Asrın projesi KKTC’ye Su Temin projesi, Geçen gün 2 Mart 2016 tarihinde Ankara’da üst düzey resmi törenle karşılanan KKTC heyeti ile yapılan toplantıyı müteakiben, iki ülke Başbakanları Ahmet Davutoğlu ile Ömer Kalyoncu arasında imzalandı.
Böyle bir projenin uygulanmasıyla, gerek KKTC gibi kurak ve su kaynakları tükenmiş bir ülke halkının hayati önemi haiz olan büyük bir ihtiyacının karşılanması, gerekse halkımızın hayat kalitesini arttıracak tertemiz su kullanımıyla hem fiili hayatına olumlu bir değişim, hem de moral açıdan halkımıza ferahlık getireceği kuşkusuzdur.
17 Ekim 2015 tarihinde KKTC’ye akıtılan tertemiz Su’yun açılışından bu yana yönetim ve dağıtım vb konularında yaşanan tartışmalar en nihayet mantık ve aklın üstün gelmesiyle tatlıya bağlanmıştır. Ülkemize hayat verecek bir önemli kaynağa sahip olmanın verdiği avantajlarla, halkımıza en verimli bir şekilde bu hizmetlerin verilmesinde, ve bir çok sektörlere, özellikle tarım arazilerinin sulanması ve topraklarımızın suya kavuşarak tarım üretiminin arttırılması ve verimin en iyi seviyelere yükseltilmesi, turizm sektörüne büyük rahatlık sağlaması, aynı şekilde hayvancılık, ve gelişen eğitim sektörüne kadar, tüm ekonomiye büyük bir gelişme kaynağı olacağı, kuşkusuzdur.
Yeter ki ülke planlamasının bu alanlarda en akılcı biçimde yapılması, verimli ve en rantabl bir şekilde uygulanmasının sağlanması için kolların sıvanması ve Hükümetin yetkili makamlarının bu alanda plan ve projelerini hazırlayarak, zaman kaybetmeden uygulamasına geçilmesinin temin edilmesidir. İnşallah zaman kaybedilmeden süratle ülke geleceğine önemli olumlu etkisi olacak ekonomik kalkınmaya büyük ivme sağlayabilecek KKTC için yıllardan beri hayal edilen KKTC ihtiyaçları için altın değerindeki kıymetli su kaynaklarının, heba edilmeden en verimli bir şekilde kullanılmasının sağlanacağını, ümit ve temenni ediyoruz.
İmzalanan anlaşma tarafların mutabakatı ile Su’yun Yönetiminde, gerek KKTC’nin yönetimde kontrol ve gözetim yetkileri ve bilahare ihale ile işletmeciye devri döneminde işletilmesinde ana konularda söz sahipliliği, gerekse DSİ gibi tecrübeli bir kuruluşun devrede olması ve KKTC Su Dairesi ile bilistişare teknik destek ve diğer bakım onarım konularında işbirliği öngörülmesi, anlaşmanın tarafların ve genelde halkımızın büyük çoğunluğunun arzu ve isteklerine paralel hale getirildiği görülmektedir.
Öngörülen hususlardan en önemlilerinden biri de, her su kaynağına ve su kuyularına ölçüm cihazı konması ve tarifelere göre ücretlendirilmesidir. Bu suretle, hem bu güne kadar haksızca halkın genelinin hakkı ve malı olan suyun, ilgili Yöneticilerce yetkilendirilen kuyu sahipleri ve belli kişiler tarafından ücretsiz olarak sınırsız kullanılması, haksız kazanç haline getirilmesi, istismarı ve su israfının önlenmesi için yeni kuralların getirilerek su kaynaklarının kontrol altına alınması olacağıdır.
Diğer önemli husus, gelecekte de halen yer altı kaynaklarının istismarı haline getirilen su kuyuları izinlerinin de, bundan sonra verilmeyeceğinin hükme bağlanması, çok yerinde bir karar olmuştur.
Siyasi ve diğer amaçlarla ilgili yetkili kişilerin, su kuyu izinlerinin kontrolsüz bir şekilde verilmesi, yeraltı kaynaklarının izin verilen imtiyazlı kişilerce bedava kullanılması ve ayrıca para karşılığında halka özellikle yaz aylarında tonu 15-20 TL’ye kadar çıkan fiyatlarla satılması ve tüm halkın malının istismar edilmesi önleneceği gibi, yeraltı kaynaklarının da birikerek korunması sağlanacaktır. Bu güne kadar ve özellikle nüfus artışına ve inşaat sektörünün 2004 yılından sonra patlamasıyla su şebekelerinin olmadığı bölgelerde yoğunlaşan ev ve işyerlerinin, her alandaki yeni yatırımların ve otel, lokanta ve bir çok işyerlerinin yeni su ihtiyacına paralel olarak, son 10-15 yılda yeraltından kuyular vasıtasıyla kontrolsüz su çekişleri, yeraltı sularının daha süratle ve daha fazla tuzlanmasına ve özellikle bir çok bölgelerde şebekelerden gelen suların artık kullanılamaz hale gelmesine, neden olmuştur.
Bazı siyasi görüşler nedeniyle su yönetimi konusundaki itirazların dışında, su kullanımı ile ilgili bir çok itirazların en büyük nedeni de bundan kaynaklanmaktadır. Her ne kadar da gerekçe olarak başka nedenler ileri sürülse de KKTC gibi bir ülkede bu kadar kıt olan su kaynaklarının, asrın projesiyle gelen Su ile birlikte kontrol altına alınması ve yeraltı kaynaklarının beslenmesine ve halka eşit fiyat ve eşit koşullarda su dağıtımının sağlanması, ve kaynaklarımızın korunması yönünde konan hükümler, yerinde olmuştur.
Ülkemize ulaşan temiz can Su’yunun tüm bölgelere yeni yatırımlarla halka arıtılarak şebekelerin yenilenerek ulaştırılacak olması, ana tesisler ve diğer öngörülen tesislerin yatırımları için öngörülen hükümler de anlaşmanın önemli hükümlerini oluşturmaktadır. Bu kapsamda yağmur suları ile atık suların da değerlendirilecek olması Ülke kaynaklarının korunması ve geliştirilmesini sağlayacaktır. Belediyelerimizin finansman zorluğu içinde olmaları da sisteme girecek olanların yatırım sorunlarını hafifletecek ve arıtılmış temiz suyun dağıtımında, belediyelere ait tesislerin işletmeciye tahsisinden dolayı sağlanacak cirodan % 10 pay verilecektir. Tahsilatla alınacak mahalli vergiler de belediyelere verilecektir. Su işleriyle ilgili belediyedeki memur ve işçilerin tümünün veya çoğunluğunun da bu sistemde işletmeci tarafından istihdam veya ödenmesi sağlanırsa belediyeleri önemi ölçüde rahatlatacaktır. Anlaşma buna imkân tanıyor, yeter ki fiiliyatta da İdare, uygulama esnasında bu konuda işletmeci ile gereğini yapacak önlemler alsın.
Burada görev alacak KKTC Yetkililerinin de yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesinde kontrol ve denetim dahil su fiyatları ve diğer yapılacak ihale sonucu konacak şartların yerine getirilmesindeki görevlerini layıkıyla takip ederek, yerine getirmesi büyük önem taşıyacaktır. Hayırlı olmasını dileriz.
2- Son haftalarda KKTC’de işlenen her türlü ağır suçlardan dolayı demoralize olan, hele bebek cinayetleri ile ilgili çıkan korkunç iddialarla da halkımızın psikolojisini alt üst eden olaylardan sonra, Su anlaşması yüreklere su serpmiştir. Tarafları kutlarız.
Suçsuz, masum bebeklerin iddia edildiği üzere hayatlarının söndürülmesine neden olanların sorgulanmalarının ve soruşturmalarının en erken bir zamanda sonuçlanmasının, ve hakikatlerin ortaya çıkarılmasının, adaletin yerine gelmesi ve halkın vicdanını rahatlatılması bakımından, son derece ciddi ve aciliyeti söz konusudur. Bebeklere, uygulandığı iddia edilen canice davranışlar kan dondurucudur. Failleri olarak yakalanan kişilerin doktor olması ise, özellikle de insanların canını emanet ettiği Hipokrat yemini verenlerden olması ise vicdan sahibi insanlarımızı daha çok şok etmiştir.
Gerek hekimlik mesleği gibi kutsal bir mesleğe, gerekse her meslekte adi ve ağır suç işleyerek mesleklerine ihanet edenlerin, kendi camiaları tarafından da gerekli tepkiyi görmeleri gerektiğini de görmek gerekmektedir. Çünkü toplum bu suçlardan ancak temizlenebilir. Çocuk cinayetlerinden sonra organ mafyaları da türeyebilir. Dolayısıyla her alanda Devletin tüm denetim mekanizmalarının devreye girmesi gerekliliğinin ne kadar elzem ve hayati önem taşıdığının da her alandaki Yetkililerce görülmesi şarttır.
Kontrolsüzlük ve Kayıt dışılık büyük bir felakettir. Her türlü yasa dışı olayların ve adaletsizliklerin ve kötülüklerin kaynağıdır. Dünyada, çağımızda medeni ve hukuk devletlerinde en çok mücadele edilen konu, her alanda devletin kontrolü dışındaki Kayıt dışılıktır.
Dolayısıyla Hükümetlerin ve Meclisin, en büyük zamanını, her gün artan ve ülke huzurunu bozan ahlak ve yasa dışı uygulamalar, şiddet, yakıp yıkmalar ve her türlü yasa dışı huzur bozucu olayların önünü almak için kullanmaları, ve bu konularda her türlü önleme öncelik vermeleri çok büyük önem taşımaktadır.
































