Köşe Yazarları

Aymarina veriliyor ve yasakçı zihniyet…


 

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun açıklaması:

“2004 yılında Dışişleri Bakanı olarak görevden ayrıldıktan 12 buçuk yıl sonra yeniden bu göreve gelmiş bulunuyorum. Bu ara dönemde dünya ve siyasi görüşleri Sayın Akıncı ile yakın olan Dışişleri Bakanları görev yapmış ve tümü de gelen ayin taleplerini değerlendirerek bazılarını reddetmiş, bazılarına ise izin vermiştir. Son dönemde özellikle şahsım hedef alınarak ‘göreve gelen yasakçı zihniyete sahip bakan ayin yapılmasına izin vermemektedir’ yönünde maksatlı bir kampanya yürütülmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı, hükümetimizin bazı kararlarını beğenmeme hakkına sahiptir, benzer bir şekilde hükümetimiz de Sayın Cumhurbaşkanının bazı söylemlerini beğenmeme hakkına sahiptir. Ancak gerek Sayın Cumhurbaşkanı, gerekse hükümet birbirlerine saygı göstermek durumundadır. Dini ibadetlerin siyasi istismar aracı olarak kullanılmaması için gerekli tedbirlerin alınması hususunun hükümetimizin görev ve sorumluluğunda olduğunu vurgularız”. 

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın açıklaması:

Ancak, göz göre göre Kıbrıs Türk halkının ister BM nezdinde, isterse de dünya nezdinde, dini ibadet gibi insani konularda bile zorluk yaratan taraf konumuna sokulmasını istemediğini belirten Akıncı, “Üstelik müzakere sürecinin bu yoğun döneminde, herkesin umutla bir şeylerin sonuçlanmasını beklediği, arzu ettiği bir dönemde, geçmiş yıllarda yaşamadığımız boyutlarda, bu şekilde imaj kaybına uğramamızın, imaj kaybıyla ortalıkta dolaşmamızın, son derece yanlış olacağını değerlendirdiğim için geçtiğimiz gün düşüncelerimi paylaşmak ihtiyacı duydum.

Şimdi bu mesajımın üzerine düşünülüp değerlendirilmesi yapılmasını beklerken bir polemik vesilesi yapılması isteniyor. Bu konuda Dışişleri Bakanı benim muhatabım değildir. Ben hükümetin başkanı ve yardımcısı ile konuştum. Bu nedenle kimse Cumhurbaşkanı’na cevap yetiştirme yönünde kendini görevli hissetmesin. Buna gerek yoktur. Burada önemli olan yaptığımız işin doğruluğunu sınamamızdır, kendi kendimizi sorgulamamızdır. Şunu sorgulamak gerekir; bir ibadet izni verildiği zaman mı bu bir siyasi istismar konusu mu yapılıyor yoksa izin verilmediği zaman mı acaba daha çok istismara neden olmaktasınız? Bunu bir sormak lazım. Bana göre verilmemiş olan her izin tam bir siyasi istismar vesilesi olmaktadır. Tam tersi bir yorum getirilmesini de anlamakta zorlanıyorum.

 

Başaran Düzgün’ün yorumu: “Tahsin bey yasakçı zihniyetin bayraktarıdır. Bundan da övünç duyduğunu her fırsatta söyler. Kendine “yasakçı” denildi diye niye gocunuyor ki?”

 

                                                                                              ***

 

Ve bir bilgi;

Türk ordusundan bazıları darbeye yeltenip kan akıtmadan önce Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı eski ismi Aymarina, yeni ismi Gürpınar olan Maronit köyünü mal sahiplerine geri iade etme kararı almıştı.

Bu karar köy için kurulan derneğe de tebliğ edilmişti.  Tabii köyün şuandaki durumu iskana uygun değil. Uygun hale getirilmesi için çalışmalar başlatılmıştı.

Tahsin Ertuğruloğlu’nun bu konudaki fikrinin ne olduğunu bilmiyorum ama kestirebilirim.

Bu tür normalleşmeler onun kitabında yoktur.

Asker bile değişti ama Tahsin bey durduğu yerde  çakıldı kaldı.

Soğuk savaş dönemine…




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı