İKİZLER GÜNEY’DE REHİN: Burcu-Muzaffer Seyidoğlu çiftinin Makarios Hastanesi’nde dünyaya gelen ikizleri, masrafları ödeyemedikleri için hastanede rehin kaldı. Hastane, annenin tedavisi için günlük 139 Euro talep ederken, bebeklerin her biri için günlük 400 Euro, sezaryen doğum ücreti olarak bin 400 Euro istedi
Pınarlı köyünde ikamet eden Muzaffer-Burcu Seyidoğlu, yıllar sonra ikiz bebek sahibi oldu ancak çiftin sevinci adeta kursaklarında kaldı.
Tüp bebek yöntemi ile hamile kalan Burcu Seyidoğlu, 17 Nisan 2014 tarihinde “erken doğum tehlikesi” ile doktoru Op. Dr. Halil İbrahim Tekin’in yönlendirmesi üzerine ambulansla Güney Kıbrıs’taki Makarios Hastanesi’ne kaldırıldı.
Makarios Hastanesi’nde 1 ay kadar kontrol altında tutulan Burcu Seyidoğlu, önceki gün ikizlerini dünyaya getirdi. Bebekler, küveze alındı, annenin tedavisine kadın doğum servisinde devam edildi.
Hastane “Ya para ya bebeklerin” dedi
Makarios Hastanesi, Burcu Seyidoğlu’nun tedavisi için günlük 139 Euro talep ederken, sezaryen doğum ücreti olarak bin 400 Euro istedi.
Makarios Hastanesi’nin ikizlerin her biri için istediği günlük tedavi masrafı bedeli ise 400 Euro. Hastanenin istediği miktarı karşılayamayan Muzaffer Seyidoğlu, yardım istemek için önce KKTC Sağlık Bakanlığı’na ardından da TC Büyükelçiliği’ne başvurdu ancak her iki kurumdan da eli boş geri döndü.
Seyidoğlu, son çare, hastane yönetimine, “Bizi gerektiği zaman taburcu edin, masrafları da aylık taksite bağlayın” teklifinde bulundu ancak bu teklifi hastane tarafından kabul görmedi.
Muzaffer Seyidoğlu’nun ifadelerine göre, Makarios Hastanesi yönetimi, Seyidoğlu’na, “Olmaz, daha önce de bu tür vakalar oldu ancak hiç kimse borcunu ödemedi. Eşiniz tedavisi bitince eve gidebilir ancak bebekler borcun tamamı ödeninceye kadar taburcu edilmeyecek ve mevcut borç her geçen gün aynı miktarda artacak” cevabını verdi.
Seyidoğlu: KKTC Devleti vatandaşına sahip çıkmıyor
“Gerekirse borçlanırım yine de bebeklerimi ve eşimi tedavi gördükleri Makarios Hastanesi’nden taburcu ederim” diyen Muzaffer Seyidoğlu, öfkesinin maddi imkansızlıklar nedeni ile değil, KKTC Devleti’ne olduğunu söyledi.
KKTC Devleti’nin vatandaşına sahip çıkmadığını öne süren Seyidoğlu, “Evet zengin değilim ama çok fakir biri de değilim. Gerekirse borçlanır bir şekilde çocuklarımı, eşimi taburcu ederim. Benim isyanım devletime, Sağlık Bakanlığı’na. Kendi insanlarına sahip çıkmadıkları gibi ayıplarını, eksikliklerini örtmek adına yaptıkları açıklamalara” diye konuştu.
“Keyfi değil, mecburi”
Sağlık Bakanlığı’nın olayı araştırdığı bilgisini alan Muzaffer Seyidoğlu, tüm ifadelerinin doğru ve ispatlanabilir olduğunu söyledi.
Seyidoğlu, “Doktorumuzun yönlendirmesi ile ambulans ile eşim 17 Nisan 2014 tarihinde saat 15.30’da Metehan Kara Sınır Kapısı’ndan Güney Kıbrıs’a geçti. Hemen arkasındaki araçta da ben, doktoru ve doktorun sekreteri vardı. Ben eşimi Güney’e keyfi göndermedim. Üç kişinin hayatı söz konusuydu ve doktorumuz bizi Güney’e yönlendirdi, kendisi de bizimle geldi. Eğer bakanlığımız bu konuda ifadelerime itimat etmiyor da bir araştırma yapıyorsa, Metehan Kara Sınır Kapısı’ndaki 17 Nisan 2014 kamera kayıtlarına ve polis kayırlarına bakmakla başlasın” dedi.
“KKTC’de yeterli sağlık imkanı yok”
Muzaffer Seyidoğlu, Sağlık Bakanlığı’nın Kuzey Kıbrıs’taki devlet hastanelerinin güneydeki hastanelerle aynı imkanlara sahip olduğu yönündeki açıklamasını ise yalanladı.
Seyidoğlu, “İddia ediyorum ki, Güney Kıbrıs’taki sağlık imkanları ve araç gereçler bizim hastanelerimizde yoktur. Eğer olsaydı, Güney’e yönlendirilmezdik ve bugün bu olayları yaşamıyor olurduk” dedi.
***
Gülle: İşin insani boyutu değerlendiriliyor
Sağlık Bakanı Ahmet Gülle, konu ile ilgili bakanlığın araştırma başlattığını belirtti.
Bakan Gülle, Havadis’e yaptığı açıklamada, “Muzaffer Seyidoğlu isimli vatandaş, bakanlığa geldi ve doktorunun 7 aylık erken doğum riski olduğundan eşini Güney Kıbrıs’taki hastaneye gönderdiğini söyledi ve gelişmeleri anlattı. Ancak bizim hastanelerimiz gerek yeni doğan çocuk servisinde gerek kadın doğum servisinde gerekse yoğun bakımda Güney Kıbrıs’taki imkanların aynısına sahiptir, gereken altyapı mevcuttur. Dolayısıyla konu ile ilgili şimdi bir araştırma başlattık. Muzaffer Seyidoğlu isimli vatandaşın iddiaları doğru mu? Doktoru, gerçekten hastayı Güney Kıbrıs’taki hastaneye yönlendirdi mi ve eğer yönlendirdiyse neden bunu yaptı, araştırılıyor. Eğer hakikaten doktor, hastayı yönlendirdiyse yanlış bilgilendirme ve yanlış bir yönlendirme yapmıştır” ifadelerine yer verdi.
Bakan Gülle, işin insani boyutuna da değinerek, keyfi veya yönlendirme sonuç itibari ile bir KKTC yurttaşının ve iki çocuğunun Güney Kıbrıs’ta hastanede maddi imkansızlıklar sebebi ile taburcu olmadığına işaret etti ve bununla ilgili olarak da bakanlığın gerekli değerlendirmeyi yaptığını kaydetti.
***
Tekin: Güney Kıbrıs daha tecrübeli
Operatör Doktor Halil İbrahim Tekin, Muzaffer Seyidoğlu’nun ifadelerini doğrulayan açıklamalarda bulunarak, Seyidoğlu’nun eşinin erken doğum gerekçesi ile 17 Nisan 2014 tarihinde saat 15.30 sıralarında Metehan Kara Sınır Kapısı’ndan ambulansla Güney Kıbrıs’a gönderdiğini söyledi.
Ambulansın hemen ardındaki araçta da kendisi, sekreteri ve hastanın eşi Muzaffer Seyidoğlu’nun bulunduğunu kaydeden Op. Dr. Halil İbrahim Tekin, “Tecrübelerime göre, o kadar küçük bebeklerin, Güney Kıbrıs’taki hastanede yaşatılma oranı daha yüksek. Dolayısıyla hastamı ben yönlendirdim, beraberinde ben de gittim” dedi.
Op. Dr. Tekin konuya ilişkin gazetemize yaptığı açıklamada aynen şu ifadeleri kullandı: “Muzaffer Seyidoğlu’nun eşinin 7 aylık erken doğum tehlikesi vardı ve bebekler çok küçüktü. Elbette ki Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde de iyi bir sağlık ekibi ve ekipman var ancak benim şahsi tecrübelerim doğrultusunda şunu söyleyebilirim ki, bu kadar küçük bebeklerin Güney Kıbrıs’taki hastanede yaşama oranı daha yüksek. Çünkü bu konuda çok daha tecrübeliler.”
“Seyidoğlu ilk değil”
Op. Dr. Halil İbrahim Tekin, daha önce de birkaç hastasını Güney Kıbrıs’taki hastaneye gönderdiğini belirtti. Op. Dr. Tekin, “Seyidoğlu, Güney’e gönderdiğim ilk hastam değil. Hatta bir gün önce aynı durumdaki bir hastamı daha güneye yönlendirdim. Bebek, 600 gram olarak dünyaya geldi. Doğumun gerçekleşmesinin üzerinden 1 ay geçmiş olmasına rağmen bebek hala yaşıyor ve sağlık durumu da gayet iyi.”
































