Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Aralık Ayının Bu Günlerini Hiç Sevmem!

Çünkü ulusal mücadele tarihimize “Kanlı Noel” olarak geçti!.. Bugünlere kadar gelirken O meşum yıllar hiç bitmedi!.. “Çözümsüzlük ve  ambargolarla beslendi!..” Siyasi sorun bahanesine sığınılarak, müzakereler süreciyle Türk halkını geçen zamanların çözümsüzlüğüne mahkûm etti!.. Çözümsüzlüğü  Kadersel bir miras gibi nesilden nesile devrederek yılları yıllara gömdü!.. Kim sevebilir ki 1963’ün o karanlık günlerini?

OYSA hiç suçumuz yoktu! Hiç gücümüz yoktu! Hiç ticaretimiz, ekonomimiz, “bizimdir” diyeceğimiz otellerimiz, tesislerimiz, büyük çapta tarımsal üretimimiz hatta yeterince okullarımız hiç yoktu!                                     Tutun ki 120 bin kişilik bir cemaattik!.. “Çaresizdik!.. Fukaraydık!.. En kabadayı ticaret erbabımız  beşi onu geçmiyordu!.. Ötesi  anca Rum’un komisyoncusu olabildiydi! İnsanlarımız aş iş derken Rum’un işçisi olmaktan öte varlık gösteremediği yıllardı!..           İŞTE Rum, bu cemaat esamesindeki Türk halkına saldırdı! Öldürdü, yaktı, kaçırdı, Türk kasaba köylerini  abluka altına aldı, pek çok gerekli emtia ile maddelerin Türk bölgelerine girmelerini yasakladı hem de çocuk mamalarına kadar!

KIBRIS Türk halkı Rum’dan çok çekti hâlâ çektiğince! Yıllarımızı, geleceklerimizi, çocuklarımızın geleceklerini çaldı! Hayatlarımızı kararttı, şimdi de torunlarımıza kadar varan “canlarımızın” hayatlarına kast etmekte! Ambargolar altında ezilip gitmemizi, çözümsüzlükle mahvolmamızı, geçen zaman içinde erimemizi beklemekte!

TESLİM olmamızı bekliyor! Yıllardır Türk halkını bağladığı müzakerelerle oyalamaya çalışıyor! Bir yandan da “kanunsuz devlet, korsan devlet, işgal altındaki devlet” diye diye, bütün siyasi ve ekonomik argümanlarını kullanarak, istediği çözümü kabul etmemiz için dayatıyor!                                                                      Bu nedenle her müzakere sürecini  sabote ederek bir sonrası müzakere ile tüm adanın egemeni olmak yollarında   Türk halkına yapmadığı eza cefa kalmıyor!

BEN  Aralık ayının bugünlerini sevmem! Rum’un geleceğimi kararttığı günlerin başlangıcıdır 21 Aralık Kanlı Noel’i! Hatırladıkça yüreğim sızlar! Hiç suçu olmayan, Rum’un işçisi olmaktan öte hiçbir gücü  bulunmayan bir avuç Türk insanına acımasızca saldıranların bu adada neyi amaçlarını öğrenmek isterseniz alın “Akritas Planını” okuyun! Nasıl bir savaş taktiğiyle kısa sürede Lefkoşa Türk kesimini işgal edip (dolayısıyla  Türk ahaliyi  esir rehineler olarak Türkiye’nin müdahalesine karşı kullanacaklarını) öğreneceksiniz!

HAA!    Çok mu değişti bu Rum! Türk’le adada federasyon ortaklığında, siyasi eşitlikte buluşacak kadar mı?

Hiçbir şeycikler yazmıyorum! Mesela “Allah size akıl izan versin” demiyorum.. Fakat bilin ki Rum’un  adadaki Türk halkına tırnaklık faydası dokunmaz, zararıyla belasından gayrı!                     **********

GELEECEK YILLARIN EKONOMİK SORUNLARI…

Ünal Akifleri iyi tanırsınız.. Kendisi memleketin en eski ekonomistlerindedir ve işinin de ehlidir.. Nitekim yıllar önce, “Türkiye bize para yardımında bulunmakla fenalık yaptı. keşke para yardımları yerine parayı kazanacağımız teknoloji, yatırımlar için olanaklar sağlasaydı” (gibilerinden) görüşleriyle öne çıkan ekonomistlerdendir..

Geçtiğimiz günlerde bir gazetemizdeki röportajında “bu günleri bile aracağız” dediydi Ünal Akifler!” Bu saptamasını da şu tezine dayandırıyordu: “KKTC’de gelir dağılımı adaleti bozuldu! Bu daha çok fakirleşmeyi getirecektir.. Enflasyon zaten çift haneli oluşuyla yukarılara doğru  tırmanırken önümüzdeki dönemlerde fakir daha fakir, sengin daha zengin olacaktır!..”

Akifler alınamayan vergilerden de yakınıyor, buna karşın gümrük vergilerinde indirime gidilmesinin doğru olacağını söylüyor ve  “İki ayda bir verilen hayat pahalılığı şimdi altı aya çıktı” diyor!

Akifler’in döviz karşısında eriyen TL hakkındaki görüşleriyse şöyle: “Dövizden TL’ye dönmek soruna çare üretmez. Birçok alanda ekstra masraf çıkarır.. TL’den çıkmaya çalışsak bu da mümkün değil, kati olarak çıkamayacağımızın cevabını zaten aldık!”              “KKTC ekonomisinde düzelme inisiyatifi görülmüyor. Hayat bulması gereken pek çok önlem için herhangi bir adım atılmıyor diyen Akifler’in gelecek yılla ilgili görüşlerini Köşeme şunun için taşıdım:                             Önümüzde bir seçim vardır. İktidara gelecek olan parti ve partiler önlerinde  2014’lerden bu yanadır önceki iktidarların arkalarında bıraktıkları yığınla sorunu, sosyoekonomik enkazı bulacaklardır!

Bu durumda “hangi parti iktidar olmak ister” diyeceğiz ama seçim kampanyası kıran kırana geçiyor, vaatler de havalarda uçuyor! Ve insan hayret ediyor: Siyasi partilerimiz ne kadar korkusuz ve cesur!                                   Oysa Ünal Akifler gibi ekonomistler çok korkuyorlar gelecek yılla yıllardan…                                                                                                KISACA TAKILDIĞIM: (SEÇİMLER SOSYOEKONOMİK KALKINMAMIZIN ŞAHIDIR!)

Seçim yapa yapa nasıl kampanya yapılacağını da öğreniyor siyasi partilerimiz.. Geçen gün baktım önümde devasa bir tır ne yerlere yollara sığıyor ne göklere! DP’nin seçimler için kiralamış olacağı bir şirketin tırı olmalıydı!

Eh olacak dedim bunlar da! Eğer siz  her yıl seçim yaparsanız elbet yan sanayi de kurulacak! Yarın öbür gün  bakacaksınız  seçim kampanyaları için artık partilerin hazırlık yapmasına bile gerek kalmayacak! Tüm ilanlardan pankartlara, konuşmaların yapılacağı alanlarla salonlara, seçmenleri taşıyacak otobüslerle bilumum reklamlara kadar her bir şeyleri şirketler üstlenecek. Hani vardır ya evlenecek çiftlerin tüm hazırlıklarını yapan şirketler! Öylesi işte! (Yalnız sorun şu olacak: Seçimleri iki üç yılda bire  çıkarırsanız onca işsizliği kaldıramaz, iflas ederler! Bu nedenle ve memleketin sosyoekonomik kalkınması açısından her yıl seçim yapmakta çok büyük faydalar vardır!  Benden fısıldaması, sizden de icraatı gayrı! Ha arada iş de yaparsanız, eh kabulümüz olur yani!