Kamu Hizmeti Komisyonu ile ilgili net bir önyargım var.
Nedir bu önyargım?
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, yıllarca kamuda elinde bulundurduğu “istihdam” gücünü, Cumhurbaşkanı olunca kaybedince, Kamu Hizmeti Komisyonu’na sarıldı.
Kamu Hizmeti Kurumu Sınav Komisyonu eski Müdürü Emir Emirkanı olayını unutmayalım…
Emir Emirkanı yanında, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı döneminde sayın Derviş Eroğlu’nun Müsteşarı görevini yürüten Mustafa Tokay…
Tokay ve Emirkanı’nın ortak özelliği nedir?
Her ikisi de bizzat Cumhurbaşkanı derviş Eroğlu tarafından Kamu Hizmeti Komisyonu’ndaki görevlerine atandı.
Eroğlu Başbakan iken, Sınav Komisyonu Müdürlüğüne Emir Emirkanı’yı atadı…
Atandığı günden itibaren de her sınavda şaibe yaşandı.
Özellikle de öğretmen atamaları, müdür ve muavinlik sınavları…
Daha sonra da müsteşarlıktan emekli olmasının ardından Mustafa Tokay Kamu Hizmeti Komisyonu’na atandı.
Kamu Hizmeti Komisyonu daha da kötü bir hal aldı…
Nereye kadar?
Ta ki imza krizine kadar…
Düşünün ki orada, komisyona ait odalarda “Başbakan imzası sahtelendi”…
UBP Kurultayı’na yönelik olarak.
Kimse beni, “Tokay ve Emirkanı’nın parmağı olan bir işte, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun haberi olmadığına” inandıramaz.
İnananlar varsa, buyursun inansın…
Yeni atamaya “veto”
Emirkanı’nın “imza sahtelediği” sonra da berbat ettiği ortamı düzeltmek için “imzasını sahtelediği Başbakan’ın elini” öpeli “Sınav Komisyonu Müdürlüğü” makamı boş.
Bu makamı temsil edecek kişi de bugüne kadar Başbakan tarafından atandı.
Yukarıda da yazdım, “Başbakan olduğu dönemde Emir Emirkanı’yı atayan şahıs” Derviş Eroğlu’dur.
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, bu makam için tüm kamuoyunun destek verebileceği bir ismi ortaya attı.
Hasan Sarpten…
Bileniniz yoksa, söyleyeyim.
Eğitim bilimci…
Akademisyen…
Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki görevi nedeniyle birçok sınavın da sorularını hazırlayan isimlerin başında.
Ancak Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Sarpten’in o makama atanmasını istemiyor.
Peki neden…
Burası yazının ana fikri aslında…
En önemli yeri.
Bu nedenle yazdıklarımın hepsinin altını çizeceğim.
Maliye Bakanı Zeren Mungan, bundan böyle kamuya geçici işçi ya da memur alınmayacağını söyledi.
Kamu istihdamlarının tümü kadrolu olarak yapılacak. Bu nedenle, bundan böyle istihdamlar artık parti genel merkezlerinde, bakanlık odalarında, başbakanlık koridorlarında yapılmayacak.
Tümü de sınav ile devlette işe girecek.
Bu nedenle de Kamu Hizmeti Komisyonu büyük önem kazanıyor.
En önemli makamlardan bir tanesi de Sınav Komisyonu Müdürlük makamı…
Soruları hazırlayacak, gizliliğini sağlayacak, cevap anahtarlarını adilane bir şekilde okuyacak ve adaleti sağlayacak.
Bunların tümünü yapacak olan Kamu Hizmeti Komisyonu olsa da, kilit makam Sınav Hizmeti Komisyonu…
Eroğlu istemedi
Gelinen aşama ne peki?
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kamu Hizmeti Komisyonu yönetiminde mutlak hakim.
İmza sahtelemeden yargılanan eski Müsteşar Mustafa Tokay da orada… Adalet dağıtması gereken kurumun içinde, Cumhurbaşkanı da kendisine sonuna kadar sahip çıkıyor.
Salih Sarpten ile ilgili atamayı Cumhurbaşkanı istemedi.
“Kendisinin ataması gerektiği” noktasında Cumhurbaşkanı ısrarlı.
Bu nedenle de Sarpten’in ataması gerçekleşmedi…
Şaşkınım hem de çok şaşkınım
Esas şaşkınlığım nerede biliyor musunuz?
Eroğlu’nun Sarpten konusundaki direncine, hükümet de boyun eğmek üzere.
Sarpten’e, “Seni Girne Kaymakamı yapalım” teklifi bile yapıldı.
Sarpten’i Girne Kaymakamı olarak hayal edemiyorum.
İstemiyorum da…
Kamu Hizmeti Komisyonu’nda kendisine biçilen görev çok önemli ve “cuk” oturan cinsten.
“Kaymakam olayım” diye bir talebi de yok.
Hükümetin bu konuda atacağı adımları merakla bekliyorum.
***
KTÖS ve Mustafa Özhür
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın geçmişten gelen önemi yanında, ülke demokrasisi için önemi çok büyük.
Uzun yıllardır KTÖS yönetiminde yer alan Mustafa Özhür “sessiz sedasız” istifa etti.
Uzun süredir de bu konuda ne bir açıklama var, ne de rahatsızlık.
Bu konuda, iddia o ki Özhür, “KTÖS uzun süredir bazı siyasi duruş sergileyen örgütlerin etkisi altında. Sağlıklı karar üretemiyor ve sürekli bir eylem sendikasına dönüştü” rahatsızlı yaşadı.
Özhür’ün bu rahatsızlığı da “yönetim kurulunda” rahatsızlık yarattı.
Özellikle Baraka Kültür Merkezi içerisinde “aktivist” olarak görev yapan bir çok ismin olması, Özhür’ü, “KTÖS siyasi partilerden bağımsız hareket etme mücadelesi verirken Baraka Kültür Merkezi’nin etkisi altına giriyor” noktasına getirdi.
Bu istifa için yeterli bir gerekçe mi? Bilemem. Ama Özhür’ü istifa noktasına getirmiş belli ki.
Özhür’ün gerek CTP gerekse UBP’nin zaman zaman sendikayı etkisi altına alma çabalarına karşı mücadele ettiğini biliyoruz. Şu anda yönetimde olan bir çok arkadaşı ile de bunu yaptığını söylemek gerekiyor.
Son birkaç yılda KTÖS’ün bağımsızlığı için mücadele eden Cenk Gürçağ, Akgün Kaçmaz, Tanju Üngör gibi isimlerin de, tıpkı Özhür gibi yürütme kurulundan uzaklaşması da dikkat çeken başka bir nokta.
Özhür Yürütme Kurulu’ndan ayrılırken, yerine Hikmet Olgaçer’in atandığını da anımsatalım.
KTÖS, bu ülke demokrasisi için çok önemli.
Sadece öğretmenlerin özlük hakları ile ilgili değil, demokrasinin gelişip, yaygınlaştırılması noktasında da KTÖS’e ihtiyacımız var.
Umarım bu gelişmeler, KTÖS içerisindeki “öğretmenin birlik ve bütünlüğüne zarar verecek ve mücadeleyi bölecek” noktaya gelmez.
































