Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

AŞI BULAŞTIRMAYI ÖNLEMEZ, PCR ŞARTINI KALDIRAMAZSINIZ…

Kaçınılmaz son, delta varyantına da bulaştık.

“Yok”, “henüz yok” falan derken, gelmemesi mucizeydi zaten.

Sağlık Bakanı Ünal Üstel, “aman korunun” demeye getiriyor. Ve herkesi aşı olmaya çağırıyor…

Geçen gün de yazdık, eldeki aşı miktarı büyük, aşılanan insan sayısı, neredeyse yarısı kadar. İkinci dozu olanlar sadece 92 bin kişi. Bugüne kadar 200 binin üzerinde kişinin iki dozu da olmuş olması gerekiyordu. İnsanlar aşı olmaktan kaçınıyor demek ki…

Ayrıca, her belediyenin bir sağlık ocağı var. Bazılarına aşı yapma izni verilirken, bazı belediyelere bu iznin verilmediğini öğreniyoruz. Bu ne şimdi? Mesarya bölgesi belediyeleri çoktandır aşı yaparken, mesela bir Dikmen’e bu yetki niye verilmiyor? Bunda da mı ayrımcılık…

Bu birinci mesele.

İkincisi; aşı dediğin kişinin sadece hastalığı hafif atlatmasını sağlıyor. Bulaşıyor da bulaştırıyor da.

Bir süreden beridir, ülkeye girişlerde çift aşılılara neden PCR testi yapılmamasını anlayamıyorum. Bu da mı politik?

Bu insanlar bu ülkeye giriyor, hastalığı taşımadıklarının garantisi yok ki? Ha hiç aşı olmamış, ha iki doz olmuş hiç fark etmiyor.

Niye son günlerde vaka sayısında artış var? Çünkü PCR testi şartını gevşettik.

İşte benim mantığım bunu almıyor.

Kapanmayalım, kapanmayı kaldıramayız, tamam, anladık; ama o noktaya gelmemek için en önemli silah şu an için PCR testleri değil mi?

Nüfusunun yüzde 70, 80’ini aşılarsın da, o zaman belki gevşetirsin. Şu anda öyle bir durum yok. Yine de bir rahatlık, bir rahatlık.

İnsanlar aşı olmaya rağbet etmedikleri gibi, koruma, tedbir falan da kalmadı.

Halka “tedbi ralın” diyen Sağlık Bakanı acaba insanların toplu halde bulundukları özellikle kapalı alanlar için ne düşünüyor?

Mesela kumarhaneler…

Yığınla insan geçeleri kumarhaneleri dolduruyor. Hiç duyuyor musunuz baskın yapıldığını falan?

Yoksa onlar zaten yasa dışı oldukları için kontrolün da mı dışındalar?

Her türlü milletten insan yığınlar halinde saatlerce kapalı ortamda bulunuyor, bence günde 60 vaka çok iyimser bir tahmin.

Bu uygulamaya son verilmesi şart.

Testle bile gelenlerin arasından her gün 3-5 kişi pozitif çıkıyor. Adaya girdikten sonra pozitife dönenleri bilmiyoruz bile.

Madem ki kapanmak istemeyiz, o zaman adam gibi denetim yapacaksınız, açık, kaçak bırakmayacaksınız.

Memleket kevgir gibi olmuş, başta Başbakan, Sağlık Bakanı, hepsi hikaye anlatır.

Siz adam gibi görevinizi yapsanız, herkes de uyar. Ama otorite yok ki…

Sonumuz kötü görünüyor. Böyle giderse, o kabus gibi gördükleri seçim öncesi bu ülkeye bir kapanma daha yaşatacaklar. Onu bile akılları kesmez…

 

YERİN KULAĞI VAR

KİMMİŞ BU KIBRISILAR:

Fuat Oktay, “geçmişte KKTC’nin başında bulunan bir şahıs nedeniyle bir dönem sıkıntı yaşadık” diyerek, “Şimdi ilk defa yeni Cumhurbaşkanı’nın seçilmesiyle birlikte başka bir şey de onaylandı. Kıbrıs Türkü, Ada’da federasyon filan istemiyor” ifadelerini kullandı. Sayın Oktay bu kanıya nereden vardı bilemem ama, kimse bana Kıbrıs Türk Halkı federal çözüm yerine ayrılık istediği için Akıncı yerine Tatar’ı seçti demesin. Tatar’ın nasıl seçildiğini, daha doğrusu seçtirildiğini artık bilmeyen yok…

 

KENDİ HALKINA SORSANA BAKALIM:

KKTC halkından destek bulmayan Ersin Tatar, Anadolu’yu gezmeye başladı. Belli bir planın parçası gibi duruyor bu gezmeler. Vatan Millet Sakarya hamasetiyle, dünyaya meydan okuduklarını falan anlatacak, Anadolu insanını galeyana getirecek, destek bulacak. Ne yapmadılar ya bir referandum, sorsalardı KKTC halkına, federasyon mu, iki ayrı devlet mi falan diye. Ne yapmadılar?

 

15 GÜN KALDI:

Gözler 20 Temmuz’da Erdoğan’ın vereceği mesajlara çevrildi. Ülkede şimdiden Erdoğan’ın ziyaretiyle ilgili ciddi çalışmaların yapıldığı gözlerden kaçmıyor. Aylardır mesaj verecek diye duyuyoruz ama ne olduğu konusunda tahminden öte bir şey bilmiyoruz. Örneğin KKTC’nin ilhak edildiğini mi, yoksa İHA ve SİHA’ların artık KKTC’de konuşlanacağını mı açıklayacak? Tatar dün Sivas’ta yine “önemli mesaajlar verilecek” derken bu mesajın ne olduğunu biliyor mu, yoksa o da bizler gibi Erdoğan’ın ağzından mı duyacak…

 

SIKINTI YOKMUŞ:

Erhan Arıklı, “hükümette sorun yok, yeni bakan Çarşamba gün atanacak” diyor demesine de Meclis Başkanı Sennaroğlu, Meclis çalışmalarının verimliliğini etkileyen ana faktörün hükümetin Meclis’teki sandalye sayısı olduğunu söyledi. Yani demek istiyor ki, ‘bu sayıyla, oradan buradan vekil toplamakla bu iş yürümez be arkadaş, artık ben de yardımcı olamam. İnadı bırak da bir an önce ülkeyi seçime götür’…

 

500 MİLYON DOLAR SEÇİM YATIRIMI MI?:

Köylere gidip “kaynak, kaynak” diyor ya Ersan Saner, bunları partisinin toplantılarında söylüyor. Seçim dağıtımı olacağı kaygısı büyük. Benim asıl kaygım, hepimizi altına soktukları 500 milyon doları seçim öncesi dağıtacakları. Muhalefet şükür olsun bu borçlanma konusunda pek rahatsız değil anlaşılan. Daha önce de yazdım, herkes gözünü dört açmalı. Bu kaynaklara müracaat edip de alamayan, çıkıp medyaya bunu duyurmalı…

 

HABERLERİ VAR MI ACABA?:

AB tek kullanımlık plastik yasağını yürürlüğe koydu. “AB uyum yasaları” falan diye atıp tutanlar ne yapıyor? Var mı böyle bir kaygıları? Hiç duydunuz mu? Yok tabii. Şimdi çok meşguller. Kendi vatandaşının canını koruyacak tedbirleri bile almaktan aciz insanlar, doğayı mı düşünecek? Önlerinde seçim var, ‘milleti nasıl kandırırız’ın derdinde onlar…

FOTO GÜNDEM: AYNI KAFALAR: Kalkanlı’daki büyük yangında Türkiye’den helikopter gelmesini 4 saat beklemişler, güneyden gelen yardım teklifini reddetmişlerdi. Başbakan Tatar’dı. Sonradan Akıncı devreye girdi de güneyden uçak geldi. Ama o gecikme, yangının yayılmasına neden olmuştu. O gün nasıl kahrolduysak, bugün de Rum tarafının KKTC’den giden yardım teklifini reddetmesiyle öyle kahrolduk. Lanet olsun bu politikalara. Ondan sonra da kalkıp, iyi niyet önlemlerinden söz ederler. Olmaz olsun. Yanan yandı yine. Sadece geçmiş olsun diyebiliyoruz…

Güney Kıbrıs yangın