Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ARMUDUN SAPI ÜZÜMÜN ÇEKİRDEĞİ

Sosyal medyada bir dostumuz memlekete su geldiğini yazdı ve çok sevindiğini belirterek, suyu kim idare edecek şeklindeki tartışmalarda armudun sapı ile üzümün çekirdeğinin bir tarafa bırakılmasını istedi…


Yerinde bir istektir.
Ama bizi de iyi anlamamaktır aslında.
Çünkü esas meşguliyet alanımızın armudun sapı ile üzümün çekirdeği olduğu bilinmeyen bir durum olmasa gerek…

Dikkatlerin görüşmelere odaklandığı bir anda,
Sorunun bütünlüklü çözümüne bakılacağı yerde ansızın Maraş gündeme geldiğinde,
İşte o armudun sapıdır…

Ya da,
Bakarsınız her şey yolunda giderken,
Ansızın İngiltere garantörlük meselesini Kıbrıslılara bıraktığını açıklar ya.
Sen misin açıklayan.
Bir tartışmadır başlar.
Gördünüz mü?
Bu görüşmelerden de bir şey olmaz falan.
İşte,
Armudun sapı ve üzümün çekirdeği dediğiniz meşguliyet bunlardır…

Ansızın bakarsınız bir hareketlenme,
Falan kapı ile filan kapı açılsın,
Ki çok doğal isteklerdir,
Lakin hani çözüm olsa bunların hiçbiri olmayacak ya,
Bize üzümün çekirdeği ile uğraşmak kalır…

Görüşmeler sürer,
Umutlar pompalanır,
Derken bir mülk meselesi çıkar,
Ki sanki yoktu,
Ya da hiç gündeme gelmeyecekti,
Gökten inmiş gibi algılanır millet bir birine girer ya,
O tartışmalar armudun sapı ile üzümün çekirdeğidir…

Mesela biri kalktı,
Meclis kürsüsünden “Çözüm para ister, bunu nasıl yapacağız?” diye sordu.
Şimdi,
Sanki her şey olmuş bitmiş gibi nedir bu?
Armudun sapı üzümün çekirdeğidir…

Her şeyde böyle…
Meşguliyet alanımızdır…

Belediyeler yollara bisiklet yolu yapmaktan aciz,
Trafik karmaşası hat safhada,
Ama bakarsınız,
Belediye başkanları senede bir gün bisiklete binip mesaj vermekteler.
İşte o gördüğünüz çok güzel hareketler,
Dereboyu’nda bisikletin üstünde,
Üzümün çekirdeği içindir.
Çünkü yapamayınca geriye çekirdekle uğraşmak kalıyor…

Hani bir yetkili yeni göreve başlamıştı,
İlk işi gidip Girne Limanını gözlemek olmuştu,
Hayret etmişti doğrusu,
Her taraf yıkık döküktü,
Akdeniz’in incisi perişan vaziyetteydi,
Bugüne kadar görmemişti nedense,
Gözlerine inanamıyordu,
Bir de demeç patlattı.
Bu ne biçim rezalet diye.
İşte,
Hayret ettiği şey üzümün çekirdeği değildi aslında,
Ama kendisi besbelli armudun sapıydı…

Mars’ta su bulunduğunda bize de su gelmişti denk düşmüştü.
Marsta yönetim meselesi çıkar mı bilinmez.
Ancak bizim Mars’ta olmamızla mümkün…

Su meselesi ileride ne gibi sorunlara evrilir bilemeyiz,
Ama bizim armudun sapı ve üzümün çekirdeği ile uğraştığımız doğrudur,
Ve bundan pekala memnunuz…