Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Avanta

Bedia Okan genç bir gazeteciyken tarih1943’ü gösteriyordu.

Zaman kötü.
Savaş Avrupa’yı yakıp yıkmakta.
Bedia Okan, SÖZ Gazetesi’ni çıkaran Remzi Okan’ın kızıydı.
Henüz çok genç.
Okan ailesi, Kıbrıs’ın o dönemler eli kalem tutan entelektüel ailelerinden biriydi.

Çoğu işsiz olan Kıbrıslılar, II. Dünya Savaşı başlayacağında bilindiği gibi askere yazılmışlardı.
Bir kaynağa göre askere yazılanların sayısı 28 bini bulmuştu.
Bunların üçte biri Kıbrıslı Türklerdi.

Askere gidenler acaba memnun muydular?

O yıllarda,
Bedia Okan eline kalemini defterini alarak yollara çıkar.
Askerlerin kamplarına uğrar ve onlarla söyleşilerde bulunur.
Elde ettiği bilgileri 17 Mart 1943 tarihli SÖZ Gazetesi’nde yayınlar.

Bedia Okan gönüllüler bölüğünde yemekhaneye uğrar ve sorar:
“Askerlik hayatından memnun musun?”
Bu soruya verilen yanıtların hemen hepsi de askerlikten memnun oldukları yolunda.
Ancak, bazıları askerliği neden sevdiklerini anlatır.
Bir tanesinin Bedia Okan’a yanıtı şöyle:
“Askerlikten memnun olmayan var mı a küçük hanım. Burada her şey avanta…”
Bir başkası da memnun musunuz sorusunu şöyle yanıtlar:
“Tabii ya, burada her şey avanta, yiyecek bol, üstelik sigara da var…”
Bir başkasının yanıtı da şöyle:
“Yaaaa! Neden memnun olmayayım? Burada hem yerim, hem içerim, hem yatarım. Üstelik para ve bol sigara. Canım kurban olsun böyle hayata…”

Gariban insanlar, o savaş yıllarında karınlarının doyması peşindeydiler.
Baktılar ki, savaş mavaş var ama her şey avanta!
Neden olmasın!

O dönemler geride kaldığında ve tarih 1963’leri gösterdiğinde, başka avanta yıllar başlamıştı!
Herkes Mücahit yazıldı.
Memurların maaşları eşitlendi.
Kelle başına 30 Kıbrıs Lirası.
Sokaklara araçlar salınarak tayin dağıtılıyordu.
Lambasuyu, ekmek, mercimek, nohut, pirinç falan…
Zor yıllardı ama kendi kapalı ekonomisini yaratmıştı cemaat.
Geçinip gidiyorlardı.
Cepte bol para olmasa da, avanta vardı!
O karanlık yıllarda bu avanta işin raconuydu ve yadırganacak bir yanı yoktu.
1. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi.

Sonra acısıyla tatlısıyla o yıllar da gelip geçti.
Geldik 1974’lere.
İşte zafer!
Memleketin yarısı senin!
Her şey avantaydı, buzdolabı, televizyon, gaz ocağı, çeşit türlü mobilyalar, ziynet eşyaları, arsalar, tarlalar, evler…
Zaten avantaya alışmış olan ahali, bu dönemde de ganimetten başı dönmüştü.
Başı dönenler için elbet!
Ama bir ganimet ekonomisinin yaratıldığı gerçek.
Her şey bunun üzerinden yükseltilmeye çalışıldı.
Ekonominin ayakları da bunun üzerine oturtuldu.
Toprak bittiyse, puan verelim dendi.
İnsanlar ne yapsın?
Nasıl olsa avanta!…

Bu söylediklerimiz 20. yüzyılda yaşandı.
Geldik 21. yüzyıla.
Çok şanslıyız.
Çünkü iki yüzyılı birden yaşıyor bu nesiller.
Hem avantalı geçen yüzyılı, hem de avantası giderek azalan yüzyılı…

Adamıza gelen Biden her iki tarafı da övecek demiştik.
Övdü.
Avantası ise gaz olacak.
Çözüm olursa siz de alacaksınız dedi.

Bakalım eskisi gibi miyiz?