Köşe Yazarları

AYNAYA BAKIN (*)

Halil Paşa yazdı








Ekim sonunda UBP’nin 8 bin katılımcısıyla gerçekleştirdiği kurultayından sonra, gelecek ay yapılacak seçimlere ‘tek başına hükümet’ sloganıyla gireceğini açıklaması bir…




BMBP’nin en son mitinginde, UBP’nin kurultayına katılan sayının yarısını bile miting alanına taşıyamaması iki…



Elçilik ve AKP kadrolarının, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana, ada yarımızın pek çok bölgesinde, yaşamın hemen her alanında UBP ve milletvekili çıkarma olasılığı bulunan sağ partiler lehine kaldıkları yerden siyasi çalışmalarına sürdürüyor olmaları üç…

‘Perşembe’nin gelişi Çarşambadan bellidir’ düsturunda olduğu gibi, önümüzdeki milletvekili seçimlerinin, yakın zaman öncesinin Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki gibi AKP’nin dışarıdan müdahaleleriyle geçmeye aday olduğu için dört…

Pandeminin küresel ve yerel ölçekte muazzam olumsuz etkisi, üzerine bir de türk lirasının döviz karşısında erimesiyle yaşanan toplumsal fakirleşmeye rağmen,  geçen sürede mecliste vekili bulunan Meclisteki iki ‘sol’ partinin alternatif politikalar üretmekteki yetersizlikleri, yer aldıkları hükümetlerde sağ partiler gibi edilgen ve popülist icraatlarından dolayı seçmen üzerinde statükoyu değiştirme konusunda herhangi bir umut hatta heyecan oluşturamamaları beş…

‘Yeni statükoya’ yani AKP ayarı verilmiş ve yakın zaman önce Akıncı’nın da beyan ettiği; ‘adı konmamış ilhak rejimine’ karşı kendini solda gören diğer sol parti, hareket ve örgütlerin çok parçalılığı altı…

Solun gözden çıkardığı, ve böylelikle sağın “hoşgörüsü” ve milliyetçi suiistimaline bıraktığı, UBP’nin AKP üzerinden teslim ettiği iktidarda kurtuluşunu gören sürekli ‘yenilenen’ göçmen seçmen profili yedi…

Çözüm ve Barış’ın değil, ayrılıkçılığın, milliyetçiliğin ve siyasal islamın sesinin daha çok duyulduğu ve eşit olmayan şartlarda gerçekleşeceği ayan beyan belli olmuş seçime, olabildiğince geniş katılım sağlanarak ‘demokratik yoldan’ mış gibi gizleme ve örtü sağlama olasılığı sekiz…

Yaz yaz bitmez. Bu nedenle burada durayım.

Demem o ki, UBP, ya da UBP’ye koltuk değneği olacak bir koalisyon hükümeti çıkması için seçimlerde eşit bir yarış gerçekleşemeyeceği ayan beyandır. Ve bir Çin atasözündeki gibi ‘öküzün süt vaadine kananların, tez zamanda inek gibi sağıldıkları’ bir seçim sonucu büyük olasılıktır…

Ayrıca seçime seçim deme koşullarını, sol arasında tartışmayı zul görenlerin seçime katılmakla, yalnızca seçimin değil ama sonucunun da bir parçası olacakları bir seçimle karşı karşıyayız.

‘Yeni statükocuların’ ve Kıbrıs’taki AKP’lilerin ihtiyacı, seçime sözde ve görünürde bir ‘demokratiklik’ katmaktır.

Bunun sol için anlamı ‘yeni statüko’ içinde rejimin yaşanılabilir kılınıp kılınmaması ile ilgili kısmıdır.

Değer mi bir ya da iki vekilin radikal nutku için sandığa gitmeye?

Değerse gidin oy verin.

‘Oy vermeyerek sağın ve statükonun ekmeğine yağ sürüyorsunuz’ vb. eleştirilere gelince.

Son otuz yılda UBP ve DP yapılan tüm hükümet koalisyonlarında, hele Annan Planı’nın 25 vekilli büyük hükümet ortağı döneminde statüko kaç milim geriletildi de haberimiz olmadı?

Ne Nuri Çevikel vakası, ne de mecliste dönemin AKP’ne yaslanan milletvekillerinizin “biz Türkiye’den yanayız ya siz?” diye UBP’li vekillere sinik alaycı eleştirileri. Hiçbiri de çok uzağımızda değil.

Hele hükümet olur olmaz BMBP’ni ortadan kaldırmakla ilgili o ilk icraatınız!…

Bu noktada sözüm mecliste vekili bulunan ‘sol’ partileredir.

Aynaya bakın, sonra boykotçuları eleştirin.

………………………………………

(*) Bu makale ne seçimleri boykot etmeyi, ne de seçimlere katılmayı savunmak için yazıldı. Ama Kıbrıslıtürk solunda boykotçuların da bu seçime katılacaklar kadar haklı gerekçeleri olduğunu ve sol arasında tartışılmadan seçimlere katılmanın büyük bir eksik, hata hatta yanlış olabileceğini anlatmak için yazılmıştır.









Başa dön tuşu