Hangi alanda olursa olsun, her proje yeni umutlar ve ideallerle başlar. İşin en başında yapılan fayda maliyet analizi bize faydanın maliyetten fazla olduğu sonucunu veriyorsa projemiz için kolları sıvarız. Maalesef tüm fizibilite çalışmalarına rağmen sonu hüsranla biten yarım kalan pek çok proje vardır. Bu sadece inşaat projeleri için değil, her alandaki projeler için de geçerlidir.
“Projelerin neden başarısızlıkla sonuçlandığına dair “Association of Project Managers” bir araştırma yapmış ve bu araştırma sonucunda buldukları on nedeni şu şekilde sıralamışlar:
1)Paydaşlar arasındaki iletişim kopuklukları (%55)
2)Planlama eksikliği (%37)
3)Yanlış kilometre taşları (Milestonlar), ara teslim tarihlerinin belirlenmesi (%36)
4)Kalite kontrol eksiklikleri (%31)
5)Kontrolden çıkan maliyetler (%27)
6)Kaynak koordinasyonundaki yetersizlikler (%24)
7)Yönetimden kaynaklanan zafiyet (%23)
8)İlerlemenin yönetilememesi, işin iyi takip edilmemesi (%17)
9)Tedarikçilerin beceri yetersizliği (%16)
10)Tedarikçilerin kaynak yetersizliği (%10)”
Tamamlanamamış, hedefine ulaşamamış inşaat projeleri her zaman düşündürücü ve üzücüdür. Aslında hepsinin başarısızlığının altında etkin bir ‘Proje Yönetimi’ olmayışı yatar. İnşaat projelerine baktığımızda; proje öncesi yeterli ön çalışmanın yapılmaması, ‘Hele bir başlayalım da çıkan sorunları hallederiz elbet…’ zihniyeti başarısızlığın ilk adımıdır. Ardından kapsamın dışına çıkılarak, plan harici eklemeler yapmak özellikle zaman ve bütçeye indirilen en büyük darbedir. Sonra gecikmeler ortaya çıkar ve aynı şekilde işin uzamasına, maliyetlerin artmasına neden olur. Sonrasında belirsizlikler kendini gösterir ve beraberinde çaresizlikleri getirir. Finansal sorunlar, kredi kullanımındaki aksaklıklar, ana alt yüklenicinin olumsuz performansı, kritik malzeme tedarikçilerinin yarattığı sıkıntılar, fizibilite planlama hataları, bitirilen projelerden doğru derslerin çıkarılmaması, iletişimin etkin planlanıp kullanılmaması ve kaçınılmaz son kendini gösterir: Başarısızlık!
Ankara’nın en gözde semti Gaziosmanpaşa’da bir otel inşaatının güldüren ve düşündüren ‘Yok artık!’ dedirten hikâyesine kulak verelim. Üzerinde öylece bırakılmış vinç ile 20 sene boyunca Ankara’nın gri ve ruhsuz havasına renk katmış, hakkında şehir efsaneleri uydurulmuş, Rönesans döneminin ünlü filozofu, ressamı, mimarı, matematikçisi ve fizikçisi Leonardo Da Vinci’ye atıf yapılarak ‘Unuttu Da Vinci’ diye dillere dolanmış Büyük Çankaya Oteli, hazin öyküsüyle başarısız bir proje örneğidir. Bütün Hikâye, darbe sonrasında Kenan Evren’in ‘Ankara’ya yakışır beş yıldızlı bir otel yapılsın’ talimatıyla başlar. Kayserili iş adamı Ahmet Hattat yapılacak otel projesiyle görevlendirilmiş ve çalışmalar başlamış, 1991’de temeli atılıp, kaba inşaatı 1994’de tamamlanmış ancak büyük olasılıkla elle tutulur bir Proje Yönetim Planı olmayan bu inşaat projesinde hesaba katılmayan riskler de kendini göstermeye başlamış. Bir aile şirketi olan Hattatlar kendi aralarında anlaşmazlığa düşünce finansal sorunlar krize dönüşmüş. Diğer büyük hata; otelin oto parkının bir sit alanı olan Papazın Bağı’nda planlanmasıymış nitekim sit alanına dokunulamayacağından, Ahmet hattat otoparksız bir otel projesiyle ortada kalakalmış. Bu süreçte bir umut olarak Ritz Carlton ve Hyatt grubu ile görüşülse de sonuç alınamamış. En vahimi de 35 katlı 263 odalı, içerisinde AVM ve kongre merkeziyle Büyük Çankaya Oteli Ankara’nın gururu ve ilki olmaya adayken, bölgede Hilton ve Sheraton otelleri çoktan tamamlanıp hizmete geçmiş bile. Bu arada ülkede yönetim de değişmiş. Büyük Çankaya Oteli tepesindeki 25 tonluk bir vinçle alay ve espri konusu olmuş, tamamlanmamış bir proje olarak yıllarca atıl kalmış. İşte bu dönemde Ankaralılar da vinç hakkında efsaneler uydurmuşlar:
‘Bak oradaki vinci görüyor musun? O vinci orada unuttular!’
‘Vinci indirmek için otelin yıkılması gerekiyormuş!’
‘Rusya’dan helikopter gelmesi lazımmış ama o da çok pahalıymış’… Bunlar gibi daha birçok efsane yayılmış. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Köşkü’nde makam odasından görünen Büyük Çankaya Oteli’nin tepesindeki vince sürekli gözü takılınca, indirilmesi için talimat vermiş. Yıl 2010.Tabii ki bu da kolay bir iş değil, öyle ‘haydi’ deyince indirilecek bir vinç değil. Üstelik maliyeti de oldukça fazla. Çankaya Belediyesi, Kule Söküm ihalesine çıkmış. Başarısız projenin günah keçisi ilan edilen Ahmet Hattat, Abdullah Gül ile hemşehri oluşundan kaynaklı olsa gerek, muhtemelen bir mahcubiyet gereği ihaleyi beklemeden 2014 yılında, o dönem Türkiye’nin 600 tonluk en büyük vincini Malatya’dan getirtmiş ve otelin üzerindeki 25 tonluk vinç sekiz saatlik bir çalışma ile indirilmiştir. Öncesinde kurbanlar kesilip dualar da edilmiş tabii. Vincin indirilmesi 150 bin dolara mal olmuş. Böylelikle vincin orada unutulmadığını artık bütün Ankaralılar da öğrenmiştir. 30 Yaşına basan Büyük Çankaya oteli birkaç kez icradan yaklaşık 300 milyon Türk Lirasına satışa çıkarılmış ancak alıcı bulamamış. Son zamanlarda binada deformeler de başlamış, istinat duvarında çökmeler, toprak kaymaları yaşanmış. Çevre halkı bu atıl devasa binanın çevre kirliliğine neden olduğundan ve toprak kaymalarından dert yanıyor, çözüm istiyor.
Artık günümüzde Proje Yönetimi ve Proje Yöneticisi başarıya giden yolun anahtarıdır. Her başarılı proje doğru bir Proje Yönetimi ile sonuca ve hedefe ulaşır. Ahmet Hattat Büyük Çankaya Oteli projesinde günah keçisi ilan edilmiş olsa da buradaki başarısızlık projenin doğru şekilde yönetilememiş olmasıdır. ‘Haydi, yapalım!’ diye yola çıkılmış, elle tutulur ‘Proje Yönetim Planı’ olmadan, riskler hesaba katılmamış, planlanmamış, yapılan yanlışlarla ’Kapsam, Zaman ve Bütçe’ temel kısıtları birbirini sürekli tetikleyerek hazin sona ulaşılmış ve proje başarısızlıkla sonlanmıştır. Hüsrana uğranmış olsa da bu başarısız projeye bir şekilde tekrar hayat vermek imkânsız olmasa gerek. Kaba inşaatı tamamlanmış bu bina için, otel olmasa da, yeniden doğru projeler üretmek mümkün görünüyor. Tüm yanlışlardan ders alınması ve bunların kayıt altına alınması da yeni projelerin önünü açacaktır. Ankara’da 35 Katlı 263 odalı bu bina maalesef 30 yıldan beri boş ve hayata geçmeyi, başkent Ankara’ya değer katacak bir işlev kazanmayı bekliyor.
































