Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Arjantin’in iflası ve alınması gereken ders

1800’lü yılların sonlarında dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi içinde yer alan Arjantin bu günlerde yine zor anlar geçiriyor.

Arjantin başarılı bir ekonomiye sahip olduğu 1990’li yıllarda parasını dolara sabitlemişti. Enflasyon durmuştu. Döviz rezervleri tarihinde en büyük orana ulaşmıştır. Ama bir önemli politika vardı ki o politika büyük oranda göz ardı edilmişti. “Maliye politikaları ile para politikası” uyumsuzluğu. Bu iki politikanın uyumsuzluğu Arjantin’i iflasın eşiğine sürüklemişti ve sonunda 2002 yılında Arjantin iflas etti. Hepimizin bildiği formüller uygulandı. Borçlar yapılandırıldı; bazıları silindi. Bazı alacaklılar ise anlaşma imzalamayıp mahkemeye başvurdular. Anlaşma imzalamayanların büyük bölümü bono sahipleriydi. Toplam tutarı yaklaşık 7 milyar dolar.
2010 yılında Arjantin hükümetinin çağrısı üzerine, borçlarını yapılandıran alacaklılar faiz geri ödemesi hakkını da yapılandırma da kazanmıştı. O devirde alacaklarını Amerikan mahkemelerinde dava açarak geri ödemeleri talep eden büyük oranda bono sahipleri, geçen gün çıkan mahkeme kararı sonucuna göre, kendilerine alacakları ödenmediği sürece diğer borç yapılandırma anlaşması yapan alacaklılara herhangi bir ödeme yapılmaması hususunda hüküm verdi. Bu hüküm Arjantin’i karıştırmaya yetti.  Sorun 7 milyar dolarda. Yani Arjantin kendi onurunu ve gururunu korumak için 7 milyar doları ödemek ve ardından 2010 yılında yapılandırmaya giren alacaklılara anapara ve faizlerin bugüne kadar olan kısmını ödemek zorunda. Ödeyemezse gerçekten bu ay sonu olabilecek olan en kötü senaryo.
Son günlerde akılları karıştıran bir soru ile karşılaşıyoruz. Arjantin’in bu durumu gelişmekte olan ekonomileri etkileyecek mi? Yani Türkiye’yi etkiler ve Türk Lirası bu etkilenmeden değer yitirir mi? Arjantin’in bu durumunun piyasaya etki edeceğini öngörmüyorum. Neden? Çünkü Arjantin devlet bonolarının gelişmekte olan ülkeler bonoları içindeki payı %1,00 civarında olduğu belirtiliyor. Arjantin artık pek dikkate alınmayan bir ekonomi olmuş durumda. Yani Arjantin’in iflas ettiği 2000’li yıllarda ki gibi ekonomik bir ağırlığı yok. Arjantin’e 2001 yılından sonra hiçbir yatırımcı güven duymadı ve yatırım yapmadı. Etki konusu da ben son derece rahatım.
Arjantin konusunu bugün niye tekrar makale yaptım? Aslında bu bir derstir. Gerek insanların kendi aralarında olan sevgili, arkadaşlık, kardeşlik, dostluk ilişkilerinde, gerek siyasi partilerin kendi içlerindeki yapılarda, gerekse ülkelerin yapısal düzeninde demokrasinin öneminin üzerine bir kez daha parmak basmaktır.
Günü kurtarmak, günlük çıkar sağlamaya yönelik hareketler sonunda, insanlar üzerinde ilişkileri bitirir. Ülkeler bazında ise iflaslara neden olabiliyor. İşte Arjantin örneği.