Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“Anlayın ey ehl-i vatan”

Burak Karataş

Ocak ayı ülkemiz için önemli iki insanın vefatına denk geldiğinden bir matem havasında geçer. Yani devlet büyüklerimiz öyle olmasını isterler ama birinin üzerinden 41 sene, ötekinin üzerinden ise 13 sene geçtiğinden olsa gerek, ortaya çıkan manzaralar hiç de öyle değildir. İnsanlarımız üzülmek ve anlamak yerine sıkılmayı ve geçiştirmeyi tercih ediyorlarsa bunun kökenini olaylarda değil, olgularda aramak gereklidir.

“Ölmedi, kalbimizde yaşıyor” lafı çocukken bile beni etkilememiştir çünkü saçma bir slogandır ama etkilenen varsa saygı duymakla mükellefiz. Şunu tartışmalıyız: Aradan geçen bunca zamanda, gerek basın ve gerekse devlet eliyle propagandaya hız vermek haricinde ne gibi başarılara imza atabildik?

Öyle ya, tarihle bağ kurabilmek için bugünün anlamlı bir noktaya işaret etmesi gereklidir.

***

Tersten soralım, tarihi irdeleyelim: İnsanımız, vatandaşlarımız Dr. Fazıl Küçük’le ve Rauf Raif Denktaş’la ne kadar haşır neşir bir konumdadırlar? Bu kişileri biliyorlar mı? Bu kişilerin iyi tanındığını iddia edebilir miyiz?

“Çok iyi bildiğini” gözümüze sokmaya kalkan birileri, eksik ve güdük bir propaganda bilgisi harici ne denli bir bilgiye sahiptirler? İster muhalif olsun ister muvafık, teşhisi eksik yapmak ata sporumuzdur ve bu, malum grupları da şaşırtan bir milli özelliğimizdir.

Bilgisine, fikrine, anlayışına çok güvendiğim rahmetli bir tarihçimiz, merhum Küçük’ü tarihteki yerine bırakmamız ve bilhassa merhum Denktaş’ı iyice analiz etmemiz gerektiğini sıkça söyler dururdu. İsmini vermeyeyim de kıyamet kopmasın ve de vakvaklar ürkmesinler.

Ancak şurası kesin: Denktaş da Küçük de sevapları ve günahları ile bu toplumun lehine çalışan kişilerdi. Herhalde şu günkü halimizden memnun kalmazlardı. Fikirlerine katılalım ya da katılmayalım, uyduruk anma etkinliklerinden ve beylik laflarla dandik propagandadan uzaklaşıp soğukkanlı ve ayakları yere sağlam basan bir tetkike şiddetle ihtiyaç duyuyoruz.

Bunu o tarihçi de görmüştü ve bir Denktaş muarızı olmasına mukabil böylesi cesurca konuşabilmişti.

Koskoca bir toplumda cesur olabilen tek bir aydın mı çıkarabildik?

Anılarına saygıyla…