Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Asrın Projesi KKTC’ye Su temini ile ilgili yürütme ve yönetme…

Son günlerde toplumda en çok tartışılan konulardan biri, asrın projesi ile KKTC’ye gelecek Su’yla ilgili idarenin, dağıtım, bakım onarım ve idamesinin, Kim ve hangi şekilde yapılacağı konusuyla ilgili açıklamalar gelmektedir.

Bu dev proje uygulaması konusunda Yönetim tarzının, şimdilere kadar KKTC Hükümetlerince, Türkiye Hükümeti ile görüşmeler yaparak varılacak mutabakat çerçevesinde çoktan yerine oturtulması ve belediyelerin de ne gibi görevler üstlenebileceği ve talep edildiği üzere nasıl bu suyun dağıtım ve idaresini yapacağı konusunda net hazır planı ve programı olması ve halka da açıklama yapılması gerekirdi.
Ancak son safhada Belediyelerin veya ayrı Su idaresinin kurulması ve yönetmesi konusunda bir anlaşmazlık sergilenmesi ve tarafların anlaşmazlık var diyerek konuyu halka yansıtıp huzursuzluk yaratılması kanaatimce doğru bir yöntem değildir. Şunu kabul etmemiz gerekir ki kaç yıldan beri devam etmekte olan proje ile gelecek suyun kullanımı dahil dağıtım ve idaresi konusunda bu güne kadar KKTC ilgili kurumlarınca bir hazırlık yapılmadığı ortadadır. Ev ödevini yetkili kurumlar yapamadı.
Özellikle son birkaç yıldan beri bazı sektörlerin ve halk adına basının uyarıları dolayısıyla gelecek suyun idaresi ve nasıl kullanılacağı hangi alanlarda nelerin yetiştirileceği ve en son safhada da ürün fazlalıklarının nasıl değerlendirileceği veya ihracıyla ilgili neler planlandığı konularında kamuoyu hiç aydınlatılmadı. Sanırım bir plan veya program yapılmaya şimdi çalışılmaktadır. Ancak daha kuruluş aşamasında olan ve hiçbir uygulama tecrübesi olmayan ve yeni yetiştirilmeye çalışılan personelle sermayesiz bir Su kurumu ile aynı durumda olan BESKİ’nin  bu işletmeyi yapma kabiliyeti çok zayıftır. Ve proje kapasitesini düşünürsek bu halleri ile mümkün de değildir. 
Bir Su kurumu kurulacaksa da Türkiye Devlet Su İşleri ile birlikte olması şarttır. DSİ Türkiye’de en büyük barajların gerçekleştirilmesinde ve Türkiye çapında su işleriyle ilgili ülke çapında  teşkilatlanmış, uzman ve tecrübeli bir kuruluştur. Dev bir proje uygulamasında tecrübeli, liyakat sahibi en son teknolojik konulara  hakim kuruluşların olması bir gerekliliktir. 
Şimdi son safhada Belediyeler, biz idare edeceğiz iddiaları ile ısrarlı tutumları var. Bir çok belediye başkanının son günlerde verdiği beyanatlar bu yönde olmakla beraber nasıl uygulama yapacakları ile ilgili de bir açıklamaları yoktur. Belediyeler Birliğinin kurduğu şirketin BESKİ’ nin takviye edilerek Su idaresi kurularak yapılabileceğini iddia eden belediye başkanlarının açıklamaları ve beyanatları var. Üstelik bakım onarım, yatırım ve idamesini sağlayabileceklerini söylüyorlar. Söylüyorlar da hangi plan ve programla ?,  hangi sermaye ile?   kaç yetişmiş ve ehil elemanlarla?  Nasıl ve neyi yapabileceklerini de açıklayamıyorlar?
Normalde doğru olan Hükümetin kontrolünde  DSİ ile birlikte çok taraflı bir Su idaresinin de, projenin uygulaması safhasında yer almasıdır. Ülke tarım planlamasından suyun dağıtım, idame, yatırım, bakım onarımına kadar Belediyeler ve Hükümetin söz sahipliliği istenmektedir. Normalde de doğru . Ancak belediyeler idaresizlikten tümüyle kendi asli görevlerini dahi yürütemeyecek duruma düşürülmüştür. Temizlik , kaldırım ve yol onarımını bile yapamamaktadırlar. Çalıştırdıkları personelin dahi sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı primlerini yatırmamaktadırlar. Hacizler başladı. Borçlar gerek piyasalara gerekse bankalara ödenemeyecek boyutlara gelmiş, hizmet ve mükellefiyetler bakımından üç-beş belediye hariç, yerine getirememekte olan kurumlar haline gelmişlerdir.
Belediyeler tarafından böyle bir durumda nasıl idame için yatırım yapabilecektir. Veya bakım onarım ve idameyi nasıl yapacak? sadece gelir ve ücret toplama açısından bir gelir kapısı olarak düşünülmekte ise, çok yanlıştır. Dolayısıyla önce yukarıdaki sorulara en somut bir biçimde açıklama getirilmelidir. Belediyelere Hükümetçe 1994’lerde yasalar geçirilerek çok gelir imkânları vermiştir. Maksat ise belediyelerin kendi gelir kaynaklarına kavuşarak ve devlet bütçesinden de katkı oranları arttırılarak Maliye’nin aylık katkılarının artışı ile de bütçelerine sahip çıkmak ve kendi kendilerini idare etmekti. Bu vesile ile gayrı menkul vergileri ki çok kapsamlı bir gelir kaynağıdır yasa ile devlet bütçesinden , belediyelere devredilmiştir. Limanlardaki giriş  ücretleri belediyelere  devredilmiştir. Devletten verilen yıllık ve aylık katkılar  arttırılmıştır. Ne oldu? Genelde Belediye yönetimleri para kaynağı artınca, hesaplarını bilemediler ve para idaresini ve hizmeti ön plana almaktansa popülizme kaydılar ve bu gün asgari mükellefiyetlerini yerine getiremez duruma geldiler. Şimdi bu yeni dev projenin yükümlülüğünü nasıl alacaklar?. Herkes de almalarını istese de.  Bu projenin arıtma tesisleri var, dağıtım şebekesi, 477 km uzunluğunda isale hatları var. Pompa istasyonları var,vb. Bakım onarımlarını nasıl yapacaklar.? Bunlarla ilgili hiçbir açıklama yok. Projenin uygulamada atalete uğraması KKTC halkı ve ülke için büyük bir risktir. Riski kim üstlenebilir onu da düşünmek gerekir. Dünyada genel uygulamalar da budur. Büyük yatırımlar yapan ülkeler veya teşkilatlar yapılan yatırımın o ülkede amacına ulaşmasını isterler. Burada önemli olan bir kopukluğun olmamasıdır.
KKTC Devletinin, Hükümetin, proje yürütülürken dağıtımı ve su tahsislerinde, ülke ekonomisinin gidişatına büyük etkisi olacağı cihetle,  haliyle söz sahibi olması, su yönetiminin içinde olması, ücretler konusunda, denetimde, ülke kalkınmasını sağlayacak  projeler dahil, düzenli dağıtımın sağlanmasında, söz sahipliliği sağlaması tabiatıyla gereklidir. Şimdiye kadar Türkiye Hükümetleri ile de mutabakat sağlayarak gerekli yasaların çıkarılması gerekirdi. Dolayısıyla bu konularda TC-KKTC karma Su yönetiminin olması ve Hükümetin söz sahipliliği de gereklidir.
1 milyar $’ı aşan bir  maliyet harcayarak bir çok ülkenin gıpta ile izlediği bu dev projeyi en son teknoloji ile KKTC’ye getiren Türkiye Hükümeti yetkililerinin projeyi tamamlayıp da KKTC sahiline gelince bu büyük yatırımın sorumluluğunu tecrübesi ve hazırlığı olmayan kuruluşlara terk edeceği düşünülemez.!  Durum ortadadır ve mantıklı olmak gerekir. KKTC Hükümetleri, Siyasi Partiler, keşke zamanında birleşip ülke ekonomisinin can damarı olacak bu proje için gerekli hazırlıkları yapabilselerdi.
KKTC  için halkı ve ekonomisi için hayati önemi haiz olan bir proje TC Hükümetleri tarafından gerçekleştirilmiştir ve İdamesi için, ilave yatırımların devamı için, bir mali ve destek programının olacağı da muhakkaktır.
Dolayısıyla, Projenin önümüzdeki aylarda tamamlanmasını müteakip Projenin yürütülmesinde, KKTC Hükümetlerinin de teşebbüsü ile birlikte Türkiye Hükümeti ile mutabakat sağlanarak, TC-KKTC arasında varılacak müşterek bir kararla sistemin oluşturulması ve KKTC yetkili makamlarının da işin içinde olması her yönüyle geçerlidir.
Belediyeler de kendi durumlarını zaman içinde düzelttikten sonra ilerideki zamanlarda belli noktalarda ve belli maksatlar için devreye konabilirler. Aksi takdirde belediyeler birliğinin faaliyete geçmemiş yeni kurulan şirketi bu donanımdan ve sermayeden uzak haliyle, bu işi götüremeyeceği aşikârdır.