Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ANLAMAK ZOR MU?

Erdoğan Özbalıkçı

Günlük hayatta olsun, devletlerin uzun vadeli çıkarlarında olsun, temel doğru geleceği tahmin edip, o hedefe doğru hangi adımların atılacağını tespit etmektir.

Gerek Rumların, gerekse Türklerin  bu konularda çok başarısız olduklarını hayat daima göstermiştir.

Kıbrıs’taki Katolik egemenliği döneminde, Ortodokslar çok yoğun baskılar  altındaydılar.

Dönemin en güçlü FEODAL DEVLETİ olan Osmanlılar, ORTODOKIS PAPAZLARDAN birçok kez  davetler almışlardı.

Sultan analarının çoğunun Ortodoks  olmalarından cesaret alan Kıbrıs’ın Ortodoks papazları birçok kez Osmanlı sultanlarına yazdıkları mektuplarla, Osmanlı’yı Kıbrıs’ın fethine davet etmişlerdi.

Osmanlı Kıbrıs’ı ele geçirince, Kıbrıs’taki İŞBİRLİKÇİLERİ olarak  ORTODOKS PAPAZLARI seçtiler

Ortodoks papazlara VERGİLERİ TOPLAMA YETKİSİNİ VERDİLER.

Bu yetki 1820 yıllarına kadar sürdü.

Daha Sonraları, dünyadaki milliyetçi akımların yükselmesiyle birlikte, Kıbrıs PAPAZLARI Yunanistandaki Etniki Ederiye (Milliyetçi Akım) ın çizgisini destekleyerek, Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlama(ENOSİS) Hayali peşinde koşturdular.

Osmanlılar bu hamleye karşı, adaya KÜÇÜK MEHMET’in kumandasında asker göndererek Başpiskobos Kipriyanu ve ayaklanmayı destekleyenleri astırdı.

Osmanlı ile Kıbrıs Rumları arasındaki en büyük kırılma, Kipriyanu’nun asılmasıyla başladı.

Vergi toplama yetkisini Kiliseden alan Osmanlılar, bu yetkiyi sivil memurlarına verdi.

Hristiyan olarak kalacaklara vergileri yükseltti. Müslümanlığı seçenlerden ise sembolik vergiler almaya başladı.

Birçok akıllı Hristiyan Müslümanlığı seçti.

1950 lere gelince Kıbrıs Rumları Yunanistan’a bağlanmak için yeniden  örgütlenmeye başladı

Yunanistan iç savaşında İngilizlerin safında BAY X olarak çarpışan Grivas adaya gelerek sözüm ona İNGİLİZLERE KARŞI kurtuluş mücadelesini Makarios’la birlikte örgütlemeye başladı.

Diğer taraftan İngilizler de fakir Türk gençleri arasında OKSİDARİ denilen bir teşkilat kurdu.           Bu teşkilatı Rumların üzerine saldı.

Türkler de   Rumlar da İngilizlerin meşhur “BÖL VE YÖNET”  tuzağının elemanları oldular.

Kurdurulan 1960 Cumhuriyeti içinde her iki toplumun kardeşçe bir arada yaşaması sağlanacağına, her iki taraf da kendi emelleri doğrultusunda örgütlenmeye ve silahlanmaya devam etti.

1963-1974 döneminde Rumların Kıbrıs Türklerine düşmanlık politikalarının sonuçları, ADANIN İKİYE BÖLÜNMESİNe yol açtı.

Gerek Annan Planına gerekse Montana çerçevesine HAYIR DİYEN Rumların hiçbir kazancı olmadı.

Federasyon tezi ile dünyanın sempatisini KAZANAN KIBRIS TÜRKLERİ ise “EŞİT EGEMEN İKİ DEVLET” POLİTİKALARINA DÖNDÜKLERİ günden beri devamlı kaybeden taraf oldular. Türki Cumhuriyetlerin bile desteklerini kaybettiler.

Kıbrıs’ta her iki toplumun kazanacağı bir politika olan FEDERASY7ON TEZİ GERÇEKTEN DESTEKLENMEDİKÇE , her iki taraf da KAYBETMEYE DEVAM EDECEKTİR.

B u kadar açık bir gerçeği         GÖREMEMEK ÇOK MU ZOR?