Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ankara ve TÜRKSOY…

Haldun Taner Yılı açılışı ve TÜRKSOY Basın Ödülleri Töreni için 3 gündür Ankara’dayız…

Ankara belki de birçoğumuza sıkıcı, yerleşik düzenli yapısıyla ve de memur kesimin yoğun olarak yaşadığı, soğuk ve keskin kış geceleri ile cazip gelmeyebilir. İstanbul gibi bir metropol varken, sırf seyahat için Ankara’yı tercih edene zor rastlarsınız…
Ancak Ankara’nın bende apayrı bir yeri var…
1970’li yıllarda üniversite hayatına başladığım ve öğrenci olaylarının tavan yaptığı, neredeyse her gün çatışmaların yaşandığı, gencecik insanların öldürüldüğü bir kent Ankara. Ama o dönemin tüm olumsuzluklarına rağmen, 38 yıllık hayat arkadaşımı tanıdığım bir yer olduğu için bende çok özel bir yeri var Ankara’nın…

Soğuklar hariç, şimdilerde 1970’li yılların Ankarasından eser yok. Belki yeşili biraz daha azalmış ama özellikle de belediyecilik ve modernleşme anlamında epey yol kat etmiş. Kısacası Ankara ne o 1970’lerin Ankarası, ne de biz o dönemlerin insanıyız… Zaman hepimizi de çok değiştirmiş…
Ankara’da bulunma nedenimiz, Havadis Gazetesi’nden bendenize ve Kıbrıs Gazetesi’nden Ahmet Tolgay’a verilecek olan TÜRKSOY Basın Ödülü’nü almak… Bizimle birlikte, Makedonya, Kırgızistan, Başkurtistan, Dağıstan, Kazakistan, Tataristan, Azerbaycan, Hakasya’dan 18, Türkiye’den 5 gazeteci de ödül alacak…
1992 yılında kurulan TÜRKSOY, Türk dili konuşan ülkelerin kültür ve sanat alanlarında iş birliğini sağlayan, üye ülkelerin yönetimine, iç ve dış politikalarına karışmayan uluslararası bir teşkilat…
Merkezi Ankara’da bulunan TÜRKSOY, faaliyetlerinde ve uluslararası ilişkilerinde temel insan hak ve özgürlüklerinin korunmasını esas alan bütün resmi ve gayri resmi kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapmakta. Amaçları, görevleri ve çalışma alanları itibarıyla UNESCO ile örtüşen TÜRKSOY, kendi coğrafyasında UNESCO işlevini yürütmekte. Bu yönüyle, Türk dili konuşan ülkelerin milli dirilişine, devlet yapılanmasına ve demokratikleşme sürecine katkı yapıyor…
Ankara’nın karlar altındaki görüntüsü ve iliklerimize kadar işleyen soğuk havaya karşın, birlikte olduğumuz bu insanların sıcaklığı bizi ısıtmaya yetti. Geride kalan 3 gün içerisinde özellikle Başbakanlık bünyesindeki Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile özellikle son zamanlarda Suriye ve Irak’tan gelen mültecilerle adını sıkça duyduğumuz Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı ziyaretlerimizde gördüklerimiz ve bize yapılan profesyonel sunumları izledikten sonra, Türkiye’nin kurumsal büyüklüğünü, 32 yıl geçmesine rağmen KKTC’nin de “devlet olma” yönünde bir arpa boyu yol gitmediğini üzülerek gördüm…

TÜRKSOY’un bu yıl verdiği ödül, 1986 yılında ölen öykü ve oyun yazarı usta sanatçı Haldun Taner anısına… Haldun Taner, hepimizin yakından bildiği “Keşanlı Ali Destanı” oyununun yanı sıra, Türk ortaoyunu ve tuluat tiyatrosu öğelerinden de yararlanarak toplumsal olayları alaylı bir dille eleştirdiği oyunlarıyla büyük başarı kazanmış, Türk tiyatrosunun temel taşlarından…
Dedim ya, Ankara birçoğumuz için sıkıcı ve soğuk olabilir ama özellikle gençlik günlerimin geçtiği, acı tatlı birçok anılarımın bulunduğu bu yerlerde bulunmak, hele de böyle bir sanatçı anısına ödül almak, her şeye değer sanırım…
Son 3 gündür Ankara’da başta Dışişleri olmak üzere, özellikle yurt dışı Türklerle ilgili birçok kuruluşu ziyaret edip, Türkiye’nin yurt dışında yaşayan soydaşlarına yönelik düşünce ve eylemlerini dinleme fırsatı yakaladık… Bir anlamda, Türkiye’nin temel meseleleriyle ilgili havayı kokladık. Bunları da sırası geldiğinde yazarız.
Ve bir başka gerçek, adadaki seçim atmosferinden, adayların tartışma ve suçlamalarından birkaç günlüğüne bile uzak kalmak iyi gelecek. Bizim şansımızdan mıdır nedir ama bugünlerde Ankara’nın gündemi, “Süleyman Şah Türbesi”… Ziyaret ettiğimiz kurumlarda 19 Nisan’da yapacağımız cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili birkaç meraklı dışında ilgilenen pek yok gibi. Belki de kendi sorunlarından, bizde yaşananlara bakmaya fırsat bulamıyorlar. Biz bahsetmesek, bizim seçimleri ne kimsenin soracağı vardı, ne de ilgi göstereceği. Belki yalan gelecek ama adayların kimler olduğunu bile bilmiyorlar ya da umursamıyorlar…