşkanı’nı ihbar etmişti.

“ELAM beni tehdit ediyor, Rum tarafı istenmeyen adam ilan ediyor, Akıncı sevilen adam” demişti.

Yani, “Beni istenmeyen adam ilan edenler, Akıncı’yı seviyor” şeklinde çirkin bir ifade…

Cumhurbaşkanı Akıncı’ya da, tam o günlerde, yine bugünkü gibi, sosyal medya üzerinden ölüm tehditleri gelmekte.

O gün de söylemişiz, bu politika Türkiye ile birlikte yürütülüyor. O zaman neden Türkiye’ye tek bir atıf yok? E, yok tabii olmaz da. Gerçeği bildikleri halde, sırf küçük politik çıkarlar adına, kitleleri kışkırtmak için yapılıyor bunlar.

Bu ülkede politika bu kadar sığ, bu kadar seviyesizdir işte…

[divide color=”#”]

YERİN KULAĞI VAR

HAYIRLI OLSUN:

Dörtlü koalisyon hükümetinin öncelikleri belli oldu. Bugün açıklanacak yeni kabinenin öncelikli olarak  yeni müşavir yaratılmaması konusuna protokolde yer vermesi olumlu bir adım oldu. Bunun dışında, geçmiş dönemler dahil, tüm yolsuzlukların üzerine gidileceği, hukuka aykırı olarak verilen tüm vatandaşlıkların yeniden gözden geçirileceği yeni hükümetin öncelikleri arasında yer alıyor…

 

“KAHİNLER” HÜKÜMETİ MOTİVE ETMELİ:

4 Parti Koalisyon Protokolunu imzaladı. Sıra bu protokolun gereklerini yerine getirip, ülke menfaatleri için sorunsuz bir hükümet modeli götürülebileceğini göstermekte. Zira hükümetin kurulmasıyla yas tutanlar, daha tek bir icraatı olmadan, hükümete ömür biçiyorlar. Bir tanesi de çıkmış, “4’lü hükümetlerce yönetilen ülkelerle KKTC kıyaslanamaz” diye ülke insanını aşağılamış. Bence bu kehanetler, yeni hükümete başarılı olmak için şahane bir motivasyon… Ben olsam, sırf bu kahve fallarının inadına başarıya asılırım…

 

BİR BIRAKIN KARDEŞİM:

AK Parti Milletvekili Burhan Kuzu da, dörtlü koalisyonu beğenmemiş. Kuzu, “Şu hale bakın! KKTC’de parlamento param parça. Tarihinde ilk kez dörtlü koalisyon kuruluyor. İki sağ iki de sol parti birlikte. Sanki çok uluslu bir etnik yapı var da denge hükümeti kuruluyor. Teklifimi tekrarlıyorum: Parlamenter sistemden Başkanlığa geçelim; tıpkı Rum kesimi gibi” diyor. Bıraksınlar da nasıl ve kimlerle hükümet kurulacağı kararını bizler verelim. Sonra eleştirdiğimizde de kızıyorlar…

 

DERTLERİ NE ANLAMIYORUM:

Hükümet kuruldu kurulmasına da, hala daha bozmak için uğraşanları görmek insanı üzüyor. Eski defterler açılmış servis ediliyor. Hem sağdan, hem de soldan salvo atışları yapılıyor. Hepsinin de derdi, toplumsal bir uzlaşıyla kurulan ve ilk kez denenecek dörtlü koalisyonu bozmak. Belli ki oyuncakları ellerinden alınmış, statükodan beslenmeleri kesilmiş, veryansın ediyorlar. Bekleyin be kardeşim hele bir otursunlar ne yaptıklarını bir görelim. Baktık ki olmuyor o zaman birlikte eleştirelim…

 

ELLERİ RAHATLADI:

UBP’nin hükümet dışında kalmasına tepki gösteren vekillere bakmayın siz. Aslında birçoğu buna çok sevindi. Şimdi artık bunu kendi leyhlerine çevirip Özgürgün’ü başkanlıktan görütmek için kullanacaklar. Partisini sandıktan birinci çıkaran, üstüne bir de iktidara taşıyan bir başkanı “yemek” oldukça zor, hatta imkansızdı.  Ama şimdi, kurultayda aday olacakların ( şimdilik 3 isimden bahsediliyor) elleri oldukça güçlendi. Sandıktan uzak ara birinci parti çıkmalarına rağmen iktidar olamamalarının tüm sorumluluğunu Özgürgün’e yüklemekten çekinmeyeceklerdir…

 

HÜSRAN:

Anastasiadis ve Malas’ın, ikinci tur için diğer partilerden destek arayışı, hüsranla sonuçlandı. Aslında, her ikisine oy veren tabanın da istediği bu yöndeydi. Aşırı sağ, retçi partilerden alınacak desteğin bir bedeli olduğunu söyleyenler, eğer böyle ittifaklar oluşursa, ikinci turda sandığa gitmeyeceklerini söylemeye başlamışlardı. Şimdi kilit tabanı güçlü olan, iktidarı göğüsleyecek. Öyle görünüyor ki, bu da büyük ihitmalle Anastasiadis olacak…

[divide color=”#”]

 

ZİRVEDEKİLER

Tufan Erhürman: “Biz bir hükümet kurduk, biz feodal beylikler ortaklığı kurmadık. Bir hükümetin Anayasa’daki tanımı tektir. Hükümet bir bütün olarak yetki sahibidir. Hükümeti bu anlayışla sürdüreceğimize inancımız tamdır”…

DİPTEKİLER

Yılmaz Bora: “Kabineyi kurma görevini alan zat , hükümeti kurup onay aldıktan hemen sonra ilk iş Andros Kyprianou’yu ziyaret edip tekmil verecek, tıpkı CTP başkanlığına seçildiği günün ertesi gün yaptığı gibi !!! Sayın Denktaş da daha çok demokrasi daha çok özgürlük için çalışacağını oysa Babasının Emaneti olan KKTC Devletinden söz edemedi .  Zaten Kıbrıs sorunu ile yeni hükümetin ilgilenmeyeceğini söyledi . Gerek yoktur zira Kıbrıs sorunu emin ellerdedir !!!”…