Barış isteyenler, istemeyenler. “Derhal çözüm olmalıdır” diyenler veya “KKTC ile devam edelim” diyenler, herkes ama herkes aşağıdaki bilgileri bir tarafa not etsin. Olsa da olmasa da (barış veya çözüm veya KKTC) bu bilgilere ihtiyaç olacak derim;
Rum tarafı yüzde 28.2 üzerinden bir harita sundu. Türk tarafı ise yüzde 29.2 teklif etti. Düz bir şekilde bakıldığında aradaki fark yüzde birdir ve bırakınız Anastasiades ile Akıncı’yı, sıradan vatandaşlar Ali ile Yorgo bile bu rakamlar üzerinden bir uzlaşmaya varabilir. Kıbrıslıların deyimi ile “hade toka” deyip yüzde 28.7 üzerinden konuyu bağlayabilirler.
Ve dolayısı ile ortaya bir harita çıkar. Çıkan harita Annan planındaki haritandan da pek farklı olmaz.
Yani anlayacağınız Kıbrıs sorununun en zor tarafı olan toprak ve harita ile ilgili sorun aşılır. Bunun karşılığında Anastasiades de dönüşümlüğü başkanlığı kabul eder ve geriye garantiler sorunu kalır.
Garantilerde, zaten Türk tarafı (Türkiye dahil) 1960 Garanti ve İttifak Anlaşmasının lağıv edilmesini kabul etmişti.
Bu açılım Rumların “bu devirde köhnemiş bir garanti anlaşmasına gerek yoktur” konseptine uygundu.
Topyekün Rumların Türkiye’nin garantörlüğünü istemediği bir gerçektir.
Fakaatt…
Topyekün Kıbrıslı Türklerin de Türkiye’nin garantörlüğüne ihtiyaç duyduğu da bir gerçektir.
Bu konuda dış güçler devrededir.
Malumunuz üzerine Türkiye, Yunanistan, İngiltere, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler.
Bana gelen bilgiler garantiler konusunda biz uzlaşmaya varıldığı yönündedir.
Sorun çıkaran kısım Yunanistan’dır ve Almanya’nın yani Merkel’in Çipras’ı ikna etmek için devreye girdiği kaydediliyor.
Bu açıdan bakıldığında bir anlaşmaya çok yakınız.
Şu anda Cenevre’de devam eden görüşmelerde bir anlaşma çıkmasa bile, örneğin 15 gün sonra yeni bir zirvede Erdoğan ve Çipras’ın da katılımıyla, bir referandum tarihi açıklanabilir.
“Erdoğan müdahale etmezse bu masa dağılacak” demek isterim ama bizim buralarda o kadar Erdoğan karşıtı var ki!!!
“Çipras devreye girmezse sonuç alınmaz” diyeceğim ama Güney’de ve Yunanistan’da o kadar Çipras karşıtı var ki!!!
***
Gelelim yazının başında belirttiğim bilgi notuna;
Taraflar eğer yüzde 28.7 üzerinden haritada anlaşsalar bile geriye kalan en büyük sorun Kıbrıslı Rumların yüzde kaç oranında Kuzey’deki topraklara döneceğidir.
Yüzde 28.7 yani yüzde altı buçuk iade edilecek topraklarda elbette söz sahibi Kıbrıslı Rumlar olacaktır.
Peki Kıbrıslı Türklere ne kalacaktır?
Kıbrıs Türk Devleti’nde kalacak olan şahsi Rum malı bir milyon dönüm civarındadır.
Annan planında üçe bir formülü uygulanmış (ret cephesi üçün biri diye bunu alaya almıştı) ve Kuzey’de kalacak bir milyon dönüm toprağın iadesini Türk tarafı kabul etmişti.
Fakat buna bir takım şartlar koymuş ve örneğim on dönümün altındaki toprak bölünemez, iade edilemez şartı koymuştu.
Kuzey’deki bir milyon dönüm toprağın yaklaşık 100 bin dönümü inkişaf edilen topraktır.
Yani yüz bin dönüm üzerine ev, apartmanlar, fabrikalar, oteller, üniversiteler ve saire yaptık.
50 bin dönüm üzerine de yollar, parklar, devlet daireleri ve saire yaptık.
Geriye kalan 850 bin dönüm boş arazı ne olacak?
İşte Cenevre’deki pazarlıklarda bence en büyük açmaz budur.
Markulli başkanlığındaki Rum mülkiyet heyeti 850 bin dönümün iade edilmesini istiyor.
Bunun yapılması halinde hem iki kesimlik ortadan kalkacak hem de Kıbrıs Türkü mülkiyetsiz kalacak.
Bence esas problem de bu noktadadır.
Bu sorun çözülmezse değil Cenevre’de hiçbir ortamda hiçbir anlaşmaya ulaşılamaz…
































