24 Aralık 2003 gecesiydi. Ailecek o akşam erken yatmıştık. Saat 24.00 civarı telefon çaldı. Telefonda eski dostum sosyal antropolog Yiannis Papadakis vardı. Sesi neşeli bir tondaydı: “Mete çabuk gel Ledra Palas barikatındayım. Sana bir sürprizim var.” “Ne oluyor acaba?” diye düşünmeden giyinip barikata gittim. Bir de ne göreyim Yiannis, Noel Baba kıyafetiyle beni bekliyordu. Polislere de taşıdığı torbadan çıkarttığı oyuncak su tabancası gibi hediyeler dağıtmaktaydı. Aynı anda da orada duran bazı turistlere kahkahalar atarak su fışkırtmaktan geri durmuyordu. Polisler ne yapacağını şaşırtmıştı.
Yiannis Nisan 2003’de kapılar açıldığında Kuzey’e geçen ikinci Kıbrıslı Rum’du. O zaman da yine beni aramış ve onu bulunduğu yerden almamı istemişti. “Neredesin?” diye sorduğumda, “nerde olabilirim? Bir kitapçıda kahve içiyorum” demişti. Evet Kuzey’e geçtikten sonra Işık kitapevini bulmuş ve Nahide ona kahve ısmarladıktan sonra telefonunu kullandırmıştı. İşte böyle candan birdir Yiannis. Kıbrıs sorunuyla ilgili “Ecos from the Dead Zone” adlı kitabı, Bilgi Yayınlarından Türkçeye de çevrilmiştir. Herkese tavsiye ederim.
Yiannis o akşam Güney’den Kuzey’e geçen ilk Noel Baba olmuştu. “Artık tarihe geçtim Mete!” demişti. Onu bütün akşam restoran restoran dolaştırmış ve getirdiği hediyeleri dağıtmasına yardımcı olmuştum.
Nereden geldi Yiannis aklıma şimdi diye sorabilirsiniz. Geçenlerde Polonyalı bir gazeteci arkadaş Kıbrıslı Türklerin Noel’i nasıl kutladıklarını sormuştu bana. Ben de bizim daha çok Yılbaşını kutladığımızı ve Noel ağacına bile “yılbaşı ağacı” dediğimizi. Yılbaşı geceleri bazı otellerin hala daha Noel baba çıkartarak yeni yıla girdiklerini anlatmıştım ona. Geleneksel Noel yemeği hindiyi de biz Yılbaşı akşamı yemeyi adeta bir gelenek haline getirmiş durumdayız.
Neyse benim Noel Baba ile ilk karşılaşmam Köşklüçiflik’teki Süheyla Hanım’ın anaokulunda bize hediyeler dağıtan bir BM askeriyle olmuştu. Kızılhaç ve BM askerleri tarafından o dönemde, 1963 yılından beri abluka altında yaşamaya zorlanmış Kıbrıslı Türk çocuklarına şirinlik yapmak için yapılmış bir hareketti. Kocaman bir BM askeri Coca Cola, Noel Babası olarak bilinen kırmızı kostüm ve takma beyaz sakallarıyla gelmişti bizi ziyarete. Tabii o zaman biz onu Ayvasili (Rumca’dan geliyor) olarak biliyorduk.
Daha sonra 1968 yılında o dönemin sınır kapıları açıldığında Uzun Yol dediğimiz Ledra caddesinde birçok başka Coca Cola kıyafetli Noel babalarla tanışacaktık. Süslenmiş cadde ve hisar altındaki ışıklandırılmış kocaman çam ağacı bizi çok etkilemişti. Neden bilmem hala daha anılarımda Süheyla Hanım’ın anaokulunu ziyaret etmiş olan Noel Baba’nın “ho ho ho” sesleri kaldı. Fakat bu ziyareti berrak bir şekilde hafızamda tutmama rağmen, ne tür bir hediye aldığımız bir türlü hatırlayamıyorum.
BM askerleri bize ne tip bir hediyeyi uygun görmüşlerdi acaba?
































