Buz, kırılamayan yargıların yanında yumuşuyor, eğiyor usulca başını. İçimde okul kaçağı bir çocuk suçlu bakışlarını kuşanarak buz tutmuş yargılarının içinden geçiyor. Yollar açılıyor – kapanıyor,...
Uzun yıllar önceydi. DAÜ İnşaat Mühendisliği Bölümünde ofisimdeydim. Bilgisayarımdan Cohen’in “DANCE ME TO THE END OF LOVE” isimli baş yapıtını dinliyordum. Bıkmadan, usanmadan, bir terapi...
Ne zaman bir afet, felaket ya da kötü bir olay olsa nerdeyse herşey birkaç gün durur ve gündemde hep “insanlık” olur.. Yardım kampanyaları başlatılır. Bir...
İçim bir tören yeri gibi…. İndirdim duvarımdan ağlayan çocuk fotoğraflarını. Yürüdüğüm yolumdaki Van Gogh sarısındaki bunaltıları, karaltıları, iç sıkışmalarını, çatlakları, noksanları, vazgeçişleri sevdim. Öptüm, başımın...
Gitmek = yitmek demekse; Başı sağolsun fotoğrafların… Uğuldayan sokaklarıyla, terkedilmiş bir kentin soğuk eli belleksiz bir fotoğraf karesi olup, düştü sabitleyemediğim ve yetişemediğim zamanın içine…...
‘Gitmek, O olmaktan göçmektir‘ Gitmeler en çok akşamüstlerinin bilincine karışır ve yalnızlaştırır yosun kokan perdelerini evlerin. Pancurlardan sızan son ışıklara biten bir günün son...
Yaklaştıkça uzaklaşan bir densiz koku Eylül’ün ciğerlerine gizlenmiş bir emprime kumaş Yalnızlıktan beslenen bir iç yarası Bir çekirdeğin sertliğinin dişe dokunması Yalnız bir köpeğin siyah...
Her sonbaharda bir martı uçar güneyden. Hep onun aynı martı olduğunu farzederek el ederim ona. Gelir, konar anılarımın uçurumuna. Deniz kokulu bir çocuğun mektubu asılıdır...