Hükümet kurma çalışmaları sessiz ve derinden gidiyor.
Kabinede yer alma heveslilerinin neden olduğu bir asparagastan başka bilgiler sızmıyor medyaya.
Zaten “kim bakan olacak, hangi parti hangi bakanlığı alacak” türünden asparagaslar da mümkün değil gibi görünüyor.
Asparagas da olsa.
Çünkü partiler bu kez kamuoyunun alışkın olmadığı bir yöntem izliyorlar.
Hemen belirtmeliyim ki bu yöntemin mucidi Mehmet Ali Talat ve CTP’dir.
En fanatik destekçisi de Serdar Denktaş.
UBP’nin ve Hüseyin Özgürgün’ün hakkını yememiş olalım onlar da yeni yönteme destek veriyorlar.
Yeni yöntem şudur;
Geçmişteki koalisyonlarda yapıldığı gibi “at pazarlığı” gibi başlamadılar.
At pazarlığı malum geçmişte kurulan at pazarlarında yapılan at pazarlığına verilen isimdir.
En iyi satıcı gözü kör, ayağı topal olan atı “dünyanın en hızlı koşan atı” olarak pazarlayandır.
Eğer alıcı dikkat etmezse kazıklanır.
Hem de ağır bedeller ödeyerek.
Büyük paralar vererek aldığı at sakat çıkar ve değil sahibine para kazandırmak sadece ve sadece pastırma olmaya yarar.
Bizde de koalisyon kurma çalışmaları tam da at pazarlığına benziyordu.
Pazarlık sonrası partiler birbirlerini kazıkladıkları için bir taraf büyük pişmanlık ve öfke duyuyordu.
Baksanıza 5 yıllığına seçilen hükümetler 2 yılı ancak tamamlayabildiler son 4 dönemdir.
Çünkü ülkenin sorunlarını çözme değil at pazarlığı yapmaydı dertleri.
Yaptılar ve hep kaybettiler.
Kör ve topal kaldılar.
***
TDP, “erken seçim” diyerek kendini koalisyon müzakerelerinin dışına itti.
Doğrusu Cemal Özyiğit’ten böylesi “fırsatçı” bir adım beklemiyordum.
Harmancı Lefkoşa Belediye Başkanlığı’nı kazandı, Akıncı Cumhurbaşkanlığı’nı, erken seçim yapın da ben de Başbakan olayım gibi bir yaklaşım sergiledi.
Kıbrıs sorununda Akıncı’nın yol açtığı olumlu ve tarihi gelişmeleri bir yana bırakınız bu ahali yeni bir seçimi kaldıracak durumda mıdır?
Ya da partilerin yeniden yarışacak takatleri var mıdır?
Eminim Akıncı’nın da derhal yapılacak bir erken seçime tahammülü yoktur.
Çünkü değil önümüzdeki yıl, aylar içinde çözümün mümkün olduğunu söylemektedir.
TDP koalisyon müzakerelerinden düştüğüne göre geriye üç parti kaldı.
Talat liderliğindeki CTP bu müzakerelere at pazarlığı ile başlamadı ve yeni bir yöntem denedi.
Bakanlık sayısını konuşmadan önce ülkenin temel sorunlarını listeledi ve yeni hükümetin bu sorunları çözüm takvimini oluşturdu.
DP buna aynı yöntemle karşılık verdi.
UBP bir liste ile CTP’nin karşısına çıkmadı ama elini taşın altına sokabileceğini net bir şekilde beyan etti.
Böylece ilk kez at pazarlığının yapılmadığı bir hükümet müzakerelerine tanıklık ediyoruz.
***
Aslında, bence, üç parti de son şanslarını kullanıyorlar.
Ya ülkenin ciddi sorunlarını çözecek bir koalisyon kuracaklar ya da berhava olacaklar.
Bir gazeteci gözlemimi paylaşayım;
Vatandaşın hükümet kurma çalışmalarına ilgisi nerdeyse sıfır düzeydedir.
Vatandaş yeni kurulacak hükümetin nasıl icraatlar yapacağını merak ediyor.
Haksız da değil.
Bu rezil düzende en çok vatandaşın anası ağlıyor.
Umarım ki üç parti de bunun farkındadırlar…
































