Bakanlar Kurulu, devletin hükümet etme yetkisini fiilen kullanan organıdır. Ayrı bir tüzel kişiliği ve görevleri vardır. Yürütmenin, siyasi sorumluluğunu da hükümet taşır. Eğer yapılan bir yanlış, yapılmayan bir icraat, ya da ülke adına yapılan iyi bir şey varsa, bunun siyasi sorumluluğu hükümetindir.
Başbakan ve bakanlardan oluşan en yüksek karar alma ve yürütme organı olan Bakanlar Kurulu bu nedenle, ülke yönetimi bakımından en önemli görevlere ve yetkilere sahiptir. Günlük rutin işler dışında, ekonomi, ticaret, dış politika, istihdam, eğitim, sağlık, tarım, çevre, konut gibi konularda kamu politikaları oluşturmak ve bunları yürütmekle de görevlidir. Hatta en önemli görevleri bunlardır.
Gündemi oluşturan yakıcı sorunları tartışmak, bunların çözümüne ilişkin politikalar oluşturmak görevi de vardır.
Peki bir kaç gün sonra bir yılını dolduran hükümetimiz ne yaptı? Yukarıda belirtilen anlayış ve metotla çalıştı mı?
Geçmiş Bakanlar Kurulu kararlarını bir inceledim.
Atamalar,
Görevden almalar,
Zamlar,
Teşvikler,
İhalesiz alımlar,
Tahsisler,
Yurt dışı geziler, konferanslar, sürekli gitmeler, gelmeler,
Harcırahlar…
Birçoğu, parti-devlet ilişkisi içinde yapılan icraatlar.
Başka bir şey yok.
Oysa, son dönemde ülkenin genelini rahatsız eden konuları bir düşünün.
Mesela asayiş… Arka arkaya iki büyük soygun girişimi oldu. Biri gerçekleşti, diğeri çalışanların müdahalesiyle yarım kaldı. Polis binasında “intihar”, cinayetler, tecavüzler, ev açmalar… Bakanlar Kurulu’ndan bu konuda çıkan bir karar gördünüz mü?
Bunu sorduğunuzda, “Polis bize bağlı değildir” diyeceklerdir. Oysa böyle bir mazeret asla kabul edilemez. Zaten halk da kabul etmiyor. İcraatın başı, yani hükümet, yani Bakanlar Kurulu, gerekli koordineyi sağlamakla yükümlüdür. Ben bunu bilir, bunu söylerim…
Sağlık konuları. Hastanelerin durumu, yaşanan kaos. Bakanlar Kurulu bu işi sadece Sağlık Bakanı’na bırakmış gibi. Oturup birlikte bir iyileştirici karar üretmek, bir proje gerçekleştirmek yok.
Yarın okullar yine bir dolu sorunla açılacak. O konu da ilgili Bakan’a havale edildiğinden, Bakanlar Kurulu konuyu gündemine bile almayacak.
Elektrik konusu. Zırt pırt kesilen elektrikler… Sendikaya göre, giderek işler daha da kötüleşmekte ve sistem tümden çökme tehlikesiyle karşı karşıya. İki elektrik santralının filtresi gayet istikrarlı bir şekilde halkı zehirlemeye devam etmekte. Hükümetin bir projesi, bir çalışması var mı? Açıklanan bir karar var mı?
Tarım sadece kuraklık tazminatı mı? Yakında su geliyor diye yeri göğü inletenler, yeni bir tarım politikası ürettiler mi..?
Taşocakları rezaleti, çevre rezaleti, ya da mesela Evkaf’ın su meselesine dönen asgari ücret konusu. Bakanlar Kurulu bu konularda inisiyatif almakta mıdır..?
Ya sendikal örgütlenme. Güzel cümlelerle her dönem hükümet programına konan, ama gereği yapılmayan, özel sektörde sendikal örgütlenme. Özel sektörün üvey çocukları…
Hani bir laf vardır, “böyle işi dedem de yapar” diye. Aynen o durum…
Onun için canınızı yemeyin. Kim gelirse gelsin, yukarıda saydığım fuzuli işlerle vakit öldürecek, sizin sorunlarınız da sanki çözmeye yetkili başka birileri varmış gibi bekleyecek, bekleyecek…
YERİN KULAĞI VAR
CTP’DE ADAY TALAT:
Aylardır CTP içerisinde sorun olan cumhurbaşkanlığı adaylığı yavaş yavaş belirginleşmeye başlıyor. Gerek parti içerisinde, gerekse kamuoyunda sıkça tartışılan Mehmet Ali Talat, Sibel Siber ve Özdil Nami konusunda karar vermekte zorlanan parti yetkili organları bir isim üzerinde mutabakata varmış gibi görünüyor. CTP’nin Nisan 2015’teki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine, büyük bir aksilik olmazsa ikinci cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile gideceği neredeyse kesinleşmiş gibi…
BİR TÜZÜK ÜÇ YILDA ÇIKAR MI:
Sürekli kötü yönetimden söz ettiğimizde bize kızarlar. Biz de deriz ki, sözümüz sadece size değil, gelen giden tüm iktidarlara. İşte bakın; 2011’de çıkan Yenilenebilir Enerji Yasası’nın Uygulama ve Denetim Tüzüğü, 2014’te çıkmış. Bugünkü iktidar da, bir önceki de suçlu. Yasa’dan sorumlu bakanlıkta bakan değişmiş olabilir. Ama devlette devamlılık da yok. Bir Tüzük 3 yılda mı çıkar…? Dört gözle beklediğimiz “Ürün Güvenliği Yasası” bir başka örnek. 28 Nisan’da çıkmış, hala tüzüğü yok. Yani uygulanamıyor. Zehirdi, hormondu, yemeye devam ediyoruz. Yasa çıkarttık diye övünmek yetmiyor.
SORUNU ÇÖZMEDİKÇE:
Ülkemizde her yıl yenileri eklenen Kanser illeti için Onkoloji Merkezi’nin temelinin atılması iyi bir adım. Ama her yıl onlarca yeni hastanın yakalandığı bu illete neden olan sorunlar ortadan kalkmadıkça yapılacak hastane, sadece bir avuntu olacak. Yıllardır ülkeye zehir saçan Kalecik ve Teknecik Santralleri zehir saçmaya devam ettikçe, siyasilerin ise bu konudaki vurdumduymazlığı sürdükçe ne yapsak boşuna. Önemli olan bu illete neden olan sorunu, kaynağından kurutmak…
KONUŞACAK YÜZÜNÜZ OLMAMALI:
Asgari ücretlinin ayda net 1357 TL aldığı, açlık sınırının ise 1492 TL olduğu bir ülkede reformdan, huzur ve güvenden bahsetmek, insanların yüzünün güleceğini söylemek ne kadar inandırıcı olabilir ki..? Yeni asgari ücrete ayda 40-50 TL artışı yeterli bulan bir hükümetin, on binlerce kişinin asgari ücret aldığı bir ülkede ekonominin iyi gittiğinden bahsetmesi, insanlarla alay etmekten başka bir şey olamaz…
SİYASETE KURBAN EDİLİYOR:
Havadis Gazetesi’nin dünkü manşeti ülkemizde insan hayatına verilen değerin, siyasi çekişmelere nasıl kurban edildiğinin en somut örneğiydi. Meclis’ten geçen ancak, Cumhurbaşkanı Eroğlu tarafından imzalanmayan, Organ Nakli Yasası, bu yasayı bekleyen onlarca vatandaşı ölüme terk etmekle eş anlamlıdır. Sırf birtakım siyasi rant hesaplarıyla bu yasanın geçmesini engelleyenler, günü geldiğinde bunun hesabını vereceklerini hiç unutmasınlar…
ÖZENTİ VE TAKLİTÇİLİK:
Son günlerde ALS hastalığına dikkati çekmeyi amaçlayan ve dünyada ve ülkemizde de hızla yayılan, “bir kova buz” etkinliği ne yazık ki bizde, özenti ve taklitçilikten öteye bir anlam taşımıyor. Eline bir kova buzlu suyu alıp başından aşağı boca edenlerin kaçı, bu etkinliğin gereği olan 100 doları, ya da hiç olmazsa 100 TL’yi bağışladı mı her hangi bir hayır kurumuna? İşimiz ayın oyun ve taklitçilik ne yazık ki…
ZİRVEDEKİLER
Güler Şen Tiyatrosu: Eminim benim gibi birçoğunuz kim olduklarını bilmiyorsunuz. Kanser Hastalarına Yardım Derneği ve Gülen Şen Tiyatro Ekibi’nin imzaladıkları antlaşma ile Güler Şen Tiyatro Ekibi Dernek Çatısı altında Umut Tiyatro Ekibi tiyatro gösterileri düzenleyecekler. Dernek başkanı Reziye Kocaismail, Güler Şen Tiyatrosu ile 2005 yıllarında Londra dahil tüm adayı gezerek gerçekleştirdikleri tiyatro gösterileri sonucunda bugünkü Onkoloji Bölümü’nde mefruşatı da içinde 6 oda yapmayı başardıklarını söyledi…
DİPTEKİLER
DAÜ Vakıf Yöneticiler Kurulu: DAÜ VYK’nın Başkanı’nın Mağusa Belediye Başkanı olduğunu biliyorduk. Hala istifa etmemiş. Koskoca Mağusa’nın Belediye Başkanı, DAÜ gibi bir Kurum’a ne kadar zaman ayırabilir veya ne verebilir ki? Üstelik Hüseyin Ekmekçi’nin dünkü yazısından öğrendik ki, Tatlısu Belediye Başkanı da üyeymiş. Bir Lefke örneği var diye, emsal gösterilip, sürdürülen bir yanlış. Bir an önce üniversitenin yapısına uygun niteliklerde üyeler atanmalı ve en azından üniversitelere partizanlık sokulmamalı…
































