Adadaki Türkler ne çektiyse Osmanlı-Türk politikaları yüzünden çekmişti.
Ada Türkleri bir türlü kendileri olamıyor, Anadolu’dan ayrı bir varlık olarak yaşamlarını idame ettireceklerini düşünemiyorlardı bile.
…
Osmanlı’nın ada üzerinde neredeyse hiçbir ekonomik politikası yoktu.
Fetih zihniyeti ile asırları tüketen Osmanlı, sonuçta Kıbrıs’ta da tükenecekti.
Bunun aksi olsaydı,
Ada Türkleri zenginleşir, İngiliz de adaya geldiğinde, varlıklı bir Türk toplumuyla karşılaşmış olurdu.
…
Durum tam aksiydi…
…
Neticede Lozan Antlaşması imzalanınca,
Ada Türklerinin göç meselesi gündeme gelmiş ve
Bu konu Kıbrıslı Türkleri ikiye bölmüştü.
Toplumun önde gelenlerinden bir kısmı Kıbrıs’ta kalmayı, diğerleri de göç etmeyi teşvik ediyorlardı.
Kıbrıs’ta kalmayı savunanlar Evkafçılar,
Diğerleri ise “Halkçılar”dı ki, bunlar yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin o dönemki Kıbrıs politikasını benimsiyorlardı.
Bu politika göç politikasıydı.
Evkafçılar ise İngilizlerle uyum içindeydiler…
…
Ok yaydan çıkmıştı bir kere.
Göç için belirli bir zaman tanınmıştı.
Bu zaman zarfında iki görüş alabildiğine çatışıyordu.
Söz gazetesi göçü savunurken,
Birlik gazetesi de Kıbrıslı Türklerin burada kalması yolunda görüş ve düşünceler ileri sürüyordu.
…
İnsanlar gerçekten de ne yapacaklarını bilmiyorlardı.
Anadolu’da o sıralarda sıtma salgını vardı ve bu konudaki haberler göç edecek olanları endişelendiriyordu.
Kıbrıslılara Kozan, Adana, Mersin, Silifke, Antalya ve Muğla gibi bölgeler gösterilmişti.
…
Asırlardır Kıbrıs’ta şu veya bu şekilde yaşayanlar artık bu toprakları vatan biliyorlardı.
Göç etmek zordu.
Söz gazetesine bakılırsa ada Türkleri “köksüz” nasıl yaşayacaklardı; adada kalırlarsa bu bir “esaret” demekti.
O kök Anadolu’ydu.
Birlik gazetesinde çıkan yazılara bakılırsa “Kıbrıslı Türklerin burada kalması çalışarak servet sahibi olmaları Türkiye’nin yararına”ydı ki, bunlar Osmanlı döneminde çoktan yapılmış olmalıydı.
…
Nüfus 55 bin 60 bin civarındaydı.
Göç edenler ne kadar 6-7 bin olarak belirtilse de, bunun 3 bin dolaylarında olduğun anlaşılmaktadır.
Gidenlerin de birçoğu zaten tekrar geri gelmişlerdi.
…
O dönem tartışılan başlıklar şöyle: Göç etmek ya da adada kalmak, mevcut yönetime uyum sağlamak, ya da esaretten kurtulmak, köklerine geri dönmek veya adada kalıp zenginleşmek.
…
Yıl 2015.
Köprülerin altından çok sular geçse de,
Hayat aynı başlıklar altında sürüyor…
































