Köşe Yazarları

ARTIK HİÇ BİRŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK


Dünyada artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Tabi ki bizde de.  Hiç bir sağlıklı birey artık eskisi gibi düşünmeyecek. Dünyayı saran bu virus hepimizi korkutmuştur. Bundan sonra daha dikkatli yaşayacağız, elimizi de daha çok yıkayacağız. Bazılarımız zor günler için bir miktar para biriktirmeyi öğrenecek. K. virusü kelimesini duyduğumuzda irkileceğiz. Temizlik ürünleri ilk altı ay da çok satacak.  Bazılarımız daha temkinli bazılarımızda  “ bu ölümcül dünyada” lafını daha çok kullanacak ve boşverecek. Belki bir süre meyhane yerine evde buluşulacak.

Belki 20-30 kişi biyolojik silahlar ile ilgili bilgi sahibi olacak.

Kıbrıslı Türklerin çaresizliği en çok konuşulan konulardan olacak.

 

Benim merak ettiğim Dünya insanı ne yapacak? Bir kere bu kriz geçşin  bazı ülkelerde iktidarlar devrilecek. Güven kavramı yeniden tanımlanacak.

 

Herşeyden önce yaşadığımız bu zor günlerin sonunda neler yapmamız gerektiği konusunda naçizane fikirlerimi paylaşmak istedim.

 

Önce ülkenin resmine bakalım;

Bu devlet  bir krizde maaş ödeyemez. Devlet gelirlerinin büyük bir kısmı maaşlara gitmektedir. İthalatımız çok ihracat yok. Yılların sorumsuzluğu sonucu olarak kendi kendine yetemiyoruz. Türkiye’nin de tavrı belli olduğuna göre.

 

DAHA SADE BİR YAŞAMA DÖNELİM

Yazılarımı az çok okuyanlar gelenekçi olmadığımı çok iyi bilirler. Bu talebim eskiye dönmek değil içinde bulunduğumuz çarpıklığın giderilmesi yönünde bir ileri adımdır.

Gümrük yolsuzluğu döneminde arkadaşımla birlikte dosyaları incelerken yurt dışından gelen çeşit çeşit ürünleri görüyorduk. “Buydu eksiğimiz” diye espri yapıyorduk. Neler neler? En çok da yapma çiçek dikkatimi çekmişti. Yani şimdi soruyorum. Bu ülkeye yapma çiçek gelmese ne olacak ki? Birileri para kazanacak diye kaynaklarımızı yurt dışına kaçırmaya gerek varmı? Bir sebeple bir ilkokulumuzun sınıflarını gezmiştim. Özellikle sandalyeler oturulmayacak durumda olduğunu üzülerek görmüştüm. Fütursuzca yapılan Devlet harcamalarını da çok iyi bilen biri olarak hayretler içinde kalmıştım. İşte Dünya’nın başına bela olan sistemin bir küçük kopyası idi bu.

 

Uzmanlarlardan kurulu bir komisyon eşliğinde kısa, orta ve uzun vadeli planların hayata geçirilmesi gerekmektedir.

 

Haddimi aşmadan ekonomi biliminin de (en önemli gelir kaynağımız olan turizm ve üniversiteler) içine fazla girmeden ben diyorum ki; acil olmayan ithalatın ve lüks tüketim malları ithalatının belirli bir süre kısıtlayalım, tüketim kültürünün yarattığı tahribatı azaltmak için kamu yayınları ile insanımızı ve özellikle gençlerimizi bilinçlendirmeye çalışalım, nesnelerin esiri olmaktan kurtulmaya çalışalım,  zirai arazilerimizin envanterinin yapalım, sulu ve kuru ziraatı planlayalım, topraklarımızın değerini bilelim, sağlık hizmetlerini adım adım geliştirelim, temel ihtiyaçlarımızı alabildiğine üretebilmemiz için planlama yapalım, pirinç üretemeyiz belki ama makarna yapabiliriz,

yerel ürünlerimizin geliştirelim ve ihracatı yönunde girişimler yapalım, Devlet gelirlerinin artırılması için kayıt dışı ekonominin kontrol altına alalım, gümrük ve vatandaşlık politikasının yeniden gözden geçirilelim, Devletin İhtiyat Akçe’sini oluşturalım (maaş artışlarından ve uygun görülecek vergilerden kısmi kesinti yapılarak bu fona yatıralım), bu dönem ihtiyaç duyacak insanlar için bir gıda merkezi oluşturalım.

 

Özetle bu koşullarda Devlet serbest piyasa ekonomisine cesurca müdahil olmalıdır.

LEVENT KIRCA BELGESELİ (BİR YUDUM İNSAN)

Nebil Özgentürk’ün gerçekleştirdiği “Bir Yudum İnsan” belgeseli bu kez Levent Kırca’nın hayatını ele almış. Yıllarca “Olacak O kadar” programını keyifle izlediğimiz Levent Kırca’nın hayatını da ayni keyifle izleyeceksiniz.

TEŞEKKÜRLER

Bazı dönemler vardır insanların özverileri çok şey anlatır. Hem onlarla hem de toplumunuzla gurur duymanıza sebep olur. İşte öyle günlerden geçmekteyiz ve bizi onurlandıran bu insanlarımıza teşekkür etmek istiyorum.

Gerek Devlet hastanelerinin doktorlarına, hemşirelerine ve diğer çalışanlarına gerekse Yakın Doğu Üniversitesi’ne bağlı Hastane’lerin dokorları’na ve böyle bir dönemde özveri ile görev ifa etmeleri Kıbrıslı Türkleri fazlası ile mutlu etmiştir onurlandırmıştır yürekten teşekkür ederim.

Bu noktada Hükümet yetkililerine ve ilgili Devlet kurumları çalışanlarına ve  görev ifa eden diğer tüm çalışanlara da teşekkür ederim.

VAHŞİ BÜYÜYENLER

Bu belgeselde genelde vahşi bir şekilde doğası gereği büyüyen 5 tür hayvan yavrusunun serüvenini izleyeceksiniz. Çekim ve görüntüler çok güzel keyifle izleyeceksiniz.

 



Başa dön tuşu