Bir sabah kalktığınızda,
Tavanda kırlangıç yuvası.
Ne zaman yaptı,
Haçanda yaptı,
Şaşar kalırdınız.
…
Baharın son demleriydi.
…
Kerpiç evlerin tavanları genellikle mertektendi.
Ki kırlangıçlara yuva yapmaları için elverişliydi.
…
Bir odanın içinde kırlangıçlarla yatıp kalkmak ne güzeldi…
…
Mayısın çıkıp haziranın geldiği ilk günlerde, sinemalarda bir şaşkınlık.
Beklenmedik bir yağmur yağar, sinemalarda iskemleler tekmil ıslanırdı.
Ama PAZAR günü olduğu için, müşteri az olacağından telaş tez atlatılırdı.
Çağlayan bahçesinde de durum aynıydı.
Ansızın boşalan yağmur, bahçeyi tekmil sulara gömerdi.
O anlarda Gölek geçit vermezdi.
…
Kahvehanelerde ise temkinli bir bekleyiş.
Müşteriler içeriye doluşur, yağmurun dinmesini beklerlerdi,
Ki böyle durumlarda Efe ile Enver oldukça sabırsızdı.
Ama yağmurun geçici olduğunu, ikindi vakitlerinde güneşin açacağını, yaprağın bile kıpırdamayacağını bilirdi herkes.
…
Kıbrıs meselesinde de bir kıpırdanma yoktu.
İkili görüşmeler başlamıştı ama tıpkı bugünkü gibiydi ortam.
En ufak bir kıpırdama umut vermeye yeterliydi.
Ki, o zaman da Lokmacı ve diğer kapılar açıldığında, her şeyin yolunda gidileceği sanılmıştı.
Ne olacaksa sonrasında olacaktı…
…
Ne kadar benzer şeyler olsa da,
Tarih tekerrürden ibaret değildir doğrusu.
Hiçbir şey birbirinin aynısı olarak tekrarlanamaz.
…
Zaman ilerlediğinde kırlangıç yavruları yuvalarından başlarını çıkarır durmadan öterlerdi.
Anneleri de bıkıp usanmadan bir yerlere uçar, yavrularını beslemek için müthiş bir çaba sarf ederdi.
Yavrular büyüyecek ve mevsimi geldiğinde anneleri ile birlikte göç edeceklerdi.
Ki, o yuva kerpiç evlerin tahta merteklerinde öylesine boş kalacaktı…
…
Ama gün geldi, kırlangıçların yuva yaptığı o evler de boş kaldı.
Kırlangıçlar da göç ediyorlardı, onlar da.
Evlerini terk edenlerin kırlangıçlardan farkı, hiçbir mevsimde artık o evlere dönmeyecek olmalarıydı.
…
Halbuki kırlangıçlar en azından her baharda dönüyorlardı…
…
Yağmur durunca, bulutların arasından güneş çıkar,
Efkalipto ağaçlarının uzun gölgeleri yollara yansır, Efe ile Enver sandalyelerini dışarıya çıkarır,
İnsanlar da yavaştan Kuğulu Park ile Mücahitler Gazinosu’na doğru yol alırdı.
Parçalı bulutlu bir pazar gününde,
Aslında memleket de parçalanmaya hazırdı,
Ama ne kırlangıçlar, ne insanlar bunun farkındaydı…
…
O günler geride kaldı.
Ama havalar yine parçalı bulutlu.
En ufak bir şey umutlandırıyor insanı.
Yağmur yağarken açan güneş,
Güneş varken yağan yağmur…
Bunlar işin tekrarı olsa da…
































