“Baktım gördüm gızı verecekleri yok gaçırttım nenenizi”

22 Eylül 2013 Pazar | 12:12
“Baktım gördüm gızı verecekleri yok gaçırttım nenenizi”

Ali Atamer: 1940’ların Topçuköyü’nde sosyal yaşama dair neler anlatabilirsiniz?

Ş.E.: Sabah’ın 3’ünden galgıp tarlalara gider demet bağlardım, burçak yolardım orak biçerdim. 15 yaşında başladım bu işlere. Vallahi ben sana söyleyim çocukluk hayatımı sürmedim. Anam bubam verdi beni Hacı Halit’in çocuklarına bakayım. Babam zaten bu ailenin kahyasıydı. Ama Haci Halit’in gaynatası bir gün beni döverkan annem da geldi gördü beni gizlin gizlin gaçtık Lefkoşa’ya.
A.E.: Gençlik devrimde ceyran yoktu köyde. Fakir aileden gelmeyik. İlkokula gittim. Ondan sonra Ardahan köyüne başladım potincilik yapmaya bir Rum’un yanında. 16 yaşına gadar orda devam ettim.

Ali Atamer: O zamanın devrinde ulaşım ve yemek ihtiyacınızı nasıl karşılardınız?

A.E.: Bizim köyde vasıta yoktu. Gideceğimiz yere hep yayan ya da eşeklerinan giderdik. 17 yaşındayken kendi haftalığımdan bir velesbit aldım. Eskiden velesbit alan Mercedes almış gibi olurdu. Ardahan da vasıta vardı ve ona bağlıydı bizim bir yere gitmemiz. Rumların basına binerdik yani anlayacağın. 1949 da geldi köye vasıta.
Ş.E.: Kendi ektiğimizi biçtiğimizi yerdik. Arpa, buğday, havetta, soğan ve badadez yetiştirirdik. Bu köyden susuz gönende çıkardı. Furunlarımız vardı. 3 ekmek çıkarırdım bir günde. Hellim yapardık. 2 gazanda hellim yaptığım günler oldu. Furunlarda kleftiko da yapardık. Şimdi da ne yediğimiz belli değil.

Ali Atamer: Şefika neneciğim Lefkoşa’dan buraya geldiğinde mi tanıdın dedemi yoksa okul yıllarından mı başladı arkadaşlığınız?

Ş.E.: Be Ali sen da az hırlı değilsin. Ben ovada işlerdim. Ahmet dedeniz te ovaya gelirdi, alırdı beni velesbitin üstüne napayım. Anama mı babama mı yoksa sevgilime mi bakacaydım. Sevgili daha dadlı gelirdi. 2 sene sevgili hayatı yaşadık.

Ali Atamer: 1950’lerde bildiğimiz kadarıyla görücülük usulüyle evlenirlerdi. Sizin sevgili oluşunuz belki de bir ilkti o dönemlerde?

A.E.: Ben biraz muzurdum şansı yoktu gurtulsun. Kimse bilmezdi sevgiliydik gizli buluşurduk.
Ş.E.: Başka biri daha isterdi beni ama geyimini beğenmezdim oğlancığın almadım gendini.
A.E.: Bir suyolu vardı. Köyün dışında bir kuyu vardı güzel gızlar sırtında testiynan su daşırdı. Akşamüstü köyün kızları alırlardı su kuyunun yolunu. Biz da onların peşin düşerdik. Hade bunlarda bizim peşimize düşerdi. Aşkımız o suyolunda başladı. Ondan sonra gaçırttı beni. Dedim gendine gaçır beni da büyüklerin verecekleri yoktur.

Ali Atamer: Ahmet dedeciğim kız kaçırmak büyük cesaret isterdi herhalde.

A.E.: İstedik babasından vermediler çünkü fukaraydım. Ev yok erazi yok garıyı napacaydık? Kim verirdi bize gız zaneden? Annemi yolladım vermeyik dediler. Ondan sonra baktım gördüm gızı verecekleri yok gaçırttım nenenizi. Mağusa’ya götürdüm gendini arkadaşın evine. Önceden planladım gaçırma olayını.
Ş.E.: Benim haberim vardı gaçırma olayından ama ne zaman gaçıracağını bilmezdim. Bir akşamüstü lavabo dışarıdaydı gittim ellerimi yıkayım bir baktım 2 kişi üstüme gelir başladım bağırayım sus deyincalar anladım ki Ahmet’dir. Hade hemen den velesibite bindik geçtik tarlalardan. Biraz gittikten sonra patladı lastik. Ver Allah Allah İskele’ye goştururuk. Daha önceden ayarlanmış arabaynan geldik Mağusa’ya. Hade bubam düştü peşime kimi bulsa sorar nerdeyim diye. Kimse söylemedi nerde olduğumu. Ben da gaçtım dedenize çünkü çok severdim.

Ali Atamer: Anladığımız kadarıyla yaşananlardan ötürü nikah düğünü yapmak durumunda kaldınız.

Ş.E.: 15 Ağustos’ta köyde gıydık nikahı. Annem babam o gün köyden gaçtılar görmesinler nikahı. Çünkü ben istediğimi aldım. Bir da güzel düğüncük yaptık. Çalgıcı da getirdik.
A.E.: Kuzucuklu bir hoca getirdiydik.
Ş.E.: Çiçekli bir pembe elbise geydim.
A.E.: Başlık parası vardı ama ben vermedim çünkü gaçırttıydım gızı.
Ş.E.: En fazla 4 gün geçinecen derlerdi bana bu adamınan. Ama 60 senedir beraberik. Köylüler da yaşaycak bir evlilik değil derlerdi. Deden çapkınlık yapardı ama bana da bakardı aydınamam. Bir tane gız vardı evinin dibinde pe.
A.E.: Garıştırma onları yahu.
Ş.E.: Ben da dedim o gıza bir gün “bekarken aklın nerdeydi da şimdi gocamı isten benimdir dedim bu adam kimseye vermem”.
A.E.: Kör kemaneci vardı sınır üstünden Rum. Bir da döplekcisi vardı. Havalar bizim oyunlardı.
Ş.E.: Kına gecesi hiç uyumaycaydın sabaha gadar. Adet öyleydi.
A.E.: Buğdayı döverlerdi gazanın içinde yağlı hayvanınan bişirirlerdi ve şafak atarkan bütün halka birer kepçe verilirdi. Sabaha gadar çalar çırpar oynardık.
Ş.E.: Gelinin evinde yorgan gaplama vardı ve erkekler oraya giremezdi. 5-6 adet gapladık.

Ali Atamer: 60 sene dile kolay.

A.E.: 60 sene zarfında gocagarıynan 9 evlat ettik. 50 dane torunum var. 22 sene askerlik yaptım. Benden millete eli silah tutan bir sürü insan çıktı. Milletim için elimden geleni yaptım. Şimdiki gençler yapmaz. Çünkü bir millet harp geçirirsa Milliyetçiliğini kaybeder. Geçmişi unuttuk.

Ali Atamer: Konu askerden açılmışken dilerseniz “55”lere “58”lere gidelim.

A.E.: “58”den “80”e gadar görev yaptım. Topçuköy’ün takım komutanıydım. “74”te çarpıştık Rum’unan şehit verdik. Hepeyi sıkıntı çektik. Öldürmeyen Allah öldürmez. 5 tane oğlum vardı silah başında. İlk önce Altınova’ya sonra Çınarlıya göç ettik. Birg ün Serdarlı’da oğlum vardı asker şehit düştüğünü haber aldım. Ama yanlış haber aldık rahatladım tabii.
Ş.E.: Ben göçmen olduğumda otururdum da ağlardım. Bir tabur komutanı dedi bana “neden ağlan.” “Nasıl ağlamayım 5 evladım bir da gocam geri dönecekler mi merak ederim.” Merak etme dedi “gocan yanımda evladlarında geri dönecek.” Gavur benim evimi bastı her şeyimi parçaladı. Deden komutandı diye bizim eve girdiydi. Çok çektik Rumların elinden.
A.E.: Birebir harp etmek zorundan galdım Allah tarafından kurtuldum. Bir gün Çatoz’dan gelirkan telsizi ve bir kasa mermiyi arabada daşırdım. Gece gelirkan Altınova Topçuköy arasında pusuya düştük yanımda da oğlum. Bir gurşun yağmuruna tuttu bizi Rum Allahın öldürmediğini başkası öldüremez.

Ali Atamer: Sohbetimizin sonlarına gelirken neler paylaşmak istersiniz?

Ş.E.: Şimdi hep garıların söylediği olur. Garıların önünde gonuşamazsınız. Hepsiniz gılıbık erkeksiniz.
A.E.: Demokrasi var şimdi insan hakları var.
Ş.E: Eğer gadınlar erkeklerden daha fazla maaş çekersa gılıbık olurlar. Ben çok dayak yerdim gece da gucağında yatırdım dedenizin. Hovardaydı bu dedeniz.
A.E.: Gene hovardayım.
Ş.E.: Çok kıskanırdım ama deyemezdim bişey.
A.E.: Teyzeciğin dört dörtlük bir hanım. Ayrılma noktasına gelmedik hiç. İnsan asabi olmamalı. Alttan almalı. Çok kıskanmamalı. Anlayış göstermeli. İnadına ev dönmez. Biz 60 senedir yaşarık beraber sanki da dün evlendik. Saygımızı sevgimiz kaybetmedik. Huzurluyuk.