Aynı işi yapıp çok az maaş alan öğretmenler!..

14 Nisan 2014 Pazartesi | 13:50

Geri kalmış ülkelerin anlayışının buralarda da hüküm sürmesi çok acıdır. Gelişmekte olan ülkelerin istatistiklerini yakalamak bile zor; kaldı ki gelişmiş ülkelerinki hayal. Geri kalmış ülkelerde eğitimde herhangi bir problem ortaya çıktığında, eğitim sistemini kurtarmak için ilk akla gelen “öğretmen yetiştirme sistemini” ellemektir. Öğrencilerin başarısızlığı, okullarda şiddet, kültürel değerlerin erozyonu vb gibi herhangi bir problemde, geri kalmış ülkeler hemen öğretmenlerin niteliklerine saldırmaktadır. Bütün bunların sorumlusu olarak öğretmenler görülmektedir çünkü.
Öğretmenlerin niteliklerinin düşük olduğu algılanmakta. İlk akla gelen de meslek öncesi öğretmenlerin iyi eğitim almadıkları dolayısıyla “öğretmen yetiştirme sistemi”ni yeniden düzenlemeye kalkışılmaktadır. Bunlar geri kalmış ülkelerde daha çok görülür. Halbuki eğitimdeki problemlerin tek ve en önemli nedeni öğretmenler değildir. Eğitim “sistem yaklaşımı” olarak kabul edildiğinde, eğitim sisteminin girdileri, işlemleri ve çıktıları olduğu görülür.
Eğitim sisteminin girdilerinden sadece bir tanesidir öğretmen. Bunun dışında öğrenci,  yönetmelikler, yasalar, bina, araç-gereç donanım, çevre de girdidir. Çevre fiziksel ve sosyal olarak ikiye ayrılır. Fiziksel çevreye okul binasının yakınında bulunan diğer okullar, tiyatro, kütüphane, alış-veriş merkezi, hayvanat bahçesi gibi binalar aittir. Sosyal çevreye ise aile, görsel ve yazılı basın vb aittir. İşlemler ve çıktılar da eklenince eğitim sistemindeki problemler üzerinde etki edecek değişkenlerin niceliklerinin çoklu ortaya çıkar.
Dolayısıyla girdilerden bir tanesi olan öğretmenlerin meslek öncesi eğitimlerin yetersizliğine odaklanarak, öğretmenlerin mesleki niteliklerini artırarak, eğitimdeki problemlerin çözüleceğini kabul etmek biraz saflık olur. Kaldı ki öğretmenlerin gerek kendi branşlarında gerekse öğretim yöntem ve tekniklerinde ortaya çıkan bilgi değişikliklerini, hizmet içi eğitim sayesinde gidermek de mümkün. Dolayısıyla eğitim sistemindeki problemleri gidermek için öğretmenin nitelikleriyle uğraşmak yeterli değildir. Problemlerin birçok nedeni mevcut çünkü.
Tüm bunları bizlere düşündüren “öğretmen performans değerlendirmesi”dir. Hani bakanlığın okul müdürleriyle yaptığı toplantılarda, öğretmenlerin performanslarının da değerlendirileceği ve öğretmen devamsızlıklarının da araştırılacak konular arasına alınmasıdır. Sayın Arabacıoğlu mazeret izni ve hasta raporu kullanmayan öğretmenlerin, isimlerinin beyanı ile ödüllendirileceğinin gündemlerinde olduğunu belirtti.
Bunun altında yatan neden, eğitim sistemindeki problemlerin nedeni olarak öğretmenlerin olduğu algısıysa, kesinlikle doğru değil. Ayrıca öğretmenlerin devamsızlığının ödüllendirilmesi de öğretmenlerin motivasyonunu kesinlikle yükseltmez ve buralarda da yükseltmeyecektir. Hele de sadece isimlerinin beyanıyla.
Eğitim sistemindeki en büyük problemlerden birisi 2011 sonrası mesleğe giren öğretmenlerin motivasyonsuzluğudur. Bilimsel bir çalışma sonucu değil belki ama bize gelen şikayetler bunu söylemek için yeterli. “Aynı işi yapıp çok düşük maaş almayı içimize sindiremiyoruz hocam”, diye yakınan öğretmen arkadaşlar mevcut. “Diğer öğretmenler 13. maaş alırken biz almıyoruz ama aynı işi yapıyoruz”. “Dolayısıyla bizler mesleğimizi yaparken performansımızın % 50’sini bile yansıtamıyoruz” diyenler de çok.
Buradan çıkarılacak ders de kanımca şu; öğretmenin okula kaç gün geldiği hiç mi hiç önemli değil, önemli olan okula geldiği günlerde performansının ne olduğudur. Performanslarını etkileyen etmenleri ortadan kaldırmaktır önemli olan. Gerçek performans değerlendirmesi de budur. Ancak bunu değerlendirmek de ne okul müdürünün ne de bakanlığın yapabileceği bir iştir.
Bilimsel çalışmalarla ortaya konabilecek bir değerlendirmedir. Bu nedenle yetişmiş elemana ihtiyaç var. Ne yazık ki bakanlık bünyesinde bunu yapacak insan kaynağı da yeterli değil. Sanırım hiç bir öğretmen de mazeret izni ve hasta raporu kullanmayıp okula geldiği için adının beyan edilmesinden dolayı motive olmaz. Çünkü öğretmenler okula gelmenin öğretmenlik mesleğinin bir niteliği olduğunun bilincindedirler. Ama öğretmenler şunu da çok iyi bilirler: “Eşitlik ilkesi en önemli insan haklarından bir tanesidir”. Bunu da tüm topluma bizler yani öğretmenler öğretir. Ama ne yazık ki buralarda öğretmenlik mesleği eşitsizliklerle dolu; öğretmenler bunu da biliyor.