Biz eğitimle ilgili yönetsel sıkıntıları, öğretmen eksikliklerini, altyapı sorunlarını, öğrenci yığılmalarını ve benzeri konuları konuşaduralım, dünya eğitimde “21’inci yüzyıl becerileri” diye çok farklı şeyleri konuşuyor.
Peki nedir bu “21. Yüzyıl becerileri?” Eğitim bilimciler ve araştırmacıları yaptığı birçok çalışmadan sonra ortaya çok ciddi bir liste çıkıyor karşımıza…
Yaratıcılık ve Yenilenme, Eleştirel Düşünme ve Problem Çözme, İletişim ve İşbirliği, Bilgi Medya ve İletişim Teknolojileri (ICT) Okur-yazarlığı, Esneklik ve Uyum, Girişimcilik ve Öz-Yönelim, Sosyal ve Kültürlerarası Beceriler, Üretkenlik ve Sorumluluk, Liderlik ve Sorumluluk bunların en önemlileri arasında yer alıyor.
Bunlar 21’inci yüzyılda öğrencilerden beklenen beceriler… Yani eskiden bir öğrenciden beklenen davranışlar ve bilgi bugün çok değişmiştir.
Peki biz bunların ne kadarını eğitim sistemimize, öğretim programlarımıza entegre edebildik. Kanımca çok azını, neredeyse hiçbirini…
Bizim eğitim sistemimizin süzgecinden geçen bir öğrencinin yaratıcı, eleştirel düşünen, problem çözen, girişimci, üretken, sorumlu olabildiğini söylemek çok güç…
Yaratıcılık derken, çalışma hayatında orijinal fikirler ortaya koyabilme ve uygulayabilmek gerekiyor.
İşbirliği ve iletişim derken işbirliğine dayalı çalışmalar için sorumluluğu paylaşan bireyler demek. Biz çocuklarımızı okul ortamında birbirleri ile bir şey paylaşmasınlar diye uğraşıyoruz. Aynı sırayı paylaştığı arkadaşının rakibi olduğunu özümsemesine yardımcı oluyoruz.
Çağdaş eğitim sistemlerinde farklı rol ve sorumluluklara erken uyum sağlayan bireyler yetiştiriliyor. Birçok eğitim sisteminde “girişimcilik” bir ders olarak müfredatta yer alıyor. Ortak bir hedefe ulaşabilmek için diğerlerinin güçlerini düzenleyebilen liderler yetiştirmek gerekiyor.
*****
Peki biz ne yapıyoruz? Çok iyi test çözen, en doğru cevabı kısa sürede bulan, öğrenim hayatı boyunca sınavlarla boğuşan, iyi bilgisayar kullanabilen ama bir dilim ekmeği kesemeyen, bir müzik aleti çalamayan, çevreye duyarlı olmayan ve daha nice beceriyi yerine getiremeyen bireyler yetiştiriyoruz. Tabii ki bu çocukların ya da gençleri suçu değil. Biz onları nasıl yetiştiriyorsak öyle yetişiyorlar.
Ha! Tümü böyle mi? Elbette 21’inci yüzyıl becerilerine sahip gençler de yetişiyor. Gerek kendi çabaları gerekse çevresel faktörler nedeniyle kendisini dünyadaki yaşıtları ile yarışabilecek düzeye getiren gençler de mevcuttur.
Eğitimde geldiğimiz noktada, radikal bir kararla tüm eğitim sistemimizi, öğretim programlarımızı ve felsefemizi değiştirmemiz gerekiyor. Buna bağlı olarak Eğitim Bakanlığı’nın organizasyonundan başlayarak, köklü bir değişikliğe ihtiyaç vardır. Bu değişim sürecinde eğitimin tüm paydaşları da bundan nasibini alacaktır.
Geçmişten gelen alışkanlıkları bir kenara bırakıp ileriye bakmanın zamanı geldi. Tüm paydaşların ortak bir noktada buluşup geleceğin nesillerinin nasıl yetiştirilmesi gerektiğine karar vermek gerekiyor.
21’inci yüzyıl becerileri taşıyan bireyler mi? Yoksa 19’uncu yüzyıldan kalma bakış açıları ile eğitim öğretim faaliyetlerine davam mı?
Karar bizim…
































