Köşe Yazarları

Arabacıoğlu’nun işi çok zor

Ülkeyi yönetecek yeni kabine belli oldu. Kabinedeki dört doktor dikkat çekti, bu durum kamuoyunda eleştiri noktası haline geldi. Unutmadan söylemek gerekiyor ki, bu doktor vekilleri de halk seçti. Biz seçtik. Elbette bir bakanın sorumlu olduğu bakanlığın konularını ve sorumluluk alanlarını iyi bilmesi o bakanın avantajınadır. Ancak bu durum o bakanın doğru işler yapamayacağı anlamına gelmez. Bu ülkenin son 20 yılına baktığımızda “en iyi eğitim bakanı kimdi?” sorusuna verebileceğimiz cevapların başında Sayın Mehmet Ali Talat gelir. Sayın Talat’ın Eğitim Bakanlığı’na atandığı dönemde de bazı çevreler “buzlukçu Mehmet Ali’yi Eğitim Bakanı yaptılar” demişlerdi. Dolayısı ile o koltukta ne yapacağınız önemlidir. Gerisi teferruattır.

Yeni hükümette eğitimi bir doktor yönetecek. 1983’te kurulan KKTC’de daha önce hiç doktor eğitim bakanımız olmamıştı. KKTC öncesi dönemde şimdiki Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu 1976-77’de Eğitim Bakanlığı yapmıştı.
KKTC’nin ilk doktor Eğitim Bakanı Dr. Mustafa Arabacıoğlu son dönemde zor görevlere talip olmayı tercih ediyor. Bilindiği gibi son yapılan Lefkoşa Belediye Başkanlığı seçimlerinde de büyük sorunları olan Lefkoşa’yı yönetmeye de talip olmuştu.  Aslında bir önemli nokta da Demokrat Parti’nin bugüne kadarki hükümet ortaklığı dönemlerinde hiçbir zaman eğitimi yönetme erkine ulaşamamış olmasıdır. Demokrat Parti’nin eğitimde bir acemilik dönemi yaşayacağı kesindir. Umarım bu durum eğitimi olumsuz etkilemez. İlk kez bir Demokrat Partili eğitim bakanı eğitime yön vermeye çalışacak. Tabii burada vurgulamakta yarar vardır. DP artık DP değildir. Bir de UG’si vardır. Demokrat Parti’nin UG eklentisi eğitime ne oranda etki eder, Bu UG eklentisi Arabacığlu’na ne kadar ayak bağı olur, onu yeni dönemde göreceğiz. Çünkü UBP zihniyetinin, eğitim bilimine ters ve tamamen siyasi kaygılarla aldığı kararların sonuçları bugün eğitimde “sorun ve olumsuzluk” şeklinde geri dönüt olarak karşımızda duruyor. Dolayısı ile Arabacıoğlu UBP zihniyetinden uzak bir ekiple yola çıkmasında yarar vardır.
Genel anlamı ile yeni hükümeti zor bir görev bekliyor. Halkın beklentisi bu hükümetin reform hükümeti olması yönündedir.  Yeni hükümetin en az ekonomi kadar başını ağrıtacak ve reform isteyen konuların başında da eğitim geliyor. Sayın Arabacıoğlu’nu siyasette bugüne kadar bıraktığı izlenim; Dürüst, realist, zoru seven ve sorun çözmeye odaklı olmasıdır. En azından benim izlenimim budur.  “Doktordur ne anlar eğitimden” anlayışı olanlardan değilim. Önemli olan Arabacıoğlu’nun doğru ekibi kurması ve eğitim bilimi ışığında hareket etmesi başarıya giden yolda önemli bir adım atmasını sağlayacaktır.
Eğitimde reform ancak katılımcı bir anlayışla, tüm paydaşlarla birlikte oluşturulacak yeni bir bilimsel eğitim politikası ile mümkündür. Aslında buna devlet politikası da denilebilir. Her gelen iktidar partisine göre değiştirilen, iktidar partisinin farklı bakanların bile farklı uygulamalarının olduğu bir eğitim yönetimi bizi hedefe ulaştırmaz. 2009-2013 yılları arasındaki dört yıla üç bakan sığdıran, Kolej Giriş Sınavı’nı dört yılda dört kez değiştiren bir anlayışın ardına Arabacıoğlu’nun işi çok zor.
İşte bu noktada zoru seven Arabacıoğlu’nun UBP hükümetleri döneminde hep unutulan Eğitim Şurası’nın katılımcı bir anlayışla çağırması ve önümüzdeki dönemdeki hedefleri belirlemesi gerekiyor. 
Sayın Arabacıoğlu, koltuğa oturur oturmaz, karşısında ilk bulacağı sorun öğretmen sorunudur.  Birçok okulun öğretmensiz açılacağı kesindir. En erken bir zamanda nakillerin onaylanması ve yeni münhallerin açılması gerekmektedir. Bu işin yapılma süresi ne kadar kısalırsa çocuklarımızdan çalacağımız eğitim süresi de o kadar az olur. Arabacıoğlu’na küçük bir uyarı daha… Eğitim Bakanı’nın öğretmen sendikaları ile iyi geçinmesi, onlarla birlikte çalışması her zaman eğitimin ve bakanlığın lehine olmuştur.
Bugüne kadar “ben yaptım oldubitti” anlayışı eğitimde doğru sonuçlar vermemiştir. Dolayısı ile eğitimde katılımcılık önemlidir. Sorunların birlikte göğüslenmesi bir taraf üzerindeki yükü azaltır.
Zaten CTP-DP hükümeti reform iddiası ile hükümet ortaklığı yapacaksa, halktan kopuk, halka rağmen bir şey yapması mümkün değildir. Eğitimde de durum budur. İnsanı merkeze alan bir eğitim anlayışı ancak başarıya ulaştırır.

 

Test çözme, üst düzey düşünmeye engel

KKTC ve Türkiye gibi sınav odaklı bir eğitim sistemine sahip ülkelerde “test çözmek” pek çok öğrenci için en sık kullanılan ve en doğru kabul edilen yöntem olarak dikkat çekiyor Ancak uzmanlara göre öğrenciler bu sistemle üst düzey düşünme becerisi gerektiren durumlarda başarısız oluyor. Aileler ise bu sorunu anlamıyor ve “dikkat eksikliği” diyor. Halbuki durum öyle değil… Çocukların ilgisi test çözmek yerine başka bir alanda olduğu anlaşılıyor.
Milliyet Gazetesi’nde yer alan haberde, bu tür sorunlar karşısında 4 yıl çalışarak GeniuSpy düşünme becerileri programını geliştiren eğitim danışmanı ve “Karanlıkta gol atmak” isimli kitabın yazarı Fırat Ataklı, bireyin bilişsel işlevlerini dengeli ve tutarlı bir biçimde geliştirerek potansiyellerinin zirvesine çıkabileceğini savunuyor. Ataklı GeniuSpy adını verdikleri programla öğrencilerin düşünsel alt yapısını kuvvetlendirdiklerini belirterek “Rahatlıkla söyleyebiliriz ki değişen sınav ve eğitim sistemine karşı bağışıklık kazanıyorlar” diyor.
GeniuSpy programını Finlandiya, Almanya ve Güney Koreye’de yaptıkları incelemeler sonucunda geliştirdiklerini aktaran Ataklı “3- 14 yaş arası çocuklarla çalışarak bu işe başladık. Bu yaş grupları için 8 farklı program tasarladık. Hedef kitleniz çocuklar olduğunda en önemli boyutunuz duygusal boyut oluyor. Öğrencilerin olumlu yönlerini görür, takdir eder, öğrenci yanımızdayken anne babayla paylaşırız. Çocuklar GeniuSpy’a geldiklerinde bilişsel değerlendirmeye alınırlar. Bu değerlendirme sonrası her çocuğun programı özelleştirilir, aileye süreli değil sürekli destek verilir. Çocuğu GeniuSpy’a gelen bir aile, öğretmen rolüne girmeden çocuğuna nasıl katkı sağlayabileceği konusunda danışmanlık alır. Öğrenci bir modülü 32 oturumda tamamlar. Bilişsel değerlendirme sonucuna göre bir öğrenci haftada en az bir en çok üç kez merkezimize gelerek çalışmalarını yapar. Programı almış öğrencilerin sosyo duygusal anlamda ne kadar geliştiklerini ve sınavlarda da ne kadar başarılı olduklarını gördük. GeniuSpy ekibi olarak çocukların doğru eğitimle hayatlarını çok daha nitelikli hale getirebileceğimizi biliyoruz. Bu inançla kararlı ve sağlam adımlar atarak ağımızı genişleteceğiz” dedi.

Aileler sorunu bilmiyor “dikkat eksikliği diyor”
Ailelerin çocukları hakkında dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü ve hiperaktivite şikayetleriyle geldiğine dikkat çeken Ataklı,”Hem eğitimciler hem veliler bu tanımlamaları sıklıkla kullanıyorlar. Bize gelen pek çok aile de çocuğunun dikkatsiz olduğunu düşünüyor. Öğrencilerle sohbet ediyoruz, onlar da kendilerini dikkatsiz olarak nitelendiriyorlar. Ancak bilişsel değerlendirmeyi yaptığımızda çoğu zaman görüyoruz ki sorun dikkatte değil, bambaşka bir alanda. Sıralı yönerge takibi, strateji üretme, bilgiyi alma ve nitelikli ürüne dönüştürme gibi konular asıl sıkıntının yaşandığı yerler olarak karşımıza çıkabiliyor. Biz bu nedenle çocuğunun dikkatsiz olduğunu düşünen ailelere ‘Emin misiniz? Bir daha düşünün’ diyoruz.”

 

Eğitimde Toplam Kalite Yönetimi Uygulamaları

Yazar: Berna Bridge
Yayınevi: Beyaz Yayınları
Konu: Bilgiye erişmenin çok kolaylaştığı, hangi bilginin, ne şekilde kullanılabileceğinin elenmesinin zorlaştığı küreselleşen dünyamızda eğitimsel değerler de hızla değişmektedir. Toplam Kalite Yönetimi bu hızlı değişim devrelerinde eğitim kurumlarının kendilerini etkin yönetmeleri için kullanabilecekleri uygun bir felsefe ve metodolojidir. Yöneticiler, bir vizyon geliştirip kurumun kültürel değerlerini paylaşımcı çalışmaya yönlendirecek bir ortam yaratmalıdır. Bu kitap etkin eğitim kurumlarında başarılı çalışmalar yapmak isteyen eğitimci ve yöneticiler için pratik bir el kitabı niteliğinde hazırlanmıştır.

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı