Köşe Yazarları

BAKALIM UBP DAYATMA YOLUNU MU SEÇECEK…







Siyasete asla takım tutar gibi bakmam.




 



İzlerim, bakarım, ülkenin ve halkın yararına mıdır, değil midir.

 

Kişisel çıkar gözetip, halkın aleyhine iş yapanı bir kenara ayırırım. Partiler için de isimler için de ölçüm budur…

 

Genelde kendimi yakın hissettiğim bir partinin içinde dahi, ülke yararı yerine kendini ya da yandaşını tatmin etme yoluna gideni silerim.

 

Onun için de partilerin tümünü aynı suçtan karalamaktan kaçınırım. Geçmişten bugüne hemen hepsine oy vermiş biri olduğum için, bunu rahatlıkla da söylerim.

 

Ancak partilerin içinde öne çıkan, baskın olan kötü bir zihniyet varsa, o zaman da başta yöneticileri olmak üzere, elimden geldiği kadar eleştiririm…

 

UBP kurultayının hemen öncesinde düşüncem, “Memleket düzelecekse, önce UBP düzelmelidir” şeklindeydi.

 

Hala aynı görüşteyim.

 

Madem ki tarih boyunca büyük kitlelerin oyunu alan partidir, o halde onun düzgün olması şarttır.

 

En çok oy alan partide eğer çıkar ilişkileri ön plandaysa, o zaman tehlikeli. Çünkü bu partinin bu şekilde icraat yapmasını talep eden bir seçmen kitlesi var demektir. Ve düşünün ki bu seçmen kitlesi, toplumun yüzde 30’unun üstünde olsun…

 

Feodal yapıdan kurtulmak için defalarca seçim yasası değiştirildi. Bölgecilik ortadan kalsın diye çarşaf listeye geçildi. Olmadı, olmadı. İnsanlar eşine, dostuna, doktoruna, dişçisine bir tik atmaktan vazgeçmiyor. Küçük toplum, yapacak bir şey yok. Yapılacak şey bellidir, toplumsal hedefler koyarsın,  güven verirsin, o kötü alışkanlığı silersin.

 

Bakın şimdi, UBP adına Sunat Atun’ın hazırladığı ve Meclis’e gönderilen seçim yasasındaki yeni değişiklik, karma oyun tamamen kaldırılmasını öngörüyor. Tasarının Resmi Gazete’de yayınlanması, Sucuoğlu’nun seçilmesinden sonra. Aynı Sucuoğlu birkaç gün sonra partilerden karma oyun kaldırılması konusunda uzlaşma istiyor.

 

Araştırmalar gösteriyor ki, UBP’nin karma oya çok ihtiyacı yok. Ama diğerleri öyle düşünmüyor. Karmadan yararlanan çok. Şimdi ben, UBP’nin art niyetli olmadığına nasıl inanayım?

 

Umarım UBP Ad Hoc Komite’de yine geçmişte olduğu gibi katı bir tutum sergilemez.

 

Eğer niyet, demokrasi, oyların yanmaması, kullanılan oyların sonuca daha çok yansıması falansa, sistemin aksaklıklarını düzeltmeyi kabul eder. Bu kadar kısa sürede topluma izah dahi edilemeden yapılacak böyle bir radikal değişiklik, sandığa gitme oranını ciddi oranda düşürecektir…

 

Yok ısrar ederse, burada toplumsal uzlaşı reddedilmiş, dayatma yapılmış olacaktır ki, bunun da Ersan Saner anlayışından bir farkı olmayacaktır. Haydi o zaman gel de UBP’nin değişeceğine inan…

 

 

YERİN KULAĞI VAR

KENDİ KENDİLERİNİ KANDIRIYORLAR

Türkiye dışında kimsenin destek vermediği iki devletli çözüm formülü için Tatar, KKTC’nin her alanda bir cazibe merkezi olduğu ileri sürerek, “çok zaman kaybettik, artık beklemeye tahammülümüz yok. Ortaya konan yeni siyaset KKTC’nin önünü açmıştır” diyor. Ve yeni başbakan da Tatara destek vererek Meclis’te okuduğu hükümet programında Tatar’ın tezlerinin bir anlaşmanın önünü açabilecek nitelik taşıdığını savunuyor. Genel Sekreter Hasipoğlu  durur mu, o bir adım daha öne giderek, Mağusa’daki BM kampının kaldırılması için imza kampanyası başlatılması gerektiğini söylüyor. Vazgeçin artık bu saçma sapan sözlerden. Sadece kendinize değil, tüm topluma zarar veriyorsunuz…

 

HANİ PARTİZANLIK OLMAYACAKTI:

Faiz Sucuoğlu, seçime kadar partizanlık olmayacağı sözünü verdi vermesine de sanırım bakanlar alışkanlıklarından vaz geçmediler. Seçim yasaklarına çeyrek kala partizanlık yapmaya devam edenler var. En basit örnek, kiralanan devlet arazileri. İnsanların elinden yıllardır kirasında tuttuğu araziyi şu son günlerde alıp, partililerine vermişler. Üstelik adam içinde bakıp ürettiği ürünü bile toplamadan. Bu daha kulağımıza gelen. Seçim yasaklarına sadece 2 hafta var. Herkes gözünü dört açsın bence.

 

ARTIRMAK YERİNE SIFIRLAYIN:

Karma oyun kaldırılıp kaldırılmaması tartışılırken, yüzde 5 olan seçim barajının da yüzde 8 veya 10 olması da tartışılıyor. Bana sorarsanız seçim barajı hepten kaldırılsın. Çünkü aldıkları oy oranı ile Meclis’e girmeyi başaramayan partilere verilen oylar da başka partilere yarıyor. Eğer demokrasi adına bir şeyler yapmak istiyorsak kaldırın barajı ve tüm görüşlerin Meclis’e yansımasını sağlayın… Bir milletvekili ile hükmeden YDP’nin varlığından daha kötü olmaz, inanın.

 

SANAL BÜTÇEYE HAZIR OLUN:

Eski bürokratlardan Erkan Okandan, Maliye Bakanlığı verilerine bakarak, Türkiye’den protokollere bağlı olarak beklenen kaynağın gerçekleşme oranının ortalama yüzde 32.4 olduğunu ortaya çıkarttı. Sebebi siyasi olabilir, kaynak yetersizliği olabilir, KKTC tarafının altına imza attığı protokolun gereklerini yerine getirmemesi olabilir. Ne isterse olsun, bu bir gerçek. Ne yazık ki Hükümet Programından anladığımıza göre, önümüzdeki bütçe de aynı beklentilerle hazırlanacak. Hala daha kendi gelirlerimizi artırma konusu birinci öncelik olamıyor. Yeni bir sanal bütçeye hazır olun…

LAÇKALIĞA BAK:

Yer Maliye Bakanlığı Girne Şubesi. Kapıda bekleyen onlarca ithalatçı. Kimi araba getirmiş, kimi gıda maddesi, kimi çay… Devlet kasasının grak grak ettiği bu zamanda bir saatin içinde dünyanın parası girecek… Deniyor ki, “printerin mürekkebi bitti”… Resmen eziyet, insanlar saatlerce bekliyor. Bir başka odadan print yapmayı dahi ret ediyorlar. Sonunda bilgisayarcı geliyor, mürekkebi getiriyor, vezne çalışmaya başlıyor. Kamunun ne hale geldiğini görün artık…

 

KKTC SORMA GİR HANI:

Ülke sorma gir hanına döndü, kontrol, takip yapılmıyor dediğimizde çok kızıyorlar ama, gerçek bu ne yazık ki.  Hem de kırmızı bültenle aranan bir şahıs KKTC’de yakalanıyor. Elini kolunu sallayarak KKTC’ye giriş yapmış. Kim bilir ne kadar da kalmış. KKTC suç ve uyuşturucu cennetine döndü. Bunu suç işleyenler de biliyor, cesaretleri ondan. Hangi kirli işin varsa, kapağı KKTC’ye at, gerisini merak etme. İmaj bu.

FOTO GÜNDEM: Laik olacaksın; halkın egemenliğine, özgür iradesine inanacaksın; münferit(bireysel) değil, müşterek(ortak) menfaat gözeteceksin; adaletten milim kaymayacaksın; dünyada barış isteyecek, ona göre davranacaksın… Hala daha bunların yerine konacak daha üst değerler bulunamadı. Deneyen de yaşamadı. Başka rehber aramaya gerek yok. Ben politikaları Atatürk’ün değerlerine göre sınıflandırırım.  Ya iyidirler, ya kötü… Politika sahnesindeki insanları tanımanın en kolay yolu budur.

Atatürk

 









Başa dön tuşu