Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Atalay yine siyaset yapmış, hem de nerede…

Hakkındaki onca şaibeye, skandala rağmen hala Din İşleri Başkanlığı makamını tutan Talip Atalay, yine siyaset yapmış.

Hem de ne siyaset.

Öyle milletvekili adayı çıkmak gibi falan değil.

Gitmiş Rum basınına siyaset yapmış.

Din İşleri Dairesi Yasası’nın yasakladığı siyaseti, dibine kadar.

Kathimerini’ye söylediklerine bakın;

Rum Başpiskopos Hrisostomos’la temasları, dinler arası diyalog tezleri ve çözümden yana olması nedeniyle saldırıya uğramış…

Belli bir kesimin kendini hedef aldığını iddia ediyor.

Bu siyaset değil de nedir..?

Detaylandırmış da;  “Bazı çevreler Kıbrıs’taki farklı dini gruplar arasındaki diyalog için çabalarımıza katılmadı. Bunun, Türk milliyetçiliği ilkelerinin aksine olduğunu düşündü”…

Yani, “milliyetçiler aleyhime” diyor…

Sözü bir şekilde, FETÖ davasından sorgulanmasına getirmeye çalışıyor.

Kimse yemez bunu…

Tuhaf olan, her seferinde bir adım ileri gidiyor. Tam da “e, bu kadar da yeter, cezalandırılacak ya da görevden alınacak” derken, daha da marjinalleşiyor…

Ben artık doğrudan Sayın Cumhurbaşkanı’na soruyorum, bu da mı suç değil Sayın Akıncı? Beğendiniz mi bu konuşmayı? Devletin bir memurunun, bir din adamının, sizin adınıza dış görev yapan birinin bu şekilde konuşmaya hakkı, selahiyeti var mı..?

Bu şekilde düşünen, Rum basınına gidip, kendini aklasın diye başka insanları suçlayan birinin Din İşleri Dairesi’nin başında durmasını nasıl içinize sindiriyorsunuz..?

Lütfen artık hukukçulara danışın, çünkü Başbakan’ın talebinden bugüne Atalay suç işlemeye devam ediyor. Yeterli kanıt ortada… Bu, artık dün Adli Yılın açılışında ima ettiğiniz gibi, “yargısız infaz” değil. Peşin hüküm de değil. Düpedüz yasa dışılık…

Bundan sonra siz de Atalay’ın yaptığı her yanlışın sorumluluğunu paylaşacaksınız…


 

GÜVENSİZLİK SUÇ ORANIYLA YAKINDAN İLGİLİ…

Meclis Başkanı Sibel Siber, Ombudsman’ın 6 aylık raporunu alırken, iki konuya dikkat çekmiş;

Otorite ve denetim eksikliği…

Bu ikisinin ülkenin en büyük sorunu olduğunu vurgulamış.

Gerçekten de öyle…

Vatandaş hakkını savunacak bir otorite olmadığından yakınıyor. İsteyen istediğini yapıyor, yasaları uygulayacak, ülkenin düzenini koruyacak otorite ortada yok…

Sonra, haksızlıklara, yanlışlara karşı denetim yok, doğal olarak cezalandırma da yok.

Bu durumda güvensizlik yerleşiyor…

Önce idareye karşı, sonra da adalete karşı güvensizlik.

Bu güvensizlik aynı anda suçu da arttırıyor.

Onu da yeni adli yılın açılışında Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Şefik söylemiş;

“Denetim yapılmadığı takdirde kurallara uyulmasını beklememek gerekir. Şu anda ülkemizdeki tüm sorunların altında düzgün ve gerektiği şekilde denetim yapılmaması yatmaktadır” 

Otoritenin, denetimin, cezanın olmadığı yer dingonun hanı olabilir ancak.

Öyle olunca da herkes kafasına göre takılıyor.

Etrafa saçılan pislikler de öyle; trafikte yaşanan kuralsızlık da öyle, vergi kaçakçılığı da öyle, kaçak kat çıkmak da, tarladaki ürünü zehirleyip satmak da öyle…

Yaşadıklarımızın kısa özeti bu…

 


YERİN KULAĞI VAR

SEÇ BEĞEN AL:

Kıbrıs Türk Halkının, ne Rum üniter devletinin azınlığı olmak, ne de Türkiye’nin 82. vilayeti olmak gibi bir arzusu olmadığını söyleyen ve geriye iki seçenek kaldığını belirten  Cumhurbaşkanı Akıncı bunların, “Eşitlik, güvenlik ve özgürlük içinde birbirine tahakküm etmeden tek çatı altında paylaşıma dayalı bir yapı; ya da yan yana iki ayrı çatı altında yaşayabilmenin koşullarının yaratılması ve yasallaştırılması” olduğunu söyledi. Bu durumda bize düşen, hangi seçeneği kabul edeceğimize karar vermek olacak… Ama ilginç olan biz ilk ikisini tartışıyoruz, istemediğimiz halde…

 

GÜNEY’DE İŞLER KIZIŞTI:

Güney’de başkanlık seçimi yaklaştıkça tarafların da, birbirlerine yönelik suçlamalarının dozu artıyor. Seçimlerde bağımsız aday Stavros Malas’ı destekleyecek olan AKEL’in Genel Sekreteri Andros Kiprianu, “Cumhurbaşkanı Anastasiadis 1. Mont Pelerin’dan kaçmak için adımı kullandı” iddiasında bulunarak, “nedenini merak edenler kendisine sorsun” dedi. New York öncesi Kiprianu’nun yaptığı bu açıklama güneyde soğuk duş etkisi yarattı…

 

O EŞİĞİ ÇOKTAN GEÇTİK:

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Şefik, ülkemizdeki tüm sorunların altında düzgün ve gerektiği şekilde denetim yapılmaması yatmaktadır” diyerek, KKTC’nin “suç cennetine” dönüşebileceği uyarısında bulundu. Mafya ve kumar baronlarının fink attığı, geceleri sokakta can güvenliğinin bulunmadığı, hırlı ve hırsızın elini kolunu sallayarak serbestçe girdiği ülkemiz, aslında çoktan  o eşiği geçti…

 

3 OKUL “SORUNSUZ” EĞİTİME BAŞLAMADI:

Hüseyin Ekmekçi soruyordu, “Eğitim Bakanı, eğitim yılının açılışı için açıklama yaptı mı” diye… Yaptı, yaptı, bir kaç gün önce “sorunsuz başlıyoruz” dedi. Tahmin edilebileceği gibi doğru değildi. Mağusa’da 2, Girne’de 1 okul, yetersizliklerinden dolayı eğitime başlayamadı. Öğrenciler için tehlikeli oldukları açıklandı. Genelde 9 müdür, 13 müdür muavini ve 17 öğretmen eksiği varmış… Yani ne bekliyorduk ki…

 

İŞTE ÜNİVERSİTELERİN KALİTESİ:

Üniversitelerin kuluçka makinesi gibi mezun ürettiğini, ücretler yerlerde süründüğü için kaliteli öğretim üyelerinin kaçtığını, sonuçta eğitimin kalitesinin düştüğünü sürekli yazıp duruyoruz. İşte Anayasa Mahkemesi Başkanı Narin Ferdi kendi mesleğiyle ilgili yakınıyor  ve ülkedeki hukuk mezunlarının tümünün aranan niteliklerde olduğunu söylemenin zor olduğunu söylüyor. Daha ne olsun? Var mı bir babayiğit bu işe el atacak? Yok yanlış anlamayın, bugünlerde demiyorum, şu andakilerden asla umudum yok. Seçime giderken partilerden bu yöndeki planlarını duymak isteyeceğiz…

 

ADAMLAR İŞİNİ BİLİYOR:

The Guardian gazetesi, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Rus ve Ukraynalı zengin iş insanlarına vatandaşlık satarak 2013 yılından beri yaklaşık 4 milyar sterlin gelir elde ettiğini öne sürdü. Bu haberi okuyunca belki bizimkiler de golifa gibi dağıttıkları vatandaşlıkları yeni bir gelir kapısı yaparlar diyeceğim ama, işlerine gelir mi? Mesele devletin kazanması olsaydı, olurdu…

 

 


 

ZİRVEDEKİLER

Ünver Bedevi ( Barolar Birliği Başkanı): “Halk da belirsizlikten ve umutsuzluktan bıkmış durumdadır. Kaç nesil daha geçmesi gerekiyor. Uluslararası toplum ile istişare ve uluslararası hukuk ile uyum içerisinde artık gerekirse referandum da yaparak, kendi evimizi düzene koyma sürecine odaklanıp, geriye kalan her şeyi ikinci sıraya koymalıyız…”.

 


 

DİPTEKİLER

Çember Düzenlemesi: Olurdu, olmazdı, trafik rahatlardı, rahatlamazdı  diye günlerce tartıştık. Bekleyip görelim dedik. Hiçbir veriye dayanmadan ve “ben yaparım olur” mantığıyla yeniden düzenlenen Gönyeli Çember uygulaması, ilk günden sınıfta kaldı. Trafik akışını rahatlatması beklenen yeni düzenleme ve yapılan yeni kaçış yollarından kaçmak da mümkün olmadı…