Yahu bu işte bir tuhaflık var.
Artık UBP’lisi de CTP’lisi de ayni şeyi söylüyor.
Ayırt et edebilirsen.
Hani ayıptır söylemesi karşındakine ‘’sen eşeksin’’ desen.
Cevap olarak ‘’evet istersen anırayım’’ dese nasıl olur.
Laf kalır mı söylenecek. O misal.
İstanbul’da karşılaşıp muhabbet ettiğimiz her iki partiye mensup arkadaşlarımıza göre UBP'lisi ve CTP’lisi dahil herkes aslında birbirlerine devrederek kendi kurdukları düzenden illallah etmiş. Bir arada olduklarında bile ağız birliği edercesine bu görüşte mutabakat tam.
Kendi adıma ‘’bıktık be bu İstanbul’un keşmekeşindenadaya geri dönüş yapsak mı’’ diye hafif yollu geyik yapacak olsam, ‘’otur oturduğun yerde, kamera şakası mı bu söyle de kameraya el sallayalım’’ diye cevap veriyorlar.
Bu durumda bir şey söyleyip ağız tadıyla siyasi tartışmaya girmek de artık mümkün değil. Sen ne söylesen iktidardaki iki partiyi soy sop yıllardır desteklemiş olanlar da az bile söyledin diye ekleme yapıyorlar.
İyi taktik ama.
Söyleyeceğini de unutuyorsun konu kendiliğinden kapanıyor.
xxx
Kıbrıs’ta da benzeri durum hakimse Kıbrıslı Türklerin bir eğlence kaynağı daha elinden kayıp gidiyor desenize.
Gündüz siyasetin dedikodusu akşam Türk kanallarındaki dizilerle hayat geçiyordu.
Şimdi siyasi çekişmelerle alevlenen o tatlı yerli siyaset polemiklerieksik mi kalacak artık? Tartışacak konu var da aksi görüş söylenecek kaç tane konu kaldı?
xxx
Kişileri ‘’Rumculukla’’ suçlama hala canlı ama olası referanduma kadar onu eskitmemek için dolaba kaldırdılar bu aralar.
Olası referandumda yine eski defterleri çıkartacaklardır. ‘’Vatanseverlerin’’ başka ‘’çeyizi’’ yok çünkü.
Ama bu demode ‘’çeyizi’’ bu toplum artık yer mi bakalım göreceğiz.
‘’Vatan hainleri’’de memleketi bir türlü tek başlarına satamadı.
‘’Vatanseverler’’ile işbirliğinde siyaseti Ankara nezdinde anahtarı hangimiz daha hızlı veririz yarışına çevirdiler.
Siyasi polemik için geriye başka ne kaldı?
Karşılıklı döneklik suçlaması ve ‘’siz iktidardayken sizi de gördük’’ demekten başka bir şey kaldı mı?
Bununla da siyaset ne kadar gider.
Gidebildiği kadar.
xxx
Köy kahve toplantıları ile işi yine idare edeceklerini düşünüyorlar herhalde.
Bizde siyasette ‘’ayağıma kadar gelip beni dinledi’’ dedirtmek bu işin raconu.
İyi de,gelip dinliyorlar da acaba seni duyuyorlar mı diye hiç düşünen var mı?
Ayağına kadar gelene bir defa da başarının resmini çizmesini talep etmek ve can kulağıyla dinlemek gerekmez mi?
Sonra da sen iyi dinle bakalım seni duydular mı diye.
Başka bir oyun daha var ısıtılıp ısıtılıp masaya getirilen.
Suyu kirlenmiş havuza 20 leğen temiz su atınca havuz temizlenmiş olur mu?
Biliyorsundur artık,en büyük seçim stratejisi temiz el değmemişleri aday yapıp başka türlü gelmeyecek oyların arkasına sığınarak parti adına bir kez daha merhamet beklemek.Sonra da bu el değmemişleri vitrine koyanlar tercih oylarıyla onlarıekarte edip tekrar seçilmeye çabalıyorlar.
Bunu yine yeme diyeceğim ama demokrasi adına her parti ayni numarayla önüne çıktığında ne yapabilirsin ki.
En azından iyi sorgula var mı geçmişlerinde bir başarıları ve farkları diye.
Unutma bugüne kadar kendine hayrı olmayanların topluma da hayrı olmaz.
Hoş kendine hayrı olanların da topluma hayrı olacağının da garantisi yok. Seçilince de kendine çalışmaya devam edebilirler.
xxx
Siyaset, bu toplumun tercihleri ancak bir anlaşma olursa kendini temsil edeceklerin nasıl özelliklere sahip olması gerektiğini düşündüğünde temizlenecek gibi geliyor bana.
Ha bak işimiz Rum’un ‘’evet’’ ine kaldı.
Farz et ki anlaşma oldu yine bunların çoğunu seçer misin?
Ey Kıbrıs Türkü! okıvama ve kafaya gelmek için ille de anlaşma mı olması lazım?
































