Ayıntap olarak başlayan bu güzel şehrin isim öyküsü, tarih boyunca ad değiştirip önce Entep, sonra ise Antep’e dönüşmüştür. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1921 yılında “Gazi” unvanı vererek şehrin adını Gaziantep yapmıştır.
Bugün, Gaziantep için Güneydoğu Anadolu’nun parlayan yıldızı derler. Yıldız mıdır bilemem ama şehir, hızla büyüyen ekonomisi ile gerçekten parlıyor. Nüfusu 1.800.000’dir ki bu tüm Türkiye’nin en kalabalık sekizinci şehri olduğunu göstermektedir. Gerçi bu nüfus son zamanlarda özellikle Suriye ve Doğu Anadolu’dan olan göçlerle artmıştır ve Kayseri’yi yakalamak üzeredir. Bir başka dikkat çeken özelliği ise Türkiye’nin İstanbul’dan sonra en çok göç alan şehri olmasıdır.
Şehir bir sanayi ve tarım kentidir. Şehirde iskânın bittiği anda dört bir tarafa uzanan muhteşem fıstık ağaçlarını görebilirsiniz. Seracılık da oldukça önem kazanmıştır.
Sanayi denilince, halı tekstil ve özellikle konserve sanayinde ön plandadır. Üretilen meyve sebzelerin özellikle de salçaların satışından ciddi gelir kazanmaktadır. Gaziantep’in bir farklı sanayi daha vardır ki yakın dönemde başlayan “Gurme turizmini “ de desteklemektedir. Bu kebap ve baklava sanayidir! Başta Ali Nazik Kebabı ve Küşleme olmak üzere değişik kebapları ile çekim merkezi olmaya devam etmektedir. Tabii buna meşhur Antep Fıstığı katarak yaptıkları nefis baklavayı da kattığınızda söz konusu cazibe, ağız tadı düşkünleri için daha da artmaktadır.
Antep Fıstığı diye yazınca, bir bilgi aktarma gereği duydum. Bir fıstıkçıya gittiğinizde ona asla “Bana şu kadar Şam fıstığı veya Halep fıstığı ver” demeyin. Çok bozuluyorlar. Aynı bizim LefkoşA’ya Lefkoşe, Mağusa’ya Magosa denmesi gibi rahatsız oluyorlar. Hemen tepki verip “Öyle bir fıstık mı var? Fıstığın kralı Antep fıstığıdır” diyorlar.
Aşina, Antep Evi, Halil Usta, Çulcuoğlu ve İmam Çağdaş lokantaları yerel kebapları tadabileceklerinizden bazılarıdır.
Antep’e gitmişseniz Bayaz Han’da mutlaka bir gece yemeği yemeli olmadı bir çay kahve içmeli, birkaç saat geçirmelisiniz. Ve bir uyarı: Gaziantep genelde çok ucuz bir kentken Bayaz Han nispeten pahalıdır.
Yemekler acılı baharatlı, gerçekten çok leziz. Ama yine de biz Akdenizlilerin midelerini korumaları için sık, az ve yavaş yemelerini tavsiye ederim. Bu sayede istediğiniz her şeyi sıkılmadan yiyebilirsiniz. Aksini yaparsanız alışkın olmadığınız baharat ve acı ile sindirim sistemi rahatsızlığına neden olabilirsiniz.
Bakırcılar Çarşısı’nın sonunda “Tahmis Kahvecisi” vardır. Gaziantep’e gelmiş ve yüz elli yıldır fıstık ezmesinden hazırlanan bir kahve sunan bu mekânda, soğuk buhar püskürten tesisatın altına oturup, söz konusu kahveyi tatmamışsanız kendinizi hiç o şehire gitmiş saymayınız.
Baklavacılar dört bir yanı sarmış durumdadır ve mutlaka hepsi birbirinden güzeldir. Açıkçası aralarında ayırım yapmak, zaten hepsini tatmak da mümkün değildir. Ancak ben ve arkadaşlarım alış veriş yaptığımız “Koçak”, “Çelebioğlu” ve “Güllüoğlu” markalarından memnuniyetimizi ifade edeyim. Ve sırası gelmişken hemen ekleyim: “Antep’e gitmişseniz Orkide’de Katmer yemeden dönmeyin”…
Gaziantep yazın çok sıcak oluyor. Sıcaklık 40 dereceye kadar yükseliyor. Bundan dolayıdır ki şehir içinden geçen ve Fırat kolları olan akarsular yazın kuruyor. Söz konusu akarsular ancak yağışların bol olduğu kışın ve bahar aylarında coşarak akmaktadır.
Turizm bölge de son zamanlarda önem kazanmıştır. Güney Anadolu Projesi kapsamında sular altında kalan Antik Zeugma kentinden kurtarılan parçaların sergilendiği Zeugma Müzesi çok sayıda ziyaretçi kabul etmektedir. Tarihi mozaiklerin sergilendiği müzede özellikle “Çingene Kız” figürü dünyaca ünlüdür ve müzenin sembolüdür.
Bir şehri turizm beldesi yapmak için tek bir müzenin yetmeyeceğini farkında olan yöneticiler, özellikle eski konakların yer aldığı Bey Mahallesinde giriştikleri restorasyon çalışmaları ile bu konuda ne kadar kararlı olduklarını göstermektedirler. Gerek özgün mimariyi barındıran evleri, gerek kafe ve barları ile eski kentin yeni yüzü olan Bey Mahallesinde avlu içi, çardak altı bir mekanda içeceğinizi yudumlayarak serinlerken, o eski evlerin ince süslemeler ile donatılmış güzelliklerini de gezebilirsiniz. Sıcak iklimden korunmak için evlerin temeline yapılmış, eskiden buz dolabı gibi soğuk hava deposu olarak yiyeceklerin korunduğu, kurtuluş savaşında ise Antep’i savunan sivil kahramanların barındığı, kimi restore edilerek kafe olarak kullanılan mağara mekanlar ilginizi çekebilir. Bakırcılar Çarşısı ve Antep Kalesinin yanı sıra, Ortadoğu’nun en büyük hayvanat bahçesi mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerleridir. Yine şehirden bir saatlik mesafede olan Halfeti, sular altında kalan bir yerleşim birimi olarak turizm cazibesidir. Bunu farkında olan yerel halk, Fırat nehri üzerinde turistik tekne gezileri düzenleyerek kazanç sağlamaktadır.
Osmanlı’dan kalan Naib Hamamı, Kent Müzesi, Mutfak müzesi, Gaziantep Kahramanlık Müzesi, Ömer Ersoy Kültür Merkezi, Beş yüz yıllık Kaleoğlu Mağarası, Zincirli Bedesten görülmesi gereken diğer başlıca yerlerdir.
Son on yılda çok sayıda çok yıldızlı oteller yapılmıştır. Kaliteli yatak sayısı her geçen gün artmaktadır. İki değişik otelinde kaldığım sürece son derece memnun olduğumu ifade edebilirim. Personel adeta bizleri mutlu etmek için yırtındı durdu. Halka gelince… Gelenekçi bir yapıları olmasına karşın, dışarıdan gelen misafirlere karşı son derece sevecen ve iyi niyetlidirler. Taksilere kesinlikle güvenebilirsiniz. Sizi İstanbul’daki gibi ters yollardan dolaştırmaya asla kalkmazlar. Esnaf nazik ve ikramcıdır ve misafiri rahatsız etmemeye özen göstermektedirler. İnanılmaz saygılıdırlar. İnsanlar birbirlerine türbanlı ya da açık hiç dönüp bakmamaktadırlar. Kısacası çok rahat gezip dolaşabileceğiniz bir şehirdir Gaziantep. Bu yönde tek bir olumsuz eleştirim vardır. O da sokaklarda çok sayıda çocuk dilencilerin bulunmasıdır. Bir de “misafiri severler” dedim ama Suriyelilerden mutlu değiller. Onların sosyal yapıyı bozduğuna güveni azalttığına inanıyorlar ve hiç istemiyorlar.
Diğer yandan özellikle geceleri Bayaz Han’da çok sayıda “beyaz yakalı” yabancıyı görmek de mümkündür. Yerli halk bunlar aslında turist değil, çevre sanayi tesislerinde, üniversitelerde ve konsolosluklarda çalışan yabancılardır. Bazı uyanık garson ve taksiciler ise malum siyasi yapı nedeniyle bu kravatlı yabancıların bir kısmının da “ajan” olabileceğini gülümseyerek söylemekten çekinmemektedir.
Ercan’dan düzenli uçak seferleri yapılması halkımızın bu şehre ilgisini de artırmıştır. Uçuş mesafesi elli dakikadır. Hava alanından şehir merkezine en fazla Atmış Beş TL ye taksi ile gidebileceğiniz gibi, HAVAŞ servisleri de vardır.
Ben bu şehri ve insanını sevdim. Size de öneririm.
































