Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ASKER İLE ELÇİLİĞİN KAVGASI VE HÜKÜMETE YAPILANLAR

30 Ağustos törenlerinde sadece askerlerin değil Büyükelçi’nin de tebrik kabul etmesiyle ilgili Siber Siber hükümetinin yaptığı tüzük değişikliği ve elçinin törenlerde askerlerin önünde durmasıyla ilgili gelişmeler aslında perde gerisinde kolay olmamış.

Taraflar 30 Ağustos törenlerinde “uyumlu” görüntüler verdiler ama tüzüğün bakanlar kurulundan geçmesi sürecinde büyük kavgalar yaşanmış.
Önce genel bir bilgi hatırlatması yapalım.
Türkiye’de bu tür törenler askerin uhdesinde ve kontrolündeydi. Gerek kokteyl türü kutlamalar (istediklerini davet ederler, başı bağlıdır diye başbakan dahil birçok siyasinin eşini veto ederlerdi) gerekse resmi geçitler genel kurmay tarafından organize edilir ve Cumhurbaşkanı dahil herkes askerlerin önünde sıraya dizilirdi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Türkiye tarihinde ilk defa “başkomutan” sıfatını kullandı ve bu düzeni değiştirdi.
Başkomutan sıfatıyla 30 Ağustos’ta kontrolü ele aldı, kokteyl tebrikinde eşiyle birlikte durdu ve törenler ilk defa sivil inisiyatifin organizasyonunda yapıldı.
Gelelim bize.
Türkiye’de bu sivilleşme hareketi bize de yansıdı.  Büyükelçilik “büyükelçiler TC Cumhurbaşkanı’nın temsilcileridirler”  kuralından hareketle Kıbrıs’ta da Türkiye’nin temsilcisinin büyükelçi olduğunu dolayısı ile her türlü tebrik ve törende aslında askerlerin değil büyükelçinin Türkiye’yi temsil etmesi gerektiğini ortaya koydu.
Tabii bizde resmi törenleri düzenleyen yasa ve tüzükler var. Bu yasa ve tüzükler Dışişleri Bakanlığı uhdesindedir.
Böylesi bir dönüşümün olması için ilgili tüzüğün değiştirilmesi asker yerine Elçi’nin konulması gerekiyordu.
Konu, Milli Günleri Kutlama Komitesi’nin gündemine getirildi.  Komitede Elçiliğin temsilcileri ile askerin temsilcileri arasında ciddi tartışmalar ve gerginlikler yaşandı. O kadar ki Elçiliğin temsilcileri komiteyi terk ettiler.
Daha sonra konu belli ki Ankara’ya yansıdı, Ankara’nın (Genelkurmay’ın ve hükümetin) istişareleri doğrultusunda malum değişiklik gerçekleştirildi.
Ve bizde de ilk defa Büyükelçi törenlerde ön plana çıktı.

       ***

Bu krizin ardından polisteki terfi krizi geldi.
3 ay önce mülakatları yapılan terfiler bekletildi ve Başbakan ile Başbakan Yardımcısı’nın ve bakanların devir teslim törenleriyle uğraştıkları gün, onların bilgisi dışında açıklandı.
Başbakan konuyla ilgili sert tepki ortaya koydu.
Olayın iki yönü var.
Birincisi yapılan terfilerde ciddi adaletsizlik olduğu.
Başbakan bunun için “mahkemeye başvurun” diye polislere çağrı yaptı.
İkincisi ve daha da vahimi hükümet daha ilk günden “yetkisiz ve habersiz” pozisyona düşürüldü.
Veya hükümete “senin yetkin buraya kadardır”  mesajı verildi.
Peki bunu kim yaptı?

       ***

1974 sonrası Kıbrıs’ın kuzeyinde oluşturulan rejimi değiştirmek kolay olmayacak.
Bu değişim ciddi bir kararlılık ve olağanüstü çalışmalar gerektiriyor.
Hükümet partilerinin bu konuda verilmiş sözleri vardır.
UBP eskisine göre ileri bir noktadadır.
TDP bu değişimin tetikleyicisi olabilir.
Meclis Başkanlığı’na Sibel Siber’in getirilmesi bir şanstır.
Mecliste bu konuyla ilgili çalışan çok değerli hukukçular bulunmaktadır.
Siyasi ve sivil inisiyatif tarihin hiçbir döneminde bu denli hazır olmamıştı.
Bunu heba eden, Kıbrıs Türkü’ne ihanet etmiş sayılır.
Tarih öyle yazar…