Ben hatırlamadım, facebook hatırlattı.
Hani anıların diye bir şeyler hatırlatıyor ya, geçtiğimiz yıl bugünlerde paylaştığım bir yazımı hatırlattı. İnanılır gibi değil. Sanki bugün olanların işaretleri önceden verilmiş gibi…
Bir kısa özet vereyim, siz de bakın o yazıya, sonra yorumlayalım;
“Dün Meclis’te, Daimi İkamet İzni Yasa Tasarısı’nın görüşülmesi vardı. Komite, Tasarı’yı geri çekmek istediğini bildirdi. Gerekçe, öncelikle “verilebilir” kelimesiyle ilgiliydi.
Komite bunun partizanlığa neden olabileceğini sonradan görmüş ve “verilir” şeklinde değiştirmek için geri çekme kararı almış… Doğrusunu da yapmışlar…
Bunda ne var diyeceksiniz… Daha bitmedi; bu arada, Serdar Denktaş, ‘İnsiyatif kullanma yetkisini kaldıracaksak ne amire ne memura ihtiyaç kalır’ şeklinde bir ifade kullandı ve gerekçeyi haklı bulmadığını söyledi. İşte beni rahatsız eden de bu oldu…
Bıraktım vatandaşlığı, tüm meselelerimizde şikayetler, ‘sistem’ denilen devlet düzeninin, kamu yönetiminin, yasalar ve kurallar bütününün düzgün işletilmemesinden kaynaklanmıyor mu?
Haydi Serdar Bey’in dediği gibi söyleyelim; ‘siyasilerin insiyatif kullanma yetkisinden’ değil mi onca haksızlık, adaletsizlikler..?
İskan’la başladı bizde bu rezaletler… Arsa dağıtımlarından tutun da, vatandaşlıklara, kredilere, kamuda istihdamlara kadar… Hak edenden çok, etmeyen ‘insiyatifle’ mal sahibi oldu…
O yasaları yapanlar, herşeyi inceden inceye düşünmüş, görüşmüş, oylamış, uygulamaya koymuş.
Ama çoğu yasa, kural, tüzük uygulanmamış. Neden..? Hep bu insiyatif kullanma meselesinden…
Bunun adı kimi zaman partizanlıktır, kimi zaman popülizmdir, kimi zaman adam kayırmacılıktır, kimi zaman da şahsi menfaat elde etmedir…
Bugüne kadar yasalara rağmen insiyatif kullanılmış, kamu düzeni laçkalaşmışsa, bir de yasa eliyle insiyatif veremezsiniz…
Eğer geçmişte topluma ve devlete en çok zarar veren bu zihniyetten kurtulmak niyetindeysek, kurallar kesin olacak. Siyasilerin elinde insiyatif kalmayacak… Artık yeter…”.
Yazı özetle böyle. O günden, bugüne bakarsak, siyasilerin o “insiyatifle” neler yaptıklarını görürüz. Yasaları bypass ederek, esneterek, görmezden gelerek, hatta kanuna aykırı Bakanlar Kurulu kararları alarak… Meclis’e gitmekten kaçıp, yasa gücünde kararnamelerle yanlış işler yaparak…
Yaptılar, hem de dibine kadar…
İşte Bakanlar Kurulu kararıyla verilen ve çoğu mahkeme tarafından, bir kısmı da yasaya uymadan verildiği için bizzat kendileri tarafından iptal edilen vatandaşlıklar.
Ne diyeceksiniz şimdi..?
Yine mi icraatlarınız yargı eliyle engellenmek isteniyor..?
Niye o zaman yasanın gösterdiği kurallara harfiyen uymadınız..?
Aceleniz ne..?
Telaşınız ne..?
İnsiyatiften kasıt neymiş anladınız mı..?
Yabancı diplomatlar zamanında rahmetli Denktaş beye “çok fazla geriye bakıyorsunuz” derlerdi.
Onun yanıtı da, “dikiz aynasından bakmazsan kaza yaparsın” olurdu.
Biz de toplum olarak, ara sıra dikiz aynasına bakmalıyız bence…
YERİN KULAĞI VAR
SADECE TOPRAK DEĞİL:
Liderler İsviçre’de toprak konuşacaklar diye karşı propaganda başladığında, “Toprak konusunun tek başına görüşüleceği gibi bir algı var toplumda. Oysa hiç de öyle değil. Toprak konusu, egemenlikle, iki devletin varlığının tescil edilmesiyle ve daha başka bir çok konuyla da bağlantılı….Türkiye ile her adımda birlikte hareket edildiğinden emin olup, sükunetle beklemekte fayda var. Kışkırtmalara gelmemek lazım” demiştik. Cumhurbaşkanı da önceki akşam açıkladı, “Burada, toprak dahil, bütün başlıklar masada olacak ve bunlar dönüşümlü olarak ele alınacak”. Hatta Barış Burcu’nun açıklamasına göre, harita konusu 5’li konferansın tarihinin saptanması kaydıyla, masaya gelecek. Evet, kışkırtmalara gelmemek lazım…
AKEL’DEN ŞARTLI EVET:
AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu olası bir referandumun başarılı olabilmesinin “iki şartı olduğunu”söyledi. Birisi mülklerin iade edilmesi ve özlü toprak düzenlemesi yapılması, diğeri ise güvenlik konusu. Ufukta bir referandum göründü ya AKEL “evet”in “mutlak şartları”nı sıraladı. Tıpkı 2004’deki gibi “Hayır” için gerekçeler…
HUKUKSUZSUNUZ SAYIN KAYA:
Bu ülkenin her türlü imkanından faydalanıp cebini dolduran Burhanettin Kaya, bir de başımıza vurup, hepimize “Allah belanızı versin” demedi mi? Şimdi de çıkmış, ‘rantçı değilim, yatırımcıyım’ diyor. Kardeşim sormazlar mı adama, rant nedir? Avanta… Sana Karaoğlanoğlu’ndaki arazi avantadan verilmedi mi? İkincisi sen dürüst bir yatırımcı değilsin. Yasa dışı bir inşaat yaptın. Sana siyasiler ‘yürü de korkma’ dedi diye, bu kaçak otomatik olarak yasallaşmaz. İşte mahkeme kararı orada. Senin de, sana o cesareti verenin de ne olduğunu söyledi mahkeme; hukuksuzsunuz… Ve bu ülkede biz hukuksuzluk istemiyoruz. Bu kadar…
AĞZINDAKİ BAKLAYI ÇIKARDI:
Elektrik zammını önce internet sitesinde yayınlattılar, ardından iptal edip vatandaşın gazını aldılar. Şimdi ise akıllarındakini hayata geçirmek için düğmeye bastılar. Aslında böyle yapmakla bizi değil kendilerini kandırıyorlar. Herkes yaptığınız o iptalin de düzmece olduğunu biliyordu. Sonunda ağzındaki baklayı çıkaran Atun açıkladı; “Petrol fiyatları arttı, bizde de arttı. Elektriğe artış gelmek zorunda. Başka çaresi yok. Çok Üzgünüm haftaya elektriğe zam gelecek…”.
YAP-BOZ TAHTASI:
Bakanlar Kurulu “koşullu” vatandaşlıkları iptal etme kararı almış. İyi de yapmışlar, çünkü bu iş de maskaralığa dönmüştü. Sağlık ve güvenlik raporları gelmeden golifa gibi dağıttıkları vatandaşlıklar bir bir iptal ediliyor. Önce veriyorlar, sonra iptal ediyorlar. Bu işi de yüzlerine bulaştırıp, yap-boz tahtasına çevirdiler…
BİLDİKLERİNİ OKUYORLAR:
Daha altı ayını bile doldurmayan hükümetin, aldığı her karar yargıya taşınıyor. Ve ne gariptir ki, tümü de mahkemelerce iptal ediliyor. Ancak öylesine kendilerinden geçmişler ki, ne vatandaşın tepkisi, ne de mahkeme kararları onları bildiklerini okumaktan geri bırakmıyor…
ZİRVEDEKİLER
Erçin Şahmaran: “Bizim temel sorunumuz, sorumlu olanların, sorunlu olması. Bu ülkede kurumlar battı, kapandı, kötü yönetim hemen her tarafta sistem oldu. Ne ilginçtir ki bunlar yaşanırken, bir tek sorumlu bulunmadı. Kurumlar geceden, sabaha, durup, dururken sıfır oldu. Hala daha neler yaşandı, kimler sebep oldu bilinmiyor, ya da biliniyor ama bilinmezlikten geliniyor. Ülkeyi yönetenler, ülkeyi, devleti sadece kendinin zannediyor…”.
DİPTEKİLER
Sunat Atun: Türkiye’den kabloyla gelecek elektrikle ilgili tartışmaların şimdi yapılmasını isteyen Bakan Atun, Türkiye’den elektriğin kablo ile muhakkak geleceğinin altını çizdi, “Bu elektrik daha ucuza gelecek. Ama pahalı bile olsa bu elektrik kabloyla gelecek” dedi. Siz kararınızı vermişsiniz zaten Sayın Bakan. Neyin tartışmasını yapacağız söyler misiniz…
































