KıbrısManşet

BağımsızlıkYolu akaryakıt zamlarını protesto etti







Bağımsızlık Yolu akaryakıt fiyatlarında gerçekleşen zamlarla ilgili şirket ortaklarından biri olan Hacıali LTD önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

Durmaksızın devam etmekte olan akaryakıt zamlarını protesto etmek için buradayız deyen Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu, K-Pet büyük ortağı Hacıali LTD önüne bu sebepten geldiklerini açıkladı. Yaşanılan akaryakıt zulmünün tek sebebinin Hacıali LTD olmadığını, K-Pet ve ALPET ülkemizdeki akaryakıt ithalatını tekelinde bulunduran iki firma olduğunu ve bu iki firmanın akaryakıt fiyatlarını kar amacıyla yükseltmek amacında olduklarını söyledi. Rahvancıoğlu, bu taleplerinin beş günde bir, on günde bir hükümet tarafından olumlu yanıtlanarak fiyatların artırıldığını, ancak aylardı asgari ücrete herhangi bir artış yapılmadığını vurguladı.




Esas iktidar odaklarının ultrazenginler ve sermaye odaklarının olduğunu belirten Rahvancıoğlu, “ulaşım ihtiyacımızın üzerine çöreklenmiş olan akaryakıt ithalatçısı bu iki şirket, motorlu araç ithalatçıları, araba sektöründen kar sağlamakta olan büyük sigorta şirketleri, inşaat şirketleri gibi sermaye odakları tarafından halkın ihtiyaçları baskılanmaktadır. Hükümet halkın, emekçilerin çıkarlarını değil bu şirketlerin çıkarlarını gözetmektedir.” dedi.



Rahvancıoğlu: Esas İktidar Odaklarına Karşı Mücadele Edilmesi Önemlidir

Ekim 2021 tarihinde Rekabet Kurulu, Rekabet Yasasına aykırı bir şekilde hakim konumunu kötüye kullanan K-PET ve ALPET’e resen soruşturma başlattığını açıklayan Rahvancıoğlu, soruşturmanın sebebinin benzin istasyonlarına akaryakıt vermeyerek bir tür sermaye grevi yaparak akaryakıt fiyatlarının artırılması için baskı yapıyor olmalarıdır dedi. Başlatılan soruşturmanın ilerletilmediğini ve sonuca bağlanmadığını anlatan Rahvancıoğlu, bu yapılanlardan görülebileceği gibi sermaye kendi çıkarları doğrultusunda hükümet üzerinde baskı kurup kendi çıkarlarını savunurken, halkın çıkarlarını savunan herhangi bir yapı devlet kademelerinde olmadığını vurguladı. Rahvancıoğlu, bu nedenle esas iktidar odaklarına karşı mücadele edilmesi önemlidir diyerek sözlerini sonlandırdı.

Bağımsızlık Yolu adına basın açıklamasını okuyan Parti Meclisi üyesi Umut Ersoy, “Bağımsızlık Yolu, sadece “akaryakıt zamları geri alınsın” demekle yetinmemekte, yapıcı bir biçimde çözüm önerisi de sunmaktadır. Bağımsızlık Yolu, kurulduğu günden beridir, ulaşım ve akaryakıt sorununa bir çözüm olarak “kamusal toplu taşımacılık” demektedir.” dedi.

Basın açıklamasının tamamı şöyle:

Akaryakıt Şirketleri Elini Yakamızdan Çek!

Akaryakıt fiyatları artık canımıza tak etmiş durumdadır. Akaryakıt fiyatları artık cebimizi yakmayı ve bütçemizi sarsmayı geçmiş, akıl sağlığımızın sınırlarını zorlayacak raddeye gelmiştir. Bu bir krizdir.

Yüz binlerce insan, bütün ülke, iki tane akaryakıt şirketinin elinde oyuncak olmuştur. Bugün bu basın açıklamasını, bu iki akaryakıt şirketinden birinin önünde yapmamızın gerekçesi de budur.

Zamlara gerekçe olarak, dünya çapında yükselen petrol fiyatlarını gösterilmektedir. Ancak, dünyanın neredeyse her ülkesinde, ağır aksak da olsa toplu taşıma sistemleri mevcuttur. İşe gitmek için ulaşımın mecburen araba ile sağlandığı Kıbrıs’ın kuzeyinde ise ulaşım ve dolayısıyla akaryakıt, kelimenin tam anlamıyla temel bir ihtiyaçtır. Akaryakıt zammı demek çalışanların işe gidebilmesinin bile bir lüks haline gelmesi demektir. Bu, toplumsal bir krizdir. Dahası, Kıbrıs’ın kuzeyinde enflasyon, aynı para birimini kullandığımız Türkiye’nin bile çok üzerindedir. Yani Kıbrıs’ın kuzeyinde bir vurgunculuk alıp başını gitmiştir.

Tüm bunlara rağmen Bağımsızlık Yolu, sadece “akaryakıt zamları geri alınsın” demekle yetinmemekte, yapıcı bir biçimde çözüm önerisi de sunmaktadır. Bağımsızlık Yolu, kurulduğu günden beridir, ulaşım ve akaryakıt sorununa bir çözüm olarak “kamusal toplu taşımacılık” demektedir. Düzgün ve kamusal bir toplu taşımacılık sisteminin faydaları saymakla bitmez: Dünyada yükselen petrol fiyatları, ülkedeki ulaşım maliyetlerini çok daha az etkiler…. Akaryakıt ve taşıt ülkenin açık ara farkla en büyük iki ithalât kalemidir. Her yıl yüzlerce milyon dolarımız, çarçur edilmektedir. Toplu taşıma, bu gider kalemini ciddi oranda azaltarak, ülkenin dış açığını küçültüp ekonomik kalkınmasına da fayda sağlayacaktır… Araba kullanımı ve trafik kaynaklı zaman kaybı ve stres, büyük oranda ortadan kalkacak; trafik kazalarında ciddi bir azalma yaşanacak ve çevre kirliliği ile gürültü probleminde ciddi bir eksilme söz konusu olacaktır. Kamusal bir toplu taşıma sistemini finanse edebilecek kaynak ise gerek servet vergisi, gerekse de zenginlerin lüks araba ithaline konulacak ciddi lüks vergileri ile rahatça yaratılabilecektir.

Kamusal bir toplu taşıma sisteminin faydaları apaçık bir bir şekilde ortadayken, ultrazenginler ve onların sözcüleri olan hükümetler “Kıbrıs insanı toplu taşımaya alışık değildir, arabasından vazgeçmez” mazaretini öne sürmektedir. Aynı mazaret, bundan 10 yıl öncesine kadar, bizden bile küçük bir Akdeniz ülkesi olan Malta için de kullanılmaktaydı. Malta, sadece 7 yıl önce, yaygın toplu taşımacılığa geçmeye başladı ve bu kısa sürede bile, nüfusun yüzde 70’i toplu taşıma kartına başvururken, nüfusun neredeyse yarısı düzenli olarak toplu taşıma kullanmaya başladı.

Bu bahaneyi bir kenara koyarsak; ülkemizde toplu taşıma sistemi bilinçli olarak kurulmamaktadır, çünkü bu, ultrazenginlerin ve büyük sermayenin çıkarına terstir. Şu an önünde durduğumuz akaryakıt şirketinin sahipleri milyonlarca sterlinlik servetlerine daha da servet katsın diye; sırf büyük araba galerisi sahipleri, büyük sigorta şirketleri, büyük araç kiralama şirketleri, ateş pahasına bilet satan büyük özel toplu taşıma şirketleri, büyük ölçekli ve toptan yedek parça ithali yapan büyük şirketler ve çok sayıda benzin istasyonundan oluşan zincir sahipleri daha da zengin olabilsin diye bu çileyi çekmekteyiz.

Diğer tüm sektörlerde olduğu gibi, akaryakıt sektöründe de, gerçek iktidar gelmiş geçmiş hükümetler değil, ultrazenginlerdir. Bugün gerçek iktidara hesap sormak için buradayız. Sırf şişkin servetlerine daha da servet katabilmek için bütün bir halkı esir almalarını kabul etmeyeceğimizi söylemek için burdayız. Halkın öfkesinin gerçek iktidara yöneltilmesine engel olmak için araya girip hükümetçilik oynayan mevcut hükümete de, sorunun gerçek kaynağı olan ultrazenginlere karşı tek bir söz etmeyip sadece hükümet eleştirisi yapan sözde muhalefete de “madem siz aradan çekilmiyorsunuz, biz sizi aradan çıkarıp gerçek iktidarın karşısına dikiliriz” demek için burdayız. Akaryakıt şirketlerine “elini yakamızdan çek” demek için burdayız. Hayatı bize zehir eden diğer sektörlerdeki ultrazenginlere ve büyük sermaye sınıfına da artık hükümetlerin ve hükümete muhalefet edenlerin arkasına saklanamayacaklarını, karşılarında artık doğrudan bizi bulacaklarını söylemek için burdayız!









Başa dön tuşu