Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ay akşamdan ışıktır

Sen otur bak.
Nasıl olsa,
Ay akşamdan ışıktır…

Türkiye gitti gider.
Hani bütçeni tamamlayan, eksiğini gediğini onaran.
Sıkıştığında kapısını çaldığın.
Bu yüzden,
Gıkını bile çıkaramadığın…

Otur bak.
Nasıl olsa,
Ay akşamdan ışıktır…

Bana dokunmaz dersen,
Bir de geriye bak.
DP dönemiydi.
Şimdiki gibi dinciler galeyana gelmiş, her yerde boy göstermekteydiler.
Tarikatlar girmişti devreye.
O zamanlar da bize dokunmaz diyenler vardı.
İlk işleri Türkçe ezanı kaldırmak oldu.
Elleri buraya da uzandı.
Bize dokunmaz diyenlere de dokundu…

Sonra şey oldu.
BEY Faşizm dönemi.
Silahlar konuştu.
Dokunmayacak derken…

Hangi askeri darbe buraya dokunmadı ki.
Biri bayrakla geldi “Türk müsün?” diye sordu.
Diğeri Kuran’la geldi “Müslüman mısın?” diye sordu…

Patric Balfour, Kıbrıslıları tarif ederken bunların oturan ahali olduğunu söyler.
Öylece oturup bakıyorlarmış.
Bu konuyu Poli Dergisi’ne sakladığımızdan üzerinde fazla durmayalım.
İşte,
Yani,
Oturuyorsun.
Her hal ve şartta.
Bana dokunmaz diyerekten.
Nasıl olsa,
Ay akşamdan ışıktır…

Okullar dökülür,
Öğretmenler çileli,
Eğitim battoz,
Adam gelip Hala Sultan bilmem nesi yapıyor.
Kurdele kesip bakıyorsun.
Nasıl olsa,
Ay…

Tiyatroya Müdür atamasını es geçiyoruz!..

Balfour der ki, Kıbrıslıların yaşadığı tarih kendilerinin tarihi değildir.
Ve bu adanın tarihi hâlâ gelen gidenin tarihidir…

Geçenlerde Başaran ve Moreket ile sohbet ediyorduk.
Başaran, Venedikliler döneminde Kanlı Dere’nin yönünün değiştirildiğinden bahsetti.
Bir kenti dizayn ediyorlardı.
Değirmi kafalı değildiler…

Sen otur, bak.
Sakın bir şeyi elleme.
Değiştiremezsin.
Nasıl olsa ay akşamdan ışıktır…

Bir gemi gitti diğeri geldi.
Komşu meseleyi askıya aldı.
Koşup gidenler oldu.
Masaya gel dediler.
Güzel de,
Peki,
İmama da gittiniz mi?
Masa çöktü dediniz mi?

Yok!
Çünkü sanıldığı gibi,
Ay akşamdan ışık değildir.
Tekmil karanlık…

Tek taraflı olmaz.
İmamlara da gidilmeli…

Balfour başka bir şey daha söyler.
Kıbrıslılar değirmi kafalıdır!..